Blog Archive

Sunday, January 19, 2014

Rüzgâr enerjisi alanında nitelikli eleman sıkıntısı!

Balıkesir ve Çanakkale illerini kapsayan Güney Marmara Kalkınma Ajansı (GMKA) tarafından hazırlanan "Gençlik Enerjisi Rüzgâr Enerjisiyle Buluşuyor" projesi, 350 bin Euro'luk destek için ön elemeyi geçti. Balıkesir Üniversitesi (BAÜ)'nin de katkı yaptığı projeyle bölgede rüzgâr enerjisi alanında nitelikli eleman yetiştirilmesi amaçlanıyor.

Projenin ayrıntılı olarak hazırlanmasının ardından GMKA, Avrupa Birliği fonlarından Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) çerçevesinde açılan programa başvuracak. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı AB Koordinasyon Dairesi Başkanlığı'nın IPA kapsamında yürütmekte olduğu İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi Operasyonel Programı dahilinde ilan edilen Sektörel Alanlarda Genç İstihdamının Geliştirilmesi Hibe Programı'na yaptığı ön başvuru başarılı bulunarak kısa listeye girmeye hak kazandı. GMKA'nın 8 Şubat 2013 tarihindeki ön başvurusu başarılı bulundu. Projenin hayata geçmesiyle Güney Marmara'nın, başta rüzgâr olmak üzere yenilenebilir enerji sektörünün talep ettiği elemanların bulunması konusunda akla gelen ilk bölge olması hedefleniyor. Projenin tam başvurusu, 13 Aralık 2013 tarihine kadar yapılacak.

BAÜ'nün ortağı olduğu, Türkiye'nin önde gelen yenilenebilir enerji firmaları Polat Enerji, AKSA Enerji, EnerjiSA, Northel Enerji ve Deneysan'ın iştirakçi olduğu projenin, bütün süreçleri başarıyla geçmesi durumunda yaklaşık 1 milyon liralık kaynak BAÜ Sürekli Eğitim Merkezi'nde rüzgâr enerjisi eğitim merkezi kurulması ve burada yetiştirilecek işsiz gençlerin rüzgâr enerjisi alanında istihdam edilmesi için kullandırılacak

Kaynak: 

http://www.izmirgundemi.com/haberler-13918-R%C3%BCzg%C3%A2r-enerjisi-alan%C4%B1nda-nitelikli-eleman-s%C4%B1k%C4%B1nt%C4%B1s%C4%B1!

Türkiye’nin rüzgar enerjisi sanayisinin önü açık

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Serdar Ataseven, 'Türkiye rüzgar ve güneşte Avrupa'ya göre yüzde 25-30 civarında daha fazla enerji potansiyeline sahip. Biz 2023'te enerjimizin yüzde 30’luk bir kısmını yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı hedefliyoruz.‘ dedi.

Enerji ihtiyacının yüzde 27'sini yerli ve yenilenebilir kaynaklardan karşılayan Türkiye, tükettiği enerjinin yüzde 73'ünü ithal ediyor. Enerji ithalatına her yıl yaklaşık 60 milyar dolar pay ayıran Türkiye'nin toplam kurulu gücü 61 bin megavat (MW) civarında bulunuyor. 2023'te kurulu gücünü 120 bin MW seviyesine çıkarmayı hedefleyen Türkiye, 2023'teki kurulu gücününün yüzde 30'luk kısmını yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılamayı planlarken, rüzgar enerjisinin en az 20,000 MW kapasiteye ulaşması hedefleniyor.

TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Serdar Ataseven, yaptığı açıklamada, rüzgar sektörü açısından 2013'te ilklerin yaşadığını, kurulu güç ve inşa halindeki santraller açısından da iyi bir seviyeye gelindiğini vurguladı.

Ataseven, '2013 sonu itibariyle kurulu gücü 2900-3000 MW civarında rüzgar santrali hayata geçti. Bunun yanında 1000 MW inşa halinde gücümüz var. Bu yıl ilk kez 700 MW'a yakın rüzgar santralini devreye aldık' diye konuştu.

En fazla rüzgar santralinin devreye alındığı yılın 2013 olduğunu söyleyen Ataseven, en çok rüzgar santrali inşasının başladığı yılın da yine 2013 olduğunu vurguladı.

Kaynak: 

http://www.portturkey.com/tr/enerji/39392-turkiyenin-ruzgar-enerjisi-sanayisinin-onu-acik

Danimarka rüzgar enerjisinde rekor kırdı

Danimarka'da, Aralık ayındaki elektrik tüketiminin yüzde 54'ü rüzgar türbinlerindeki üretimle karşılandı.

Elektrik üretiminin önemli bir kısmını rüzgar enerjisiyle karşılayan ve hem karada hem denizde yoğun bir türbin kurulumu dikkati çeken Danimarka'da geçen yıl tüketimin yüzde 30'u rüzgar türbinlerinden karşılanmıştı.

Açıklanan 2013 rakamlarına göre, bu yıl rüzgar türbinleri, genel elektrik tüketiminin yüzde 33'ünü karşılarken Aralık ayında ise daha önce ulaşılmayan yüzdelere ulaştı. Rüzgar enerjisi üretimi, Aralık ayı genelinde ülkedeki tüketimin yüzde 54'ünü karşıladı. Ayrıca 21 Aralık, ilk kez tüketimin yüzde 100'ünün karşılandığı gün oldu.

Bu istatistiklerin dünyada bir ilk olduğunu vurgulayan yetkililer, "Bu gelişme, rüzgar enerjisi sektörü için büyük bir adım. Bir ülkede elektrik tüketiminin yarısından fazlasının rüzgar enerjisiyle elde edilebileceğinin ispatlanması, inanılmaz bir durum" yorumunda bulundular.

Yeşil enerji olarak nitelendirilen rüzgar enerjisinde kullanılan türbinler ve sistemleri yurt dışına satan Danimarka'da bu rakamların, diğer ülkelerin de bu üretim araçlarına olan ilgiyi artırması umuluyor. Ancak tüketimdeki oranı giderek artan rüzgar türbinlerinin fırtınalı dönemlerde güvenlik nedeniyle kapatılması bu enerjinin bir handikapı olarak görülüyor.

Kaynak: http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2014/01/15/danimarka-ruzgar-enerjisinde-rekor-kirdi

Rüzgar yeni yılda hızlı esecek!


Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği Başkanı Mustafa Serdar Ataseven, yeni düzenlemelerle rüzgâr enerjisi yatırımlarının önünün açıldığını söyledi. Ancak Ataseven, hâlâ istenilen hıza ulaşılamadığından yakındı
Mehmet KARA 

Yeni Elektrik Piyasası Kanunu ve ona bağlı ikincil mevzuat çalışmalarıyla rüzgâr yatırımlarının hızlanması bekleniyor. Yine de 2023 yılında 20 bin MW'lik rüzgar kurulu gücü hedefine ulaşılabilmesi için orman ve inşaat izin süreçlerinin kısaltılması isteniyor. Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı Mustafa Serdar Ataseven, konuyla ilgili sorularımızı cevapladı.

Rüzgâr enerjisi alanında 2013 nasıl bir yıl oldu?

2013 yılında rüzgâr enerjisi sektöründe pek çok ilki yaşadık. Bir kere en fazla inşa halinde rüzgâr santrali kurulu gücü rakamına 1000 MW ile 2013 yılında ulaştık. Elektrik Piyasası Kanunu yeni ihtiyaçlara göre revize edildi. Buna bağlı olarak Kasım ayının ilk günlerinde Lisans Yönetmeliği geldi. Bundan böyle her yıl bir hafta boyunca rüzgâr santrali lisans başvuruları alınacak. Bu adım, ülkemizde rüzgâr santrali yatırımlarının sürdürülebilir bir geleceği olduğunu net şekilde ortaya koydu.

Peki sıkıntılar yok mu?

Yaşanan olumlu gelişmelerin yanı sıra bu yıl içinde orman izinleriyle ilgili yaşanan sıkıntılar, yatırımcılara zor günler yaşattı ve yaşatmaya devam ediyor. Yılın 8 ayını orman izinlerinin aşılması için harcadık ama sonuç alamadık. Kapasite artışlarıyla beraber yaklaşık 1200 MW santral projesi, izin engelini aşamadığı için bekletiliyor. Bir kısım projeler de inşaat izin süreçlerine takılmış durumda. Şu anda sektörün önündeki en büyük sıkıntılar bunlar. En kısa zamanda ormanla ilgili konunun çözüme kavuşturulmasını ve inşaat izinlerinin üç ay içinde sonlandırılabiliyor olmasını diliyoruz.

İleriye yönelik bağlanma kapasiteleri rüzgâr yatırımları için ne anlama geliyor?

Geçtiğimiz günlerde Türkiye genelindeki yeni rüzgâr kapasiteleri açıklandı. Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi’nin (TEİAŞ) 3000 MW’lik yeni bir kapasite açıklaması, sektörün yüzünü güldürdü. Çünkü 2007 yılından bu yana herhangi bir yeni bağlanma kapasitesi arttırımında bulunulmamıştı. Bu arttırımla birlikte, yeni proje sahalarının geliştirilmesinin önü açıldı. Bu sayede piyasadaki lisans darlığının önüne geçilmiş oldu. Bundan sonraki süreçte de her yıl yeni başvuruların alınacak olması, rüzgâr yatırımlarının önünün geçmişe göre daha çok açıldığının göstergesi aslında. İşletmedeki rüzgâr santralleri de TEİAŞ’tan ek kapasite alıp, kurulu güçlerini büyütebiliyorlar. Bunlar da sevindirici gelişmeler.

Yeni bağlanma kapasiteleri ile kapasite artırımlarını da dikkate alarak, 2014 yılında neler bekliyorsunuz?

Bütün bu gelişmelerin ışığı altında 2014 yılı ve sonrasında rüzgârın daha hızlı eseceğini söylemek mümkün. Önümüzdeki yılın ilk çeyreğinin, yeni müracaatlara hazırlık için ölçümlerle geçeceğini öngörüyoruz. Lisans sahibi olanlar izin süreçlerini tamamlamaya çalışacaklar. Bir taraftan inşa halindeki santraller işletmeye alınacak. Eğer izin süreçleri aşılırsa 750-800 MW civarında santralin hayata geçmesini bekliyoruz. 2014 sonlarında 3.800 MW’ı görebiliriz. Bu rakama, işletmedeki santrallerin kapasite arttırımları da dahil.  

Bu yatırımların geri dönüş süreleri nasıl?

Avrupa’daki rüzgâr yatırımlarında karasal pazar doygunluğa ulaştığı için gerileme başladı. Avrupa’daki santrallerin geri dönüşleri 15-20 yılı bulurken, ülkemizdeki geri dönüş süreleri 10-12 yıl. Çünkü bizim rüzgâr potansiyelimiz Avrupa’ya göre daha verimli. Yatırımları daha cazip hale getirmek için bundan daha uygun bir dönem bulamayız. 2023 yılında 20 bin MW’lik kurulu güç hedefine ulaşabilmek için sadece en verimli yerlere değil, orta ve düşük düzeyde verimli yerlere de rüzgâr santrali yatırımı yapılmasını cazip kılmamız lazım. O zaman bugünkü 7.3 dolar/cent’lik yenilenebilir enerji desteğinin, bu tip bölgelerde biraz daha yüksek tutulması gerekiyor. Yani bölgesel fiyat uygulamaları yapılabilir. Orta ve düşük verimlilikteki yerler için daha yüksek bir fiyat düşünülebilir. Bunun dışında şu an yatırımcıların önündeki en büyük engel inşaat ve orman izinleri. İzin süreçlerini kısaltabilir ve orman izinleri ile ilgili yaşanan sıkıntıları çözüme kavuşturabilirsek; verilen kapasite artışları ve yeni başvurularla birlikte önümüzdeki yıllarda rüzgârda büyük hız kazanılır.

Rüzgâr santrali yatırımlarının avantajı nedir?

Rüzgâr yatırımlarında, enerjinin kaynağına para ödemediğimiz için bir artımız var. Paramız cebimizde kalıyor. Ekipmanları şimdilik ülkemizde üretemiyoruz. İşte tesis kurulumları sırasındaki yerli katkı oranı bu açıdan çok önemli. Verilen yerli katkı teşvikiyle rüzgâr sanayisi de gelişecek, istihdam yaratılacak. Ekipman için de yurtdışına para ödemek zorunda kalmayacağız. Yani neredeyse tam bağımsız bir enerji kaynağımız olacak ve çifte kazanç sağlamış olacağız.

Rüzgâr santrallerinde yerli katkı teşviki, yatırımları cazip kılmak için yeterli mi?

Yerli teşvik yönetmeliği vardı ama uygulanamıyordu. Geçmişte komponentlerin yüzde 100 olması koşuluyla teşvik ödeniyordu. Bu durum yüzde 55 alt sınırı getirilerek revize edildi.Sertifika sorunu vardı. Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü geçtiğimiz aylarda yönetmelikte değişiklik yaptı ve yerli katkıyı uygulanabilir hale getirdi. Bu arada yerli katkı teşviki 2015 yılının sonuna kadar işletmeye alınan santraller için geçerli olduğundan, yabancı ve yerli yatırımcılar, tesis yatırımına giremiyordu. Süre 2020’ye uzatılınca bu yatırımcılar da tesislerini kurabilecekler. Sanayiye büyük bir yatırım olacağını düşünüyoruz. Faaliyetteki tesisler de yerli koşulunu yerine getirdiğinde bu teşvikten yararlanacak. TÜREB olarak sektörün önünde engel olan konuları sektör toplantıları, kongreler yaparak masaya yatırıyor, kamu ile köprü oluşturmaya çalışıyoruz. Kademe kademe sorunlar çözülüyor. Sektör geliştikçe, neye ihtiyaç duyduğumuz ortaya çıkıyor ve çözüm üretiliyor.

Rüzgârın gücü elektrik fiyatlarını aşağı çeker

2013 sonu itibariyle 2.940 MW civarında işletmede olan rüzgâr santralimiz var. Orman ve inşaat izinlerinde sıkıntılar yaşamasaydık bu rakamı 3.200-3.300 MW civarında görebilirdik. Üretim miktarı, piyasadaki elektrik fiyatlarını dönemsel olarak etkiliyor. Kimi zaman fiyatları aşağıya çekiyor. Rüzgâr santralleri arttıkça, yoğunlaştıkça tüketiciye yansıyacak elektrik fiyatlarında da azalma olacak. Bu nedenle yatırımların artması ve rüzgârdan üretilen elektriğin yaygınlaşması için çaba harcıyoruz. 



Kaynak: http://www.dunya.com/ruzgar-yeni-yilda-hizli-esecek-212309h.htm

Rüzgârda hedefe ulaşılabilir ama..

Ika Enerji Mühendislik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Yönetici Ortağı Koray Altınkılıç,rüzgar enerjisine verilecek ekstra desteklerin, Türkiye’nin 2023 yılında 20 bin MW kurulu güç hedefine ulaşmasını sağlayabileceğini söyledi. 

İka Enerji Mühendislik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Yönetici Ortağı Koray Altınkılıç, Türkiye’nin rüzgâr enerjisi alanında 2023 yılında 20 bin MW’lik kurulu güç hedefini gerçekçi bulmadığını belirtti. Ancak Altınkılıç, mevcut desteklere ek olarak sunulabilecek bazı teşviklerin, bu hedefe ulaşılmasını sağlayabileceği görüşünde. Altınkılıç, Enerji Günlüğü’nün sorularını cevapladı. 

Şirketiniz hakkında biraz genel bilgi verebilir misiniz? 

İka Enerji, yeni bir şirket. Geçtiğimiz sene sonu itibariyle kurduğumuz bir şirket. Rüzgâr enerjisi üzerine proje üretimi, kontrat üretimi, şantiye üretimi yapmak üzere kurduğumuz bir şirket. Daha çok büyük ölçekli projelere hizmet vermek amacıyla başladık çalışmalara. Ama daha sonra lisanssız elektrik yönetmeliğinin çıkmasıyla beraber küçük ölçekli projelere de hizmet verme fırsatı yakaladık.2012 yılında kurulduktan hemen sonra Fas Krallığı’nda 50 MW’lık Foum El Oued Rüzgar Parkı projesinin kontrat yönetimi, proje yönetimi ve şantiye yönetimi kapsamlı işlerini aldık. 

Nasıl aldınız bu işi? 

Lahmeyer İnternational firması Türkiye Direktörü bizimle bağlantıya geçti ve ‘Bakın, böyle bir iş var, düşünür müsünüz’ diye sordu. Biz de kabul ettik. Bu şekilde 7-8 ay kadar, bu yılın Ağustos ayına kadar gidip gelerek ve bir grup arkadaşımız da sürekli orada kalacak şekilde inşaat, şantiye, montaj, kurulum, devreye alma hizmetlerinde koordinasyon, koordine, yönetim hizmeti verdik. Onun ardındanTürkiye’ye döndük. 

Türkiye’de rüzgâr enerjisinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Bu konuda olumlu düşünüyorum. Belli bir hedefimiz var ülke olarak, 20 bin MW hedefimiz var. Açıkçası ben bu hedefi gerçekçi bulmuyorum. Bugüne kadar hayata geçirilmiş potansiyele ve kalan süreye bakarak gerçekçi olmadığını söylemek durumundayım. Çünkü sektörümüzde 2005’i milad sayalım, teşviklerin ortaya çıkması anlamında, 2005’ten itibaren bugün kurulu gücümüz hâlâ 2600- 2700 MW civarında. Hedef ise 2023 yılında 20 bin MW’a ulaşmak. Matematik olarak bunun gerçekleşme olasılığı yok. Bugüne kadar o eğriyi, hersene gerçekleşen MW kapasite rakamını gördüğünüzde zaten ulaşılamayacağı kendiliğinden ortaya çıkıyor. Ancak olağanüstü, bir senede 2000 MW’lar falan üretilir, o zaman belki. 

Peki neden bu kadar yavaş ilerliyor bu işler? 

Onun arkasında hem devlet tarafından proje onay süreçlerinde, kabul süreçlerinde yaşanan sıkıntılar, yetersizlikler var, hem işveren tarafında projenin kredibilitesinin ispatlanması ve kredi bulması aşamasında yaşanan sıkıntılar var. İzin süreçlerinde yine ortaya çıkan sıkıntılar var. Bunlar hep süreci uzatıyor. Dolayısıyla 40-50 MW’lık orta çapta bir proje bile nereden baksanız bir buçuk iki senede hayata geçebiliyor. Bu gerçeklikleri düşündüğümüzde de 20 bin MW’a ulaşmak çok kolay değil. İmkânsız demek çok iddialı olur ama kolay olmadığı da ortada. Aslında burada herkese bir görev düşüyor. Herkes içinde olduğu süreci nasıl iyileştirebilir yada nasıl katkıda bulunabilir bunu düşünmesi lazım. Düşünüyor görünüyorlar. O yüzden ben sektörün geleceği hakkında umutsuz değilim ama 20 bin MW konusunda da iddialı olmamak gerektiğini düşünüyorum. 

Süreci hızlandırmak için neler yapılmalı?

Şu anda benim gördüğüm kadarıyla, daha önce 2015 yılına kadar uygulanması gereken yerli üretim ekipmanlarına yönelik teşvikin süresi 2020 yılına kadar uzatıldığına yönelik çalışmalar yapıldığını okudum.Yani, 2020 yılına kadar devreye giren santraller teşvikten yararlanabilecekler. Bu iyi bir haber ama yönetmelik çıkmadı. Belki ekstra teşvikler de sağlanabilir. Örneğin rüzgâr enerjisinin devlet tarafından alım fiyatının belki 7. 3 sentten daha yüksek bir rakama çıkması yatırımcı, üretici açısından çok büyük teşvik olur. Hatta sorunu hemen çözer, bir bakmışsınız 20 bin MW’a ulaşmışız. Ödendikten sonra yapılır, neden yapılmasın? 

Türkiye’de projelere finans sağlamada bankalarla ne tür sorunlar yaşanıyor?

Benim takip ettiğim kadarıyla Türkiye’de proje finansmanı henüz yok. Projeye hem kendini ispat etmesi, teknik verilerle bir proje ekibinin bankanın oluşturmuş olduğu konsorsiyum karşısında, bir teknik ekip karşısında onu ispat etmesi ve projenin belli bir sürede artık kendini amorti edeceğini ispat etmesi sonunda ortaya çıkan bir krediden ziyade, daha böyle hareket imkânı dar olan, kredi oranları biraz daha sabitlenmiş, rakamları çok daha önceden belli bir süreç izleniyor. Rakamlar çok da saklanacak, gizlenecek rakamlar değil. Belli faiz oranlarında bankalar 10-12 sene vadeyle kredi verebiliyorlar. Türk bankaları da veriyor artık, bu güzel bir şey. Ama bunun adı kesinlikle proje kredisi değil, bir projeye verilen kredi olarak görmek lazım. Böyle bir şey var, ne güzel, olması da iyidir. Ama dediğim gibi kredi oranları daha makul olabilir. 

Yabancı bankaların, marka/ürün şartlı destekleri var galiba…

Yabancı bankaların kredi verirken kendi ülkelerinin ürünlerini kullanma şartı getirmeleri bilinen bir durum. Çok da şaşırtıcı değil tabii ki. Sonuçta o bankalar o kendi ülkelerinin Eximbank’larından destek de alıyorlardır diye tahmin ediyorum. Dolayısıyla bir ülkenin parası başka bir ülkede değerlenecekse tabii ki o ülkeden gelen bir ekipmanın burada sanayiye kazandırılmasını istemeleri doğal bir yaklaşım. Bunun önüne geçmek çok kolay değil aslına bakarsanız. Yani hem parayı öbür taraf verecek ve hem de ‘benim ürünüm kullanılsın’ denmeyecek… Bu çok kolay söylenebilecek bir şey değil. Ama şöyle bir şey var: Ürün seçimi, kredinin seçimiyle orantılı. Biliyorsunuz seçilen türbin özelliklerinin o sahaya uymasıyla ilgili bir şey. Türbinin milliyetinden önce türbinin teknik özellikleri irdeleniyor. Ondan sonra türbinin milliyetine geliniyor, ondan sonra belki de kredi sağlayan kurumun milliyetiyle bir şekilde özdeşleşme aranıyor. Hatta türbin firması kendisi böyle çözümlerle geliyor. Ben bunu satarım ama sana şu bankadan kredi de sağlayabilirim diyor. İşveren zaten hazır almaya, dolayısıyla çok güzel bir işbirliği oluyor. Bunu yapan birçok firma var. 

Ar-Ge çalışmalarınız ne durumda?

Ar-Ge departmanımız daha çok hangi projelerde hangi aşamalarda ne gibi sıkıntılarla karşılaştığımız üzerine yoğunlaşıyor. Yani ‘spesifik bir konu alalım, onu ileri bir aşamaya taşıyalım’dan ziyade, biz şu konuda sıkıntı yaşadık bunu nasıl çözebiliriz, buna nasıl alternatif çözüm üretebiliriz şeklinde biraz geriye dönük iyileştirme şeklinde çalışıyor. O nedenle tam bir Ar-Ge çalışması olduğu söylenemez. Öyle bir çalışma disiplinimizolduğunu söylemem çok doğru olmaz. 



Reference:

http://enerjigunlugu.net/ruzg%C3%A2rda-hedefe-ulasilabilir-ama_6329.html?Pagenum1=4&Pagenum=4&id=6329&yid=#.Utwx-hCE_IU

Nordex now also selling Generation Delta in Turkey

Contracts for a total of 37.6 MW for Turkey signed / total order intake from Turkey amounts to 160 MW in 2013

Hamburg, 14 January 2014. In the fourth quarter of 2013, the Nordex Group has been awarded three new contracts for a combined capacity of 37.6 MW in Turkey. Included in these are the first six N117/3000 generation Delta turbines for this growth market. The second contract also marks a new development as it is the first time that a customer from Turkey has ordered four N117/2400 light wind turbines.

In summer 2014, Nordex will be supplying six of its N117/3000 turbines for the 18-MW Cesme RES project, which is located on a peninsular close to Izmir. Nordex only launched the N117/3000 in spring 2013. This turbine is specifically designed for medium-strong wind conditions and will achieve an above-average capacity factor of over 38% at Cesme RES. The customer and future owner of the wind farm is ABK Cesme Enerji Üretim A.S., which is already active in renewable energies.

Named Aliaga RES, the second project is also located in the Izmir region and comprises four N117/2400 turbines. However, with average speeds of 7.0 m/s, this location has IEC III wind conditions. Even so, this wind farm will also reach a capacity factor of around 36% thanks to its technical configuration. The investor here is Akca Holding, with activities in textile, energy, food and automotive sectors, committed to sustainable business operations. Construction is scheduled for summer 2014.

In addition, returning customer Karesi Enerji has placed an order with Nordex for four N100/2500 turbines to extend the 45-MW Akres wind farm. Installed by Nordex in 2011, the farm currently has 18 N90/2500 turbines.

Says Nordex Management Board member Lars Bondo Krogsgaard: “These contracts fully vindicate our product strategy. With our products we are able to guarantee customers optimum yields in all customary locations. We are also pleased to be able to continue on our successful course in Turkey.” To date, Nordex has installed a capacity of 710 MW in this country and received 160 MW of orders in Turkey in the course of 2013.


Reference: 
http://www.nordex-online.com/en/news-press/news-detail.html?tx_ttnews%5Btt_news%5D=2467&tx_ttnews%5BbackPid%5D=1&cHash=21e546d572