Blog Archive

Saturday, June 19, 2010

Yenilenebilir enerji yatırımları serbest, rekabetçi ve yatırım güvenli ortamda gelişir

İTÜ Öğretim Üyesi, Yalova Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Filiz Karaosmanoğlu sektörü değerlendirdi. İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi, Yalova Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof.Dr. Filiz Karaosmanoğlu yenilenebilir enerji sektörünün mevcut durumunu ve atılması gereken adımları değerlendirdi.

Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı yatırımlarına olan ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu sektöre yönelik finans kaynaklarının bulunmasında zorluklar yaşanıyor mu?

Yatırım ilgisi iki koldan ilerliyor. Enerji üretip satmak ile kendi enerjisini üretmek.Bu ilgi bence mükemmel.Çünkü enerji, küresel anlamda önde giden yatırım alanı. Büyük küçük yatırımcılar uğraş veriyor. Sanayicimiz maliyetini azaltmak üzere, kendi elektrik ve ısısını elde ederek üretim maliyetini düşürmek, dünyada rekabet edebilir konumda olmak istiyor. Yeni yatırım alanı olarak da iş dünyası enerjiyi, yenilenebilir enerjiyi öncelikle seçiyor. Çünkü bu yatırımlarla sadece yeşil elektrik, yeşil motor yakıtları satışı ile değil, yanı sıra karbon ticareti gibi yeni alanlarla da kazanca ulaşılabilir. Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı yatırımlar yeşil ekonominin temeli. Türkiye yenilenebilir enerji kaynak potansiyeli, kaynak çeşitliliğimiz ve güzel ülkemizin coğrafi ve stratejik konumu yatırımlar için dikkate değer bir itici güç. Ancak mevcut yatırım ortamının özellikleri, yatırımcılarda farklı algı ve eylem planlamalarına neden oluyor. Yatırım ortamı koşulları nasıl olursa olsun, sektörde yer almak isteyenler yüksek bir ilgi ile girişimlerini sürdürüyorlar.

Yenilenebilir enerji yatırımları finansman konusunda zorluk yaşıyor mu?

Yenilenebilir enerji kaynakları yatırımlarının çok büyük bölümü proje kredisi yöntemi ile finanse edilmektedir. Genel olarak kurumsal krediler açısından büyük bir sorun olmadığını söyleyebilirim. Ülkemizdeki yerleşik bankalar konuyu henüz tam anlamda hakim olmamakla birlikte, artan bir ilgileri olduğunu görüyoruz. Türkiye Sinai Kalkınma Bankası’nın bu konudaki başarılı sonuçları bankalarımıza iyi bir örnek olmaktadır. Dış banka ve sigorta firmalarının ilgisi çok iyi bir düzeydedir ve kaynak sorunları bulunmamaktadır. Ancak, ülkemizin kredibilitesi bir engeldir. Finans sağlamada, mevzuatta yer alan destek ve teşvikler ve özellikle enerji fiyat desteği önemlidir. Bu konu Türkiye’nin zayıf yönüdür ve proje finansmanının en belirleyici engelidir. Çünkü yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı yatırımlar dünyada finansal dengelemelerle yürütülmektedir. Bu nedenle, siyaset ve bürokrasinin yeri, yapılanlar ve yapılacaklar çok önemli olup, enerji piyasamızda güven ortamı bulunmalıdır. Ülkemizin yatırımcı için cazibe ortamı niteliği artarak büyümelidir. Yenilenebilir kaynaklı enerji yatırımlarını desteklemek amacı ile, özel sektöre gelen önemli bir destek olan, “Özel Sektör Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği Projesi” kapsamında, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı garantörlüğünde, Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş. ve Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş.’ye, Dünya Bankasından oluşturulan “Program Amaçlı Elektrik Sektörü Kalkınma Politikası Kredisi” serisinin ilk kredisi (PEDPL I) 11 Haziran 2009 tarihinde Dünya Bankası İcra Direktörleri Kurulunda onaylanmış ve Kredi Anlaşması da 12 Haziran 2009 tarihinde imzalanmıştı. 548.4 Milyon Euro tutarındaki kredinin toplam vadesi 23.5 yıl olup, geri ödemesiz dönemi 12 yıldır. Proje, enerji üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının payının artırılması ve enerji verimliliği yatırımlarının desteklenmesi suretiyle elektrik arz güvenliğinin sağlanmasını amaçlamaktadır. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığının yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelik Dünya Bankası, Temiz Teknoloji Fonu, Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası aracılığı ile kullandırmayı planladığı fonun, 2012 yılı itibariyle 1.7 Milyar Amerikan Dolarına ulaşması beklenmektedir.

Devletin yenilenebilir enerjiye politikasına yönelik yorumlarınız nelerdir? Bu konuda bir an önce alınması gereken adımlar neler sizce?

Devletimizin yenilenebilir enerji politikası olması bir zorunluluktur. Çünkü enerjide arz-talep güvenliği, enerji kaynak çeşitlendirmesi, ulusal güvenlik, ulusal kaynak kullanımı ve iklim değişikliğine karşı önlemler vazgeçilemez temel ulusal öğelerdir. Türkiye’mizin yerli enerji kaynakları kömür ve yenilenebilir enerji kaynaklarıdır. Diğer deyişle yerli kaynak kullanımı artışı için yenilenebilir kaynaklar mutlaka enerji kaynak çeşitliliğinde yer almalıdır. Hem yerli kaynak kullanımı hem de istihdam yaratımının ekonomik güce katkısı tartışılamaz. Burada siyasilerimize ve enerji bürokrasisine büyük görev düşmektedir. Öncelikle sürekli, her yerde konuşulduğu, öne çıkarıldığı üzere bir an önce 5346 sayılı 10 Mayıs 2005’te yürürlüğe giren Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun’da yapılacak değişiklik kanunlaşmalıdır. Nisan sonunda Sayın Bakan, Taner Yıldız, iki ay içinde bu kanunun çıkacağı belirtti. Sektör beklemektedir. Birincil ve ikincil tüm mevzuat yatırımcıya serbest ve rekabetçi piyasada harekat kabiliyetini vermeli ve planlamalar güven ortamını desteklemelidir. Mevzuatta sık değişiklik olmamalı ve kararlılık sağlanmalıdır. Kurumlar arası koordinasyon çok önemli. Yatırımcının önünü görmesi için en önemli konu, yenilenebilir enerji tarifesi ve bu tarifenin ne süre ile geçerli olacağıdır. Yenilenebilir enerji yatırım desteği (binalar ve elektrik üreticileri için) ciddi bir teşvik olacaktır. Örneğin yatırımın %30’una kadar verilecek bir yatırım desteği. Son kullanıcılara olan elektrik satışının belli bir bölümünün yenilenebilir kaynak kökenli olması için zorunluluk getirilmesi, tüketici elektrik vergisinde yapılacak azaltma diğer önemli teşvikler olabilir. Yerli teknoloji ve ar-ge çalışmaları da kendilerine özgü destekler almalıdır. Atılması gereken adımlar olarak iki konuyu özellikle belirtmek istiyorum. Yatırımların lisanslanması ve sonrası önemli. Üretim lisanslamasında fizibilite, yapılabilirlik raporuna dayandırma konusu dikkate alınmalı.Lisans öncesi Çevresel Etki Değerlendirme Uygunluk Belgesi alınması bence şart olmalıdır. Lisanslama proje finansmanının en belirleyici engelidir. Çünkü yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı yatırımlar dünyada finansal dengelemelerle yürütülmektedir. Bu nedenle, siyaset ve bürokrasinin yeri, yapılanlar ve yapılacaklar çok önemli olup, enerji piyasamızda güven ortamı bulunmalıdır. Ülkemizin yatırımcı için cazibe ortamı niteliği artarak büyümelidir.

AB’nin 2020 hedefleri belli.Türkiye’de 2020 yılına kadar yenilenebilir enerjiler konusunda beklentileriniz neler?

Bilindiği üzere enerji mevzuatı, “Avrupa Birliği Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Türkiye Ulusal Programı” çevresinde AB’ye uyumlu ilerlemektedir. Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığınca hazırlanan, Eylül 2009 tarihli, 2010-2012 Orta Vadeli Programda, Enerji ve Ulaştırma Altyapısının Geliştirilmesi başlığı altında, “Elektrik enerjisi üretiminde, ithal bir kaynak olan doğal gaza aşırı bağımlılığı azaltmak üzere yerli ve yenilenebilir kaynakların kullanımına hız verilecektir” denmektedir. Sektör reformu ve özelleştirme konusunda, kısa ve orta vadeli yol haritası olan “Elektrik Enerjisi Sektörü Reformu ve Özelleştirme Strateji Belgesi” 17 Mart 2004 tarihinde açıklanmıştı. Bu belge için yenileme çalışmaları Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığında (ETKB) yapılarak, “Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesi” 18 Mayıs 2009 tarihinde, Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı Başkanlığı Yüksek Planlama Kurulunca kabul edildi. Belgede yenilenebilir kaynaklı elektrik için olan bölümde, “Temel hedef yenilenebilir kaynakların elektrik enerjisi üretimi içerisindeki payının 2020 yılında en az %25 düzeyinde olmasının sağlanmasıdır. Teknolojideki, piyasadaki ve kaynak potansiyelindeki gelişmeler dikkate alınarak bu hedefte değişiklik yapılabilecek” denmektedir. En son Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2010-2014 Stratejik Planı açıklandı. 100. Yılı olan 2023 yılına kadar tüm yerli kömür ve hidrolik potansiyelimizin ekonomimize kazandırılması, rüzgar enerjisi kurulu gücümüzün 20000 MW, jeotermal enerji kurulu gücümüzün 600 MW mertebesine ulaştırılması ve ayrıca, elektrik enerjisi üretimimizin %5’inin nükleer enerjiden sağlanması “ hedeflenmektedir. Bu hedef umut vermektedir. Ancak hedef gerçekleşmesi, başarıya ulaşmak ancak ve ancak yatırımların önünün açılması ile mümkün olabilir. Beklentim Türkiye’miz için hedeflerin gerçekleştirilebilmesi. Ancak öngörüm yolumuz hiç kolay değil. Konuşuyoruz, yazıyoruz. Platformlarda uzlaşıyoruz. Eksikler bir türlü tamamlanamıyor. Yapılamıyor. Yenilenebilir enerji kaynak yatırımları serbest, rekabetçi ve yatırım güvenli ortamda yenilenebilir, gelişebilir olabilir.
(17 Mayıs 2010)

Kaynak: http://www.geleceginenerjisi.com/HaberDetay.aspx?a=8&b=14

1 comment:

Note: Only a member of this blog may post a comment.