Blog Archive

Thursday, September 8, 2011

06.09.2011 TEİAŞ 11. PAKET YARIŞMA TEKLİFLERİ

06.09.2011 TEİAŞ 11. PAKET YARIŞMA TEKLİFLERİ

Türkiye Elektrik İletim A.Ş. rüzgar enerjisi santrali yatırımlarına yönelik 11. grup ihaleyi gerçekleştirdi.

06 Eylül 2011 Salı günü gerçekleşen ihalede rüzgar enerjisi yatırımları ile ilgili yarışma yönetmeliği gereği, rüzgar enerjisine dayalı üretim tesisi kurmak üzere yapılmış lisans başvurularından aynı bölge ve/veya trafo merkezi için birden fazla başvurunun bulunduğu 16 trafo merkezine bağlanacak olanları belirlemek amacıyla 174 firma yarıştı.

AKÇAY TM YG-55 Megavatlık (MW) kapasite için toplam 16 proje yarıştı. Kapasitenin tamamın Kilovat saat (kWh) başına verdiği 3,97 kuruş en yüksek RES katkı payı teklifi ile Barkan Enerji Yat. Üretim Tic. A.Ş. aldı.

BALIKESİR SEKA TM’de YG-125 MW kapasite için 13 proje yarıştı. KWh başına verdiği 4,47 kuruş RES katkı payı teklifi ile Galata Wind En. Ltd. Şti kapasitenin sahibi oldu.

BALIKESİR 2 TM’de YG-50 MW kapasite için 14 proje yarıştı. KWh başına verdiği 4,78 kuruş RES katkı payı teklifi ile Briza Rüzgar Elektrik Üretim San. Ve Tic. A.Ş. kapasitenin sahibi oldu.

BALIKESİR 2 TM’de OG-10 MW kapasite için 2 proje yarıştı. KWh başına verdiği 0,02 kuruş RES katkı payı teklifi ile Serin Enerji Elek. Ür. Dağ. Paz. San. Ve Tic. Ltd. Şti kapasitenin sahibi oldu.
SOMA-B TM YG-80 MW kapasite için 10 proje yarıştı.
4,25 kuruş RES katkı payı teklifi ile 35 MW kapasiteyi Garet Enerji Üretim Ve Ticaret A.Ş.,
4,32 kuruş RES katkı payı teklifi ile 45 MW kapasiteyi Babadağ Elektrik Üretim San. Ve Tic. A.Ş.
paylaştı.

İZMİR HAVZA TM YG-200 Megavatlık (MW) kapasite için toplam 15 proje yarıştı
4,17 kuruş RES katkı payı teklifi ile 80 MW kapasiteyi Gazires Elektrik Üretim Sanayi Ve Ticaret A.Ş.,
4,52 kuruş RES katkı payı teklifi ile 70 MW kapasiteyi Bergres Elektrik Üretim A.Ş.
5,25 kuruş RES katkı payı teklifi ile 50 MW kapasiteyi Esinti enerji Üretim Tic. Ve San. A.Ş.
paylaştı.

ALİAĞA 1 TM’de OG-10 MW kapasite için 6 proje yarıştı. KWh başına verdiği 3,63 kuruş RES katkı payı teklifi ile Tan Elektrik Üretim A.Ş. kapasitenin sahibi oldu.

SOMA A TM’de YG-27 MW kapasite için 3 proje yarıştı. KWh başına verdiği 3,88 kuruş RES katkı payı teklifi ile Dünya Enerji Üretim A.Ş. 25 MW kapasitenin sahibi oldu.

SÜTLÜCE HAVZA TM YG-350 MW kapasite için 11 proje yarıştı.
1,32 kuruş RES katkı payı teklifi ile 51 MW kapasiteyi Gazires Elektrik Üretim Sanayi Ve Ticaret A.Ş.,
2,50 kuruş RES katkı payı teklifi ile 15 MW kapasiteyi Ayes Enerji San. Ve Tic. A.Ş.,
0,59 kuruş RES katkı payı teklifi ile 48 MW kapasiteyi Mutlupet Petrol Ür. Nak. Paz. Ve San. Ve Tic. Ltd. Şti.,
1,57 kuruş RES katkı payı teklifi ile 32 MW kapasiteyi Yel Elektrik Üretim Ltd. Şti,
0,75 kuruş RES katkı payı teklifi ile 10 MW kapasiteyi Or Enerji İnş. San. Ve Tic. A.Ş.,
0,73 kuruş RES katkı payı teklifi ile 20 MW kapasiteyi Eni Enerji İnş. Taah. Tic. Ve San. A.Ş.,
0,12 kuruş RES katkı payı teklifi ile 138 MW kapasiteyi Boylam Enerji Yat. Üretim Tic. A.Ş.
paylaştı.

TEKİRDAĞ TM’de OG-12 MW kapasite için 5 proje yarıştı. KWh başına verdiği 3,53 kuruş RES katkı payı teklifi ile Verim Enerji Yat. Üretim Tic. A.Ş. kapasitenin sahibi oldu.

MALKARA TM’de YG-30 MW kapasite için 8 proje yarıştı. KWh başına verdiği 2,79 kuruş RES katkı payı teklifi ile Sone Enerji Yatırım Üretim Ve Tic A.Ş. kapasitenin sahibi oldu.

MALKARA TM’de OG-15 MW kapasite için 3 proje yarıştı. KWh başına verdiği 0,29 kuruş RES katkı payı teklifi ile Osres Elektrik Üretim A.Ş 12 MW kapasitenin, KWh başına verdiği 2,97 kuruş RES katkı payı teklifi ile Sone Enerji Yatırım Üretim Ve Tic A.Ş. 3 MW kapasitenin sahibi oldu.

KEŞAN TM’de YG-33 MW kapasite için 4 proje yarıştı. KWh başına verdiği 3,07 kuruş RES katkı payı teklifi ile Çanres Elektrik Üretim A.Ş.kapasitenin sahibi oldu.

GELİBOLU TM’de OG-5 MW kapasite için 4 proje yarıştı. KWh başına verdiği 2,34 kuruş RES katkı payı teklifi ile Bahar enerji Elektrik Üretim San. Ve Tic. Ltd. Şti. kapasitenin sahibi oldu.

ÇAN HAVZA TM-2’de YG-175 MW kapasite için 52 proje yarıştı.
5,55 kuruş RES katkı payı teklifi ile 78 MW kapasiteyi Deryalar Elektrik Üretim Ltd. Şti.,
5,12 kuruş RES katkı payı teklifi ile 51 MW kapasiteyi Kovancı Enerji Üretim Paz. İht. Ve İhr. A.Ş.,
5,09 kuruş RES katkı payı teklifi ile 46 MW kapasiteyi Ankares Enerji Üretim. Ltd. Şti.
paylaştı.

EZİNE TM’de OG-3 MW kapasite için 2 proje yarıştı. KWh başına verdiği 3,50 kuruş RES katkı payı teklifi ile Başak Klima Rüzgar Enj. Elk. Ürtm. Sant. ve Srv. Ltd. Şti. kapasitenin sahibi oldu.

SAYALAR AKHİSAR EİH’de YG-27 MW kapasite için 9 proje yarıştı. KWh başına verdiği 4,12 kuruş RES katkı payı teklifi ile Geres Enerji Üretim Tic. A.Ş. kapasitenin sahibi oldu.

BERGAMA TM’de YG-25 MW kapasite için 9 proje yarıştı. KWh başına verdiği 3,57 kuruş RES katkı payı teklifi ile Kayabaşı En. Ür. San. Ve Tic. A.Ş. kapasitenin sahibi oldu.

BERGAMA TM’de OG-5 MW kapasite için 2 proje yarıştı. KWh başına verdiği 1,55 kuruş RES katkı payı teklifi ile Pitane Elektrik Üretim Ltd. Şti. kapasitenin sahibi oldu.



Kaynak: http://www.ruzgarenerjisibirligi.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=137:06092011-teias-11paket-yarisma-teklifleri&catid=60:tureb-duyurulari&Itemid=72

Tuesday, August 30, 2011

19.08.2011 TEİAŞ 10. PAKET YARIŞMA TEKLİFLERİ

Türkiye Elektrik İletim A.Ş. rüzgar enerjisi santrali yatırımlarına yönelik 10. grup ihaleyi gerçekleştirdi.

19 Ağustos 2011 Cuma günü gerçekleşen ihalede rüzgar enerjisi yatırımları ile ilgili yarışma yönetmeliği gereği, rüzgar enerjisine dayalı üretim tesisi kurmak üzere yapılmış lisans başvurularından aynı bölge ve/veya trafo merkezi için birden fazla başvurunun bulunduğu 238 MW kapasitede 5 trafo merkezine bağlanacak olanları belirlemek amacıyla 37 proje yarıştı.

MUSTAFA KEMAL PAŞA TM YG-30 Megavatlık (MW) kapasite için toplam 4 proje yarıştı. Kapasitenin tamamını kilovat saat (kWh) başına verdiği 3,75 kuruş en yüksek RES katkı payı teklifi ile NM Enerji Elektrik Üretim Ltd. Şti. aldı.

PAŞAKÖY TM OG-27 MW kapasite için 2 proje yarıştı. Kapasitenin 2 MW’ını, kilovat saat başına verdiği 3,01 kuruş RES katkı payı teklifi ile GRC Yenilenebilir Enerji Üretimi San. Ve Tic. Ltd. Şti (Eski: GRC Enerji Elektrik Üretim San. Ve Tic. Ltd. Şti.) alırken, kalan kapasitenin çakışma nedeniyle 8 MW’ını, kilovat saat başına verdiği 1,59 kuruş RES katkı payı teklifi ile Paşa Enerji Yatırım Üretim Ve Tic. A.Ş. (Eski: Sonses Enerji Yatırım Üretim Ve Tic. A.Ş.) aldı.

ANTAKYA 2- İSKENDERUN 2 EİH TM’de YG-80 MW kapasite için 12 proje yarıştı. Kilovat saat başına verdiği 3,78 kuruş RES katkı payı teklifi ile Yeni Belen Enerji Elektrik Üretim San. Ve. Tic. A.Ş. 27 MW kapasitenin sahibi oldu. Geri kalan 53 MW kapasiteyi, kilovat saat başına verdiği 2,90 kuruş RES katkı payı teklifi ile ZT Enerji Elek. Ür. San. Ve. Tic. A.Ş. aldı.

MUSTAFA KEMAL PAŞA TM’de OG-10 MW kapasite için toplam 3 proje yarıştı. Kapasitenin tamamını Kilovat saat (kWh) başına verdiği 0,17 kuruş RES katkı payı teklifi ile Manres Elektrik Üretim A.Ş. aldı.

DEMİRTAŞ TM’de OG-9 MW kapasite için 2 proje yarıştı. Kapasitenin tamamını Kilovat saat başına verdiği 0,01kuruş RES katkı payı teklifi ile Metcan Enerji Üretim San. Ve Tic. Ltd. Şti aldı. Kilovat saat başına 0,02 kuruş RES katkı payı teklifi vermesine rağmen R.K Rüzgar Enerji Santralleri Elektrik Üretim San. Ve Tic Ltd. Şti., Karacabey TM’de yer alan Eskoda Enerji Üretim Paz. İth. Ve İhr. A.Ş. ile çakıştığı için kapasiteyi alamadı.

KARACABEY TM’de YG-54 MW kapasite için toplam 11 proje yarıştı. Kapasitenin 50 MW’ını Kilovat saat (kWh) başına verdiği 4,62 kuruş RES katkı payı teklifi ile Eskoda Enerji Üretim Paz. İth. Ve İhr. A.Ş. aldı.

KARACABEY TM’de OG-28 MW kapasite için 3 proje yarıştı. Kapasitenin 27,90 MW’ını Kilovat saat (kWh) başına verdiği 0,01 kuruş RES katkı payı teklifi ile Yalova Rüzgar Enerjisinden Elektrik Üretimi Santrali Ltd. Şti aldı.


Kaynak: http://www.ruzgarenerjisibirligi.org.tr/index.php?option=com_content&view=category&layout=blog&id=60&Itemid=72

Turkey to hold third wind power congress

The third international annual congress of Wind Power Turkey will be held in Istanbul between Sept. 20 and 21.

Wind Power Turkey, the premier Turkish wind energy event and the third annual congress of the Turkish Wind Energy Association, has become a key meeting place for Turkish and international wind industry leaders that have come to recognize the potential growth and opportunity for the wind power industry in Turkey, according to organizers.

“Turkey could be among the top three producers of wind energy” and “has a predictable and attractive market for wind energy investors,” according to Christian Kjaer, chief executive officer of the European Wind Energy Association.

Held as part of the Turkish International Renewable Energy Congress, or TIREC, the 2010 event welcomed 500 representatives from the renewable energy, finance and regulatory sectors.

Confirmed plenary session keynote speakers for this year’s event include Aleksander Khetaguri, Georgia’s energy minister; Berthold Goeke, deputy director general of the Renewable Energies Directorate at the German Environment Ministry; Hasan Köktaş, president of Turkey’s Energy Market Regulatory Authority, or EPDK; as well as Halil Alis, the board chairman of the Energy Ministry Electricity Generation Company, or EÜAŞ.

The event is supported by both national and international bodies.


Reference: http://www.hurriyetdailynews.com/n.php?n=turkey-to-hold-third-wind-power-congress-2011-08-09

23 bin konutun elektriği rüzgardan

Rüzgar enerjisi açısından önemli bir potansiyele sahip olan Hatay'ın Belen ilçesinde 12 türbinden oluşan ve 36 megavat gücündeki santralin ayda yaklaşık 23 bin konutun enerji ihtiyacını sağlayabilecek güçte olduğu bildirildi.

Belen Rüzgar Enerji Santrali İşletme Müdürü Fatih Anıl, yaptığı açıklamada, Guriş Holding tarafından 2008 yılında kurulma çalışmalarına başlanan santralde 10 türbinün 2 yıl önce hizmete açıldığını söyledi.

Santral projesinin yaklaşık 60 milyon avro'ya mal olduğunu ve kurulma aşamasında 60 kişinin görev aldığını vurgulayan Anıl, şu an işletmede 17 işçinin daimi olarak çalıştığını belirtti.

Geçen yıl da santrale her biri 3 megavat gücünde 2 türbinün daha ilave edildiğini ifade eden Anıl, şöyle devam etti:

''Hatay özellikle de Belen ilçesi rüzgar açısından verimli. Burada 12 ay boyunca aylara göre değişmekle birlikte kesintisiz esen bir rüzgar var. Oluşturuğumuz tesisle bu rüzgarı enerjiye dönüştürdük. Yüksekliği 80, kanat çapı 90 metre ve her biri 3 megavat gücündeki 12 türbinümüzden enerji kaynağı oluşturduk. Buradan elde edilen enerjiyi Antakya ve İskenderun iletim hattına gönderiyoruz. Sahamızdaki tribünler özellikle yaz aylarında daha iyi rüzgar almakta ve üretimde güzel gitmektedir.

Santralimizde üretim rüzgara göre değişmekle birlikte ayda yaklaşık yirmi üç bin civarında orta ölçekli bir konutu besleyebilecek güçtedir. Santralimize önümüzdeki günlerde 3 türbin daha ekleyerek bölgenin rüzgarından daha fazla yararlanacağız.''

SANTRALİN BULUNDUĞU ALANA FİDAN DİKİYORLAR

Anıl, çevreye karşı duyarlı olduklarını ve bunu göstermek için de rüzgar enerji santrallerinin bulunduğu alanda çalışanlarla birlikte fidan dikimi yaptıklarını kaydetti.

İşletme sahalarının çevresine çam başta olmak üzere 20 farklı türde 2 bin fidan diktiklerini vurgulayan Anıl, bu çalışmalarının önümüzdeki süreçte de devam edeceğini söyledi.

Enerji üretiminin yanı sıra rüzgar santralleri hakkında vatandaşları bilinçlendirmek için de çaba gösterdiklerini belirten Anıl, bu kapsamda öğrenciler başta olmak üzere sahalarında çok sayıda kişiye uygulamalı bilgiler sunduklarını ifade etti.

Kaynak: http://www.gazeteparc.com/h65185-23-bin-konutun-elektrigi-ruzgardan.html

Türkiye'nin en yüksek kapasiteli rüzgar santrali devreye girdi

2015 yılına kadar 1.000 MW kurulu güce ulaşmayı hedefleyen Ağaoğlu, Türkiye’nin en büyük elektrik üretim kapasitesine sahip, Şah Rüzgar Enerjisi Santrali’ni tamamen işletmeye soktu.
05 Ağustos 2011 Cuma Enerji sektöründe de liderliği hedefleyen Ağaoğlu, 2010 yılının Eylül ayında Bandırma'da temelini attığı ve yaklaşık 250 milyon TL'lik yatırımla hayata geçirilen, Şah Rüzgar Enerjisi Santrali'nin tamamını ticari işletmeye soktu. Türkiye'nin yenilenebilir enerji üretiminde en yüksek kapasiteli rüzgar santrali olan 93 MW kurulu gücündeki santral ile birlikte, Ağaoğlu'nun enerjideki toplam işletme kapasitesi 126 MW güce yükselmiş oldu. Bölgede zor geçen kış koşullarına karşın santralin 60 MW'lık ilk bölümünü 8 aydan daha kısa bir sürede devreye alan Ağaoğlu, inşaat projelerindeki süratini santral yapımına da taşıyarak 93 MW'lık projenin tümünü bir yıldan daha kısa sürede tamamladı. Ağaoğlu, Şah RES'de üreteceği toplam 380 milyon kilovat saatlik "temiz enerji" sayesinde yılda yaklaşık 200 240 bin tonluk karbondioksite eşdeğer sera gazı emisyonunu azaltmış olacak. 9 RES ve üçü yurt dışında 6 HES daha yolda Hedeflerinin 2015 yılına kadar enerjide 1.000 MW kurulu güce ulaşmak olduğunu belirten Ağaoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu, toplam yıllık enerji üretimi 380 milyon kWh olan Şah RES'in modern ve çevre dostu bir enerji santrali olduğunu vurguladı. Ali Ağaoğlu, Şah RES'in, nüfusu 140 bin olan Bandırma'nın elektrik ihtiyacını tek başına karşılayabileceğini söyledi. Enerji yatırımlarına yine Bandırma'da bulunan Edincik RES ve Seferihisar RES projeleriyle devam edeceklerini belirten Ali Ağaoğlu, diğer yandan Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Kocaeli ve Yalova' ve Eskişehir'de da bulunan rüzgâr santrali projelerinde ise lisanslama çalışmalarının devam ettiğini ve toplam kurulu gücün 760 MW'a ulaşacağını söyledi. Ağaoğlu ayrıca; toplam kurulu gücüç 200 MW olan Amasya, Bingöl ve Gürcistan'da toplam 6 HES projesinin inşaatına önümüzdeki aylarda başlamak üzere çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti. Yapılan enerji yatırımlarının cari açığın azaltılmasına ve ülke ekonomisine katkılar sağladığına değinen Ali Ağaoğlu, enerjide önümüzdeki yıllarda yaşanabilecek sıkıntılara karşı önlem alınması adına yeni yatırımların son derece önemli olduğunu ifade etti. Ali Ağaoğlu, "Türkiye'nin rüzgarda toplam kurulu gücü 1.500 MW olduğu halde biz Ağaoğlu Enerji Grubu olarak bir yılda Türkiye'nin 12 yılda ulaştığı rüzgar gücünün yüzde 8'lik bölümüne ulaştık" dedi.

Kaynak: http://mylife.com.tr/Kurumsal/2011/08/05/agaoglu-elektrik-uretiminde-turkiyenin-en-yuksek-kapasiteli-ruzgar-santralini-devreye-aldi

Nordex: another N100/2500 order from Turkey

Eksim Group plans a third wind farm with Nordex turbines

Hamburg, 29 August 2011. Nordex has received the next order from the Eksim Yatirim Group. The Eksim Group invests in wind and hydroelectric power in Turkey through its subsidiary Iltek Iletisim and is now planning the third wind farm with Nordex N100/2500 turbines. The “Amasya” project involves a total of 16 machines, which the wind turbine manufacturer will be supplying as of October 2011. In addition, Eksim has signed a Premium Service Agreement for nine years.


The 40-megawatt “Amasya” wind farm is to be set up in the North of Turkey, near the city of the same name. After completion in the early summer of 2012 it is to provide an annual yield of around 120 gigawatt hours.


The first project Nordex connected to the grid for Eksim was “Susurluk” with 18 wind turbines. Eksim has several licences for wind projects. “Susurluk” was the first wind farm from this portfolio to be built. Installation work started in December 2010 and in February 2011, after a very short time, the turbines went on grid. The second project in which Eksim and Nordex are working together is called “Tokat”. The 16 machines are currently being installed. Work is due to be completed at the end of the year.

Reference: http://www.nordex-online.com/en/news-press/news-detail.html?tx_ttnews[tt_news]=2200&tx_ttnews[backPid]=1&cHash=14b9821b66

YUNTDAĞ RÜZGAR ENERJİ SANTRALİ AÇIKLAMASI

Nordex`ten Yuntdağ RES Açıklaması Yapıldı

18.08.2011

Nordex Türkiye, Dost Enerji tarafından işletilen Yuntdağ Rüzgar Enerjisi Santralindeki Nordex türbinlerinden birinde yaşanan kaza ile ilgili açıklama yaptı.


Nordex Enerji A.Ş. Genel Müdürü Ayhan Gök tarafından yazılı olarak yapılan açıklamada Yuntdağ RES’in genişletme çalışmaları sırasında 12 Ağustos 2011 gece saatleri sırasında bir türbinin nacelle kısmının rotor ile birlikte yere düşmesi ile maddi hasarlı bir kaza meydana geldiği, olayda herhangi bir yaralanma veya can kaybı yaşanmadığı belirtildi.


Ayhan Gök’ün açıklamasında kazanın ardından Almanya’dan gelen üç farklı bağımsız kuruluş tarafından yapılan incelemelerin olayın tamamen insan kaynaklı torklama hatasından meydana geldiğini açık bir şekilde gösterdiği ifade edildi. Nordex Enerji A.Ş. Genel Müdürünün açıklamasında ayrıca yaşanan bu kazanın ardından santraldeki tüm türbinlerin kontrolden geçirildiği ve santraldeki diğer türbinlerin sorunsuz şekilde çalışmakta olduğu bilgisi verildi.


Nordex Türkiye yetkilileri ise kazanın ardından medyaya yansıyan haberlerdeki hatalara dikkat çekerek, 2008 yaz aylarında devreye giren Yuntdağ RES’teki 17 türbinin bu tarihten beri sorunsuz olarak çalıştığını, bu kazanın ise aynı santralde yapılan genişletme çalışmaları kapsamındaki henüz devreye alınmamış, kontrol aşamasındaki 6 yeni rüzgar türbininden birinde oluştuğunun altını çizdiler.




Kaynak: http://www.normenergy.com/menu_detay.asp?id=9095

Sunday, August 14, 2011

Boydak'tan rüzgâra 85 milyon Euro yatırım

Boydak'tan rüzgâra 85 milyon Euro yatırım

İstikbal, Bellona ve Mondi markalarıyla Türkiye mobilya sektörünün yüzde 25'ini elinde tutan Boydak Holding, enerjideki ağırlığını artırıyor.

Enerji yatırımlarına 1 milyar dolarlık kaynak ayıran şirket, HES'ten sonra rüzgâra da yatırım yapmaya başladı. Silivri'de 85 milyon Euro'luk rüzgâr santrali kurmak için EPDK'dan lisans alan holding, güneş enerjisine de yatırım yapmayı planlıyor.

Boydak Holding Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Boydak, yatırımlarının enerji ağırlıklı devam ettiğini söyledi. Boydak, "HES yatırımlarımız vardı. Buna rüzgâr ve güneş enerjilerini de ekleyeceğiz. Rüzgâr ile ilgili lisansımızı aldık. Önümüzdeki günlerde Silivri'nin Çanta mevkiinde 45 megavatlık santralin inşaatına başlayacağız." dedi.

Geçtiğimiz yıl Ataç Şirketler Grubu'nun 11 hidroelektrik santraline ortak olarak enerji sektörüne adım atan mobilya devi Boydak Holding, enerjide de önemli oyuncularından biri olmayı hedefliyor. Enerjide kurulu gücünü 500 megavata çıkarmayı planlayan holding, enerji yatırımlarını çeşitlendiriyor. HES'in dışında ilk yatırımını rüzgâra yapan şirketin hedefinde güneş enerjisi de var.

Kaynak: http://www.patronlardunyasi.com/haber/Boydak-tan-ruzg%C3%A2ra-85-milyon-Euro-yatirim/109530

GE Adds eSolar and Wind to Natural Power Plant Design in Turkey

General Electric wants to be a big renewable energy player but doesn't want to give up its bread-and-butter business of building fossil fuel power plants. So what does the company do? They are now offering hybrid power plants that make use of natural gas and solar -- and they may add wind to really mix things up.

That’s the idea behind the first hybrid project announced by GE and its customer, MetCap Energy Investments, on Tuesday to build a 530 MW power plant in Turkey. The project will include 50 MW of concentrating solar thermal energy production and 22 MW of wind.

The solar thermal energy portion will use technology from eSolar, which is getting an undisclosed equity investment from GE. The investment is a boost for eSolar, which shifted from developing power plants to licensing its technology in the past few years. The company received an investment from NRG Energy and was supposed to see its technology deployed in at least two 92-MW projects in the United States. But NRG decided to ditch that idea and use solar panels instead. It even cut one project to 20 MW (which is being built by First Solar in New Mexico).

eSolar CEO, John Van Scoter, called the GE deal “transformational for eSolar and the whole energy industry.”

“It’s such a right match for GE’s roadmap because of the modular nature of our technology. We really have something unique that we architect.”

eSolar’s technology uses flat mirrors to concentrate sunlight that heats up water in a tank atop a tower for steam production. The steam then runs a turbine and generator to produce electricity. The company designs the configuration iso that each tower has a production capacity of 4 megawatts, Van Scoter said. The sunlight-to-electricity conversion efficiency of eSolar's technology is 11-12 percent, he added.

GE is licensing eSolar’s technology in order to add it to its offering of combined cycle natural gas power plant equipment. GE said it also wants to build stand-alone power plants. The company has the worldwide exclusive license to use it alongside its combined cycled power plants in perpetuity; it also gets an exclusive license to build stand-alone solar thermal power plants for a period of time, said Van Scoter, who declined to provide more details. The licensing agreement applies to anywhere in the world except India and China, where eSolar has previously licensed its technology to other developers.

It’s no secret that concentrating solar thermal (CSP) technology can compliment a combined cycle natural gas power plant, which uses a steam turbine in addition to a gas turbine. The waste heat from a gas turbine is used to generate steam to produce more electricity. A stand-alone CSP plant needs a steam turbine for electricity production, but a CSP plant can’t produce a steady stream of power day and night like a natural gas power plant. Adding solar thermal to a natural gas power plant cuts the use of natural gas, particularly when natural gas price is high.

FPL built a 75-MW solar thermal energy field next to an existing natural gas power plant in Florida last year. French power plant equipment company, Areva, which bought CPS company Ausra in 2010, has been offering hybrid solar thermal-natural gas or solar thermal-coal fire plant designs and equipment.

GE’s entry will promote the hybrid designs, which are attractive not just for their fuel savings feature but also for their promise to lower greenhouse gas emissions from a fossil fuel power plant. This is also good news for CSP companies that are facing tough competition from developers of solar panel technologies. Solar panel pricing has dropped more than 50 percent in the past few years, and solar panels don’t need strong, direct sunlight does to work, unlike CSP equipment.

For the MetCap project, GE will pair solar with a new natural gas plant design it unveiled two weeks ago. GE designed the plant to address the challenge of integrating solar and wind energy into the grid. A grid needs to have a steady supply of power to run smoothly. But solar and wind energy production only happens when the sun shines and the wind blows. One way to manage power supply is to store energy and release it when needed.

The natural gas plant design, called FlexEfficiency 50, makes use of jet engine technology so that the power plant produces electricity efficiently and is able to ramp up production quickly, at 50 MW per minute. In the past, combined cycle power plants typically couldn’t provide this type of ramp up rate, which can be achieved with simple-cycle combustion turbines (without using the steam turbine). FlexEfficiency 50 can convert 61 percent of the natural gas energy into electricity.

"It's critical for natural gas to pair well with renewable sources," said Paul Browning, CEO of thermal products at GE Energy.

By adding solar and wind, GE expects the hybrid plant to achieve 69 percent efficiency. The efficiency is a bit lower than what the plant could achieve if it were located at sea level and under other ideal conditions. The MetCap plant will be located at 1,100-meter elevation, and that reduces the gas turbine efficiency, Browning said. The minimum efficiency provided by the site is 45 percent, said Celal Metin, chairman of MetCap.

Under ideal conditions, the hybrid plant can get over 70 percent efficiency -- 61 percent percent efficiency from the natural gas plant, 7 percent from solar and 3 percent from wind, Browning said.

MetCap expects to start construction later this year and complete the project in 2015. The project will cost 400 million euros, Metin said.


Reference: http://www.renewableenergyworld.com/rea/news/article/2011/06/ge-adds-esolar-and-wind-to-natural-power-plant-design-in-turkey

Access roads for wind farms reveal hidden costs of ‘going green’

Access roads for wind farms reveal hidden costs of ‘going green’

As Turkey seeks to capitalize on green energy projects, those looking to build in the wind-energy sector face several environmental and procedural hurdles. Building the foundations for wind energy in the country is a ‘special process,’ as a representative from one of Turkey’s largest wind energy companies puts it. Environmentalists and community-based organizations, despite generally being in favor of these endeavors, at times have radically different opinions from renewable energy advocates
According to a company representative, who spoke on condition of anonymity, every wind energy project in Turkey requires new access roads, due to the difficult terrain that is generally present in suitable wind farm locations. Bloomberg photo

According to a company representative, who spoke on condition of anonymity, every wind energy project in Turkey requires new access roads, due to the difficult terrain that is generally present in suitable wind farm locations. Bloomberg photo

As Turkey seeks to capitalize on green energy projects, those looking to build in the wind-energy sector face several environmental and procedural hurdles. As prospective developers in this sector have discovered, the overall costs of implementing a large-scale renewable energy project extend far beyond installation, a problem evident in the need to construct access roads in western Turkey.

In Turkey, the wind energy sector is a fairly new sector, only gaining prominence in the last 30 years. Building the foundations for wind energy in the country is a “special process,” as a representative from one of Turkey’s largest wind energy companies puts it.

According to the representative, who spoke on condition of anonymity, every wind energy project in Turkey requires new access roads, due to the difficult terrain that is generally present in suitable wind farm locations. Most wind farms are often built on top of hills or in mountainous regions, largely inaccessible by roads.

“The main roads mainly have to be re-built, particularly if there are many curves, a major infrastructure obstacle for wind turbine transport, since the trucks are not able to make sharp turns,” according to the representative. “Turkey is not like Germany, where most wind farms are built near highways, and where the land is flat. Roads must be built, since none exist in these areas, and more specifically they must be built to sustain heavy and large loads.”

Environmentalists and community-based organizations, despite generally being in favor of these endeavors, at times have radically different opinions from renewable energy advocates. Local communities in particular may not always be so keen on the construction of service roads for wind turbines in their regions. Tasked with not only creating a renewable energy plant but also an infrastructure system, public and private authorities need to calculate the environmental and financial costs of these infrastructure schemes. This is why in Turkey, where investors are aware of this problem, wind energy companies generally anticipate access roads costs in their projected costs.

Mustafa Ataseven, chairman of the Turkish Wind Energy Association, says service road construction in Turkey can be carried out in two ways.

“Investors can make a contract with a Turkish company that then directly interacts with the various sub-contractors and construction companies. However, if the investor is able to finance the costs without any credit, they can directly make a deal with sub-contractors,” Ataseven told the Hürriyet Daily News & Economic Review.

In both cases, the Turkish construction sector benefits from these contracts.

Ataseven said it is mostly local companies that are the ones constructing access roads, either as a sub-contractor or as an investor.

However, access roads are not only a financial consideration. They also can affect the local environment and the local population. Accordingly, wind energy developers must consult with local authorities, NGOs and other stakeholders when planning and constructing a wind farm.

A representative of Aksa, a Turkish power generation company with three wind farms in Turkey, said his company’s wind farms had to account for building access roads in the mountains and forests, steps that were “necessary for the projects.”

Aksa was also required to consult with the Ministry of Environment during the planning process of its wind farms.

“We are obliged by the Ministry of Environment to prepare documentation for local communities on the specifics of the project, which can take between five and six months on average,” the representative told the Daily News.

At the Turkish Wind Energy Association, Ataseven said the process of building service roads has not been disruptive to local communities.

“The local construction business is good in Turkey. As you know, Turkey is second in the world in the construction business,” he said.

According to Ataseven, since investors often employ local construction companies to construct these service roads, the locals benefit from wind farm schemes.

“They use local construction companies, and these companies know their people. They have good relations with the local population,” he said.

The wind energy sector, it seems, has thus far avoided the problems associated with Turkish hydropower schemes, where local villagers, particularly in Turkey’s Black Sea region, have often been grossly dissatisfied with the way energy was being generated at their expense. With wind still in its infancy, the jury is still out on whether it is worth the money, and worth all the asphalt.


Reference: http://www.hurriyetdailynews.com/n.php?n=access-roads-for-wind-farms-reveal-the-hidden-costs-of-8216going-green8217-2011-05-02

Turkey to hold third wind power congress

The third international annual congress of Wind Power Turkey will be held in Istanbul between Sept. 20 and 21.

Wind Power Turkey, the premier Turkish wind energy event and the third annual congress of the Turkish Wind Energy Association, has become a key meeting place for Turkish and international wind industry leaders that have come to recognize the potential growth and opportunity for the wind power industry in Turkey, according to organizers.

“Turkey could be among the top three producers of wind energy” and “has a predictable and attractive market for wind energy investors,” according to Christian Kjaer, chief executive officer of the European Wind Energy Association.

Held as part of the Turkish International Renewable Energy Congress, or TIREC, the 2010 event welcomed 500 representatives from the renewable energy, finance and regulatory sectors.

Confirmed plenary session keynote speakers for this year’s event include Aleksander Khetaguri, Georgia’s energy minister; Berthold Goeke, deputy director general of the Renewable Energies Directorate at the German Environment Ministry; Hasan Köktaş, president of Turkey’s Energy Market Regulatory Authority, or EPDK; as well as Halil Alis, the board chairman of the Energy Ministry Electricity Generation Company, or EÜAŞ.

The event is supported by both national and international bodies. k HDN


Kaynak: http://www.hurriyetdailynews.com/n.php?n=turkey-to-hold-third-wind-power-congress-2011-08-09

Wednesday, July 6, 2011

Aydın’ın Rüzgar Enerjisi Kapasitesi Açıklandı

Aydın’ın Rüzgar Enerjisi Kapasitesi Açıklandı

Aydın İl Genel Meclisi Enerji Doğal Kaynaklar Sanayi ve Ticaret Komisyonu hazırladığı raporda Aydın’ın rüzgar enerjisi kapasitesini açıkladı. Raporda Aydın’da kurulabilecek rüzgar enerjisi kapasitesinin 504.75 kilometrekare alanda 2523.76 M.W olduğu belirtildi.

Aydın İl Genel Meclisi Enerji Doğal Kaynaklar Sanayi ve Ticaret Komisyonu Başkanı Halil İbrahim Karaçam hazırladıkları raporu Aydın İl Genel Meclisi toplantısında okudu. Raporda, Aydın sınırları içerisinde, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nca verilen dört rüzgar enerjisi santrali bulunduğunu söyledi. Lisans sahibi olan şirketlerin adını, bulunduğu yerleri ve güç kapasitelerini açıklayan Karaçam; “Tesis yeri Çine Mardan Baba olan, Sabaş Elektrik Üretim A.Ş’ye ait olan tesisin kuruluş güç kapasitesi 24 M.W’tır. Tesis yeri yine Çine Madran Baba Dağı Topçam Tepe Mardan Baba Tepe Kayalık Tepe’de Kıroba Elektrik Üretim A.Ş’ye ait olan tesisin kuruluş güç kapasitesi 19.5 M.W’tır. Tesis yeri Saplatan Dağı Akbük Didim olan Ayen Enerji A.Ş’ye ait olan tesisin kuruluş güç kapasitesi 31.5 M.W’tır. Tesis yeri Aydın olan ABK Enerji Üretmek Projelerini Geliştirme İnşaat Turizm Nakliyat San. ve Tic. A.Ş’ne ait tesisin kuruluş güç kapasitesi 30 M.W’tır.” dedi.

Konuşmasında rüzgar enerjisi yatırımı yapmadan önce her işte olduğu gibi fizibilitenin çok iyi yapılmış olması gerektiğine dikkat çeken Karaçam rüzgar enerji yatırımlarında şu adımların izlenmesi gerektiğine dikkat çekti: “Saha seçimi, seçilen sahada mevcut başvuru durumunun araştırılması, seçilen sahanın arazi yapısı, arazi mülkiyeti, ulaşım imkanları, trafo merkezlerine uzaklıkları dikkate alınmalıdır. Seçilen sahada en az bir yıl uzman tarafından enerji amaçlı rüzgar ölçümleri yapılmalıdır. Rüzgar ölçümleri ile elde edilen rüzgar verilerinin analiz edilerek yatırım kararının alınması, EPDK’ya lisans başvurusu yapılması ve çalışmalara başlanması”

Aydın İl Genel Meclisi Enerji Doğal Kaynaklar Sanayi ve Ticaret Komisyonu Başkanı Halil İbrahim Karaçam Aydın’da yeni Rüzgar Enerji Santrali çalışması yapacak şirket ya da tüzel kişilik bulunmadığını sözlerine ekledi.


Kaynak: http://www.haberciniz.biz/aydinin-ruzgar-enerjisi-kapasitesi-aciklandi-1095321h.htm

Rüzgâr enerjisi, gözde sektör oluyor

Büyüme danışmanlığı ve araştırma kuruluşlarından Frost ve Sullivan'ın küresel çapta gerçekleştirdiği araştırmaya göre, önümüzdeki 10 yıl içinde yenilenebilir enerji pazarında hızlı bir büyüme bekleniyor. Hidroelektrik dışında rüzgâr, güneş, biyokütle ve jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının 2010 yılında yüzde 3,6 olan küresel payının 2020 yılında yüzde 7,7'ye, 2030 yılında ise yüzde 12,6'ya yükselmesi öngörülüyor.

Avrupa, Kuzey Amerika, Çin, Hindistan ve Türkiye'de rüzgar enerjisi, güneş enerjisi, hidroelektrik, biyokütle ve jeotermal enerji pazarlarının önümüzdeki 10 yılını analiz eden Frost ve Sullivan, çeşitli sonuçlara ulaştı.

Frost ve Sullivan'ın küresel çapta gerçekleştirdiği araştırmaya göre; önümüzdeki 10 yıl içinde yenilenebilir enerji pazarında hızlı bir büyüme bekleniyor. Araştırmaya göre, fosil yakıtların emisyonunu azaltmaya kararlı hükümet politikaları, uluslararası anlaşmaların getirdiği zorunluluklar ve yeşil ekonomiye dayalı yeni endüstrilere destek olma eğiliminin güçlenmesi gibi nedenlerden dolayı yenilenebilir enerjiye olan yatırımlar önümüzdeki dönemde ivme kazanacak.

Frost ve Sullivan'a göre hidroelektrik dışında rüzgar, güneş, biyokütle ve jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının 2010 yılında yüzde 3,6 olan küresel payının 2020 yılında yüzde 7,7'ye, 2030 yılında ise yüzde 12,6'ya yükselmesi öngörülüyor.

Araştırmanın Türkiye sorumlusu Özge Özeke, Türkiye'de enerji üreticilerinin büyük ölçüde doğalgaz ithalatına bağlı bulunduğ unu ve enerji ihtiyacının neredeyse yarısının bu yoldan karşılandığına dikkati çekerken, bu durumun büyük yatırımcıları alternatif üretim yollarına yönelttiği, nitekim Türkiye'de rüzgar, güneş, biyokütle ve jeotermal gibi tüm yenilenebilir enerji alanlarına büyük bir ilgi gösterildiğini kaydetti.

Araştırmaya göre, Türkiye'de yenilenebilir enerji pazarının kısa sayılabilecek geçmişine rağmen, 2023 yılı itibariyle pazarda gözle görülür bir artış kaydedilecek. Gelecek yıllarda Türkiye'de enerji ihtiyacının yüzde 6 ile 8 arası artış göstermesine paralel olarak, siyasetçilerin ülkenin kendi kaynaklarından elde edebilecekleri büyük potansiyele kayıtsız kalmayacakları vurgulandı.

TÜRKİYE GÜNEŞ ENERJİSİ ALANINDA YENİ ÜLKELER ARASINDA

Frost ve Sullivan'a göre, Türkiye güneş enerjisi alanında ise yeni ülkeler arasında gösteriliyor. Düzenlemelerle ilgili eksiklerin yıl içinde tamamlanması ve prosedürlerle teknik detayların da bitirilmesiyle birlikte güneş enerjisi yatırımlarının hız kazanacağına kesin gözüyle bakılırken, bu alanda Türkiye'nin sahip olduğu büyük potansiyel pazarı her açıdan cazip kıldığı ifade ediliyor.

Araştırmada, Türkiye'de diğer yenilenebilir kaynaklara kıyasla rüzgar enerjisi pazarının 2010 yılı itibariyle 1266 MW'lık kapasiteye sahip olmasının, pazarın gelişmiş bir düzeyde olduğunu işaret ettiği vurgulanırken, bu alanda endüstrinin karşılaştığı temel zorluğun, uzun süren lisanslandırma süresi ve buna bağlı olarak uygulamadaki projelerde yapılan değişiklikler olarak gösterildi.

2023 yılını hedefleyen stratejik çalışmaya göre Türkiye'de rüzgar enerjisinde 20 bin MW'lık kapasiteye ulaşılması arzusunun, bürokratik çevrelerde oldukça iyimser bir hedef olarak değerlendirildiği belirtilen araştırmada, şunlar kaydedildi:

"Öte yandan, jeotermal enerjide 600 MW'lık elektrik üretim potansiyeli olan Türkiye, bu alanda AB ülkeleri arasında birinci, dünya ülkeleri arasında yedinci sırada bulunuyor. 2010 yılında yenilenebilir enerjiler için açıklanan tarifelerdeki dönüşle son kanunun çıkmasıyla birlikte, jeotermal enerjinin parlak bir gelecek vaat ettiği ileri sürülüyor. Sürekli bir güç üretim tür ü olmasından dolayı talebin sadece yüksek maliyet ve kaynağın küçüklüğü yüzünden zorluk yaşayabileceği tahmin ediliyor. 2023 yılı itibariyle devletin hedefi ise Türkiye'nin tüm jeotermal enerji potansiyelini tam kapasiteyle değerlendirmeye almaya odaklanıyor."

RÜZGAR YATIRIMI DÜNYA GENELİNDE GELİŞME GÖSTERECEK

Araştırmada, rüzgâr enerjisine yatırımın dünya genelinde önemli gelişme göstereceğine işaret edilirken, Frost ve Sullivan'ın öngörüsüne göre bu yükseliş yalnızca Çin'in 10 yıl içinde kurulu rüzgar enerjisi gücünü neredeyse üç katına çıkarmasından değil, Hindistan ve Avrupa'daki altyapı yatırımlarının katkısıyla da sa ğlanacak.

Kuzey Amerika pazarının ise düzenlemelerle ilgili canlılık yaşasa da kriz döngüsünü aşamayacağı, Avrupa'daki rüzgar enerjisi üreticilerinin ise Asya'dan gelecek rekabetçi baskıyı hissedeceği ve sektörün yapısının ö nümüzdeki beş yılda şirket birleşmeleriyle önemli bir değişim geçireceği ifade edildi.

Frost ve Sullivan'a göre sermaye ve ekipman maliyetleri 2009 ve 2010 yıllarında düşmüş olsa da projelerin karmaşık yapısından dolayı maliyetler yine de yüksek olmaya devam edecek.

Güneş enerjisi pazarının ise uzun dönemde iyi bir büyüme yakaladığı ancak Batılı üreticiler için temel sorunun Avrupa ve Kuzey Amerika pazarını hedefleyen Çinli üreticilerin artan egemenliği olarak gösterildiği anımsatılan araştırmada, silikon bazlı güneş enerjisi teknolojisinin artık standart bir teknoloji olarak görüldüğü ve yatırım marjlarının sürekli düştüğü, maliyet açısından geleneksel enerji teknolojileri ile güneş enerjisi arasındaki mesafe hızla kapandığı ifade edildi.

Halihazırda Çin'de 200'den fazla güneş enerjisi ekipmanı üreten firma bulunduğu, önümüzdeki 10 yılda Çinli üreticilerin Avrupa ve Kuzey Amerika pazarlarını da hedefleyeceğinin tahmin edildiği belirtilen araştırmada, "Nitekim Çin firmaları bugün dünya çapında satılan modüllerin neredeyse yarısına sahip bulunuyor ve gözlerini denizaşırı bölgelere çevirmiş durumdalar" denildi.

HİDROELEKTRİK SANTRALLER ÇEKİCİLİĞİNİ YİTİRİYOR

Frost ve Sullivan'ın araştırmasında, hidroelektrik santrallerin sermaye yoğun olmaları ve geri ödeme süresinin uzunluğu nedeniyle yatırım açısından çekici olmadıklarının altı çizilirken, şunlar ifade edildi:

-"Daha çok kamu teşekküllerinin yatırım planlarına giren hidroelektrik santraller, kimi zaman kamu açısından da çekiciliğini yitiriyor. Çünkü özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika'da söz konusu teşekküllerin hissedarlarının yoğun baskısıyla karşı karşıya kalıyorlar. Frost ve Sullivan'a göre önümüzdeki 10 yıl içinde bu alanda gelişim görece düşük olacak. Bunun en önemli nedenlerinden biri de en verimli kullanım alanlarının zaten hizmette olmasından kaynaklanıyor.

Avrupa ve Kuzey Amerika'da birçok hidroelektrik santrali kullanım ömrünün sonuna gelmiş bulunuyor. Yeniden yapılandırılmadıkları takdirde kapatılmak zorunda kalacaklar. Pek çok santralin ise gelişimi, kapasite artırımı ve çevresel etkilerinin en aza indirilmesi için elden geçirilip seviyeleri yükseltilmiş durumda. Büyük hidroelektrik santraller sebep oldukları büyük zararlar yüzünden çevreci kuruluşların tepkileriyle karşılaşmaya devam ediyor. Önümüzdeki 10 yılda çevreci muhalefetin artarak sürmesine ve çevreci bilincin küresel çapta daha da yaygınlık kazanmasına kesin gözüyle bakılıyor."

Hidroelektrik alanında Çin'in kurulu düzeninin 10 yılda ikiye katlanacağı ve pazara Çin ekipman üreticileri hakim olacağı belirtilirken, Avrupa'da ise Portekiz ve Avusturya'nın yeni hidroelektrik santraller için en iyi fırsatları sunacağı, yeniden yapılandırma alanında Fransa ve Norveç'in öne çıkarken, bu ülkeleri İsveç ve Avusturya takip edeceği bildirildi.

Araştırmaya göre biyokütle projeler sermaye yoğun yapıları nedeniyle 2009 ve 2010 yıllarını zorlu geçirirken, az sayıda fondan yararlanabildi.

Avrupa ve Kuzey Amerika'da 2012 ve 2013 yıllarında işlemeye başlayacak santrallerin sayısının az olacağı, ancak bu pazarın temellerinin sağlam olduğunu, sağlanan teşvikler gözönüne alındığında pazarın 2011 yılı ndan itibaren gelişmeye başlayacağı ifade edildi.


Kaynak: http://www.haber10.com/haber/245774/

YENİLENEBİLİR ENERJİDE YATIRIM FIRSATI

Aydınlı yenilenebilir enerji yatırımcıları için dev fırsat

5 Temmuz 2011 Salı

Dünya’da çok az sayıda bulunan 250 kW’lık rüzgar türbininin üretim ve montajına Alman ortaklığı ile Konya’da başlayacak olan Ayetek Wind, türbinin bazı aksamlarını ise Aydın’da üretmek ve Aydınlı sanayici ve yatırımcılarla irtibata geçmek istiyor.

Hollanda doğumlu Abdullah Özel ve Ekrem Karaçalı’nın kurduğu Ayetek, Wind Technik Nord ismindeki Alman şirketiyle yaptığı ortaklık ile piyasa değeri yaklaşık 1,5 milyon Avro olan ve dünyada çok az sayıda bulunan 250 kW rüzgar türbininin üretim lisansını satın alarak Konya’da üretimine başlayacaklarını açıkladı. AYE 250 ismini verdikleri türbinin bazı aksamlarını ise Aydın’da üretmeyi planlayan şirketin orta vadeli yatırım planları arasında 500 kW’lık türbin üretmek de var.

Ayetek Enerji olarak 2 yıldır bakım onarım sektöründe çalıştıklarını ifade eden Karaçalı, “Türkiye’de 500 kW altı yenilenebilir enerji üretimi yönetmeliğinin çıkması ile şirket olarak rafta beklettiğimiz projeyi yürürlüğe koyduk. Orta ölçekli rüzgar türbini üreticileri arasında dünyada kabul gören ilk 5 firmadan biri olan Wind Technik Nord firması ile ortaklık kurarak işe başladık. Türkiye’de ise bu alanda DNV tarafından sertifikalı olarak 20 yıldan fazla kendini dünyanın birçok yerinde kanıtlanış olan bir rüzgar türbininin üretimini yapan ilk şirket olduk. Bununla birlikte 10 yıldan fazla bakım ve onarım deneyimi olan bir teknik ekip oluşturduk” dedi.

Türkiye orta ölçekli rüzgar türbinlerinde en büyük pazar olacak

Yeni mevzuat değişiklikleri ile Türkiye’nin yakın gelecekte orta ölçekli ‘500 kW ve altındaki’ rüzgar türbinleri için en büyük pazarlardan biri olmasının beklendiğini söyleyen Karaçalı, türbinleri hem iç pazarda değerlendirmek hem de orta ölçekli rüzgar türbinleri için teşvikleri bulunan İngiltere, Kuzey İrlanda ve İtalya gibi Avrupa ülkelerine ihraç etmek istediklerini belirtti. Türkiye’den sonra İtalya’nın ilk etapta değerlendirdikleri ülke olduğunu ifade eden Karaçalı, “İtalya 200 kW rüzgar türbinleri için 30 avro-cent teşvik veriyor, bu da 20 yıl ekonomik ömrü olan türbinlerin 1-2 yıl gibi çok kısa sürede amorti olması demek. Türkiye’de yaklaşık 10 euro-cent mahsuplaşma geliri ile yatırımların amorti süresi 3-4 yıl gibi bir sürede olacaktır. Çok yeni ve Aydınlı yatırımcılar için çok cazip olan bu sektörün daha iyi anlaşılması ve tanıtılmasıyla çok büyük bir taleple karşı karşıya kalacağımızın ilk sinyallerini alıyoruz” dedi.

Yatırımcıların, 500 kW’lık türbin için yaklaşık 800 bin avroluk yatırım ile kendi enerjilerini üretebileceklerini söyleyen Abdullah Özel, “Türkiye’de 500 kW altında olan yatırımlarda rüzgar raporlama ölçümleri, lisans almak gibi maliyetler bulunmadığı için yatırımcılar bir makine alıyor gibi leasing anlaşması ile rüzgar türbinlerini kurabilirler ve kendi enerjilerini üretebilirler” dedi. Özel, 250 kW rüzgar türbinlerinin mevcut şebeke altyapısıyla kolaylıkla uygulanabilir olması, Aydın’ın rüzgar enerjisi açısından Türkiye’nin en cazip bölgelerinden olması ve AYE 250 türbininin lisans başvurularından muaf tutulması göz önünde bulundurulduğunda bu girişimin Aydın için büyük bir fırsat olduğunu vurguladı. Özel, Aydınlı sanayiciler ile görüşmelerini sürdürdüklerini ve info@ayetek.com adresinden sanayici ve yatırımcıların kendilerine ulaşabileceklerini bildirdi.

KAYNAK : http://www.aydinyerel.com/2011/07/04/yenilenebilir-enerjide-yatirim-firsati/

Tokat yıl sonunda Rüzgar enerjisi ile tanışacak

Tokat yıl sonunda Rüzgar enerjisi ile tanışacak. Bugün 01.06.2011 de Biyolojik araştırma yapmak için Enerji rüzgar güllerinin dikildiği bölgede geziye çıkan kent Konseyi ve TEMA vakfı üyeleri Rüzgar enerjisin yaygınlaşmasını istediler.

Enerji bakanlığının Tokat (Rüzgar Elektrik Santralleri) Projesi ve Tesis çalışmaları 2 yıl sürdü. Tokat Merkez Tekneli-Killik-Çayören Köyü arazileri üzerine rüzgar güllerinin kurulma aşamasının sonlarına yaklaşıldı. Yıllık 40 mG elektrik üretecek olan Rüzgar elektrik santrali 2.5 elektrik üreterek Tokat ilinin Yüzde 70 ni karşılayabilecek. Her birinin 85 metre yükseklikte ve kanatlarını 49 metre uzunluğunda olan rüzgâr gülü toplam 16 adet olacak 3 köyün kırsal arazisi üzerine kurulan Rüzgâr elektrik santralinin biyolojik Zaralarını veya faydalarını yerinde görmek için santrali görme ve incelemek için düzenlenen gezide konuşan GOP Üniversitesi Fen Edebiyat biyolojik bölümü öğretim üyesi Y. Dr. Doç Bedrettin Selvi “ İlk gözlemlerimiz çok olumlu oldu. Bir hes le veya nükleer enerjinin verdiği zararlarla rüzgar enercisini karşılaştıracak olursak arada dağlar kadar fark olduğunu gürdük. Tabiî ki rüzgar enerji sininde minimum kadar çevreye bir zararı var. Ama bir hes veya nükleer enerjiye göre zararı çok, çok düşük seviyelerde. Gördüğümüz kadarıyla dikilen rüzgar gülleri direklerinin dikilen yerler de doğaya bir zararı var oda bu kadar önemsenecek bir seviyede değil. Tabii ki bu rüzgar enerjisinin yaygınlaştırılmasını görüyoruz. Bugün Tokat tada bulunan hidra elektrik santralleri kadar enerji üreteceği söyleniyor.” Dedi. Geziye Tokat ve çevreye getireceği faydaları ve zararları anlatan emekli Av Mustafa Yavuz da Rüzgar enerjisine inandığını dile getirerek “ Rüzgar enerjisi çevreye veya doğaya zarar vermeyen temiz bir enerjilerden birdir” dedi. Toplam 3 köyün kırsal tepelerine kurulan Rüzgar enerjisi inşaat sorumlusu Elektrik Mühendisi Salih Gürel de “ kurduğumuz Rüzgar enerjisi 2 yıla yakın bir çalışma sonun bu tepere bize lisanız verildi. Yaptığımız iş ekonomiye katkı sağlayacaktır. Çevreye minimum bir tahribat yaptığımız oluyor. Toplam 16 adet rüzgar gülümüz var. Tokat ta bağlayıp bağlantı noktasında ülke geneline vereceğiz. Elde edilen enerji Tokat ilinin Yüzde 70 ni karşılıyor. Üretim kapasitemiz yıllık 40 Megawatt. Yılsonuna kadar üretime gececeğiz “ dedi



Kaynak: http://tokatraporgazetesi.com/v1/2011/07/tokat-yil-sonunda-ruzgar-enerjisi-ile-tanisacak/

Rüzgar türbinlerini, yerli makine büküyor

Rüzgar türbinlerini, yerli makine büküyor

BURSA (CİHAN)- Bursalı bir firma tarafından ‘AKBEND’ markası ile dünyanın dört bir yanına ihraç edilen silindir bükme makineleri, rüzgar türbinlerini bükecek seviyeye ulaştı. Akyapak Makine tarafından üretilen silindir bükme makineleri, enerji sektörünün de vazgeçilmezi olma yolunda ilerliyor. 1962’den bu yana sac işleme makineleri üreten Akyapak, 1 mm’den 100 mm’e kadar silindir makinesi, 1 mm’den 500 mm çapa kadar boru bükme ve plazma makineleri üretiyor. Harley Davidson’un direksiyonundan Baymak, Demirdöküm, Olimpiyat Stadı, Formula 1 pisti, Mercedes Benz, Mitsubishi ve Rolls Royce’a kadar sac ve borunun büküldüğü tüm alanlarda makineleri kullanılan Akyapak, rüzgâr türbinlerini bükecek makinelerini de enerji sektörünün hizmetine sundu. Rüzgâr enerjisinin sadece Türkiye’de değil, dünyada da gelişen bir alan olduğunu kaydeden Akyapak Makine Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Orhan Er, "Yaptığımız AR-GE çalışmaları ile silindir bükme makinelerinde rüzgâr türbini bükecek elektrik, elektronik ve yazılımdan oluşan önemli geliştirmeler yaptık. Şimdi enerji sektörüne yatırım yapan Türk-Alman ortaklı ya da yabancı ortaklı firmalar rüzgâr türbini büküm makinesi için bize geliyor. Bu konuda gelecekte daha da iyi işler yapacağımıza inanıyoruz.”Bükme, delme makinelerinde de yeni ürünlerin yanı sıra mevcut ürünlerin CNC sistemleri ve yazılımlarının geliştirmesine devam ettiklerini belirten Er, şu bilgileri verdi: “Hassas çalışan yüksek kaliteli makineler oluşturduk. Sac işlemede silindir makineleri, basınçlı tanklarda, bor hatlarında kullanılan ve her türlü malzemeyi dairesel büken makineler yapıyoruz. Bunun yanında boru bükme ve plazma kesim makinesi üretimlerimiz devam ediyor. Çelik konstrüksiyon direkler için delik delme makinesinin de Türkiye’de öncüsüyüz.” Yılda iki bin makine üretip 83 ülkeye ihracat yapan Akyapak, her geçen yıl hitap ettiği sektör ve ülke sayısını yukarı çekerek pazar çeşitliliğini artırıyor. Petrol rafinerilerinden, inşaat sektörüne kadar pek çok alanda hizmet verdiklerinin altını çizen Orhan Er, Almanya Fransa, İngiltere başta olmak üzere ağırlıklı olarak Avrupa ile çalıştıklarını, Hindistan, Endonezya, Brezilya, İran gibi ülkelerin de pazarları haline geldiğini kaydetti. 16 bin metrekarelik alanda 200 kişiyle üretim yaptıklarını dile getiren Er, üretimlerinin yüzde 15’ini otomotiv, yüzde 35’ini basınçlı kaplar, yüzde 35’ini inşaat ve çelik konstrüksiyon pazarına, yüzde 15’ini ise mobilya ve diğer sektörlere ayırdıklarını ifade etti. CİHAN

Kaynak: http://www.muhabir.net/ruzgar-turbinlerini-yerli-makine-bukuyor/

Sunday, July 3, 2011

Ruzgar yatırımcıları kredileri geri ödeyemiyor

Ruzgar yatırımcıları kredileri geri ödeyemiyor

Rüzgar Enerjisi ve Su Santralleri İşadamları Derneği (RESSİAD) Başkanı Tolga Bilgin, ''içinde bulunduğumuz elektrik piyasasında oluşan fiyatlar, bırakın yeni yatırımcı çekmeyi, mevcut yatırımcıyı da mağdur ederek, yeni yapılacak enerji yatırımların önünü tıkamaktadır'' dedi.

RESSİAD Başkanı Bilgin A.A muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye'nin en önemli yenilenebilir enerji kaynaklı santrallerinden olan rüzgar enerjisi santralleri ve nehir tipi hidroelektrik santraller enerji havuzu içinde kurulu güç olarak kayda değer bir büyüklüğe ulaşıldığını belirtti.

Bugün serbest üretici statüsündeki rüzgar santrallerinin kurulu gücü 1500 megavat (mw) , nehir tipi su santrallerinin kurulu gücü ise 3500 mw olduğuna işaret eden Bilgin, yenilenebilir enerji kaynaklarının özel sektör marifetiyle bu noktaya gelmesinde eski Piyasa Mali Uzlaştırma Mekanizması (PMUM) sisteminde oluşan 3 zamanlı fiyatların önemli katkısı olduğunu, proje finansmanı yapan bankalar ve yatırıma karar veren yatırımcıların da piyasa fiyatlarının oluşturduğu trendi yeterli görerek bu yatırımları gerçekleştirdiğini kaydetti.

Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği (DUY) sistemi ile Elektrik Piyasasının daha istikrarlı, daha şeffaf ve daha adil olması hedeflendiğini hatırlatan Bilgin, şöyle devam etti:

''Ancak, DUY'da kuralların açıkça belirtilmesine rağmen, gerçek uygulamada bu kurallara bazen uyulmadığı gözükmektedir. Ayrıca sistemde bazı yapısal hatalar, uygulamaya geçince ortaya çıkmıştır. Bu sebeplerden sistem fiyatları, uygulamanın başlangıcından beri dengesiz ve mevcut üretim maliyetlerinin çok altında oluşmuş ve işletmede bulunan tüm özel sektör santralleri ile yeni yatırım kararı alacak olan yatırımcıları olumsuz etkilemiştir. Bu yüzden sistemdeki gerçek zamanlı arz talep dengesini yansıtan serbest piyasa fiyatları oluşamamakta ve ulusal kaynakların verimli ve optimum kullanılmasını sağlayan ve yatırımcılara yol gösteren sinyaller verilememektedir. Bu durumdan, dengeleme birimi olan doğalgaz, kömür gibi santraller de olumsuz etkilenmektedir. Özellikle bazı dönemler fiyatların 2-3 kuruş/kWh hatta 0 kuruş çıkması, gün öncesi ve gün içi ortalamaların 6-7 kuruş/kWh civarında seyretmesi çoğu dengeleme santrallerinin daha fazla zarar etmemek için üretimlerini durdurmasına yol açmıştır''

''BİR ÇOK YATIRIMCI BANKA KREDİSİ GERİ ÖDEMELERİNDE ZORLANIYOR''

Piyasadaki bu durum rüzgar ve nehir tipi su santralleri için daha vahim noktaya geldiğini savunan Bilgin, rüzgar ve nehir tipi su santrallerinin dengeleme birimi santraller gibi önceden öngörülebilir bir üretim programı olmadığından, gün öncesi yapılan üretim tahminleri çoğunlukla tutmadığına dikkati çekti. Ayrıca, gün öncesi ile gün içinde oluşan fiyatların farklı ve istikrarsız oluşmasından dolayı bu santrallerde üretilen elektrik çok düşük fiyatlara ve hatta bazı günler üretim yapılmasına rağmen para kazanmak yerine üstüne para verilerek sisteme verildiğini ifade eden Bilgin, bunun sonucu olarak ay sonu ortalaması normalde üretim maliyetlerine göre çıkması gereken fiyatların çok altında çıktığı ifade etti.

Bu şekilde yatırım kararı verirken fizibilitelerini minimum 13-14 kuruş/kWh olarak yatırım kararı alan yatırımcıların zarar ettiğini anlatan Bilgin, bir çok üyenin projenin ilk senelerde kendisini geri ödememesi sebebiyle banka kredisi geri ödemelerini kendi öz kaynakları ile desteklediğini söyledi.
Saatlik uzlaştırma ile gün öncesi ve anlık piyasalarda oluşan fiyatların normalde maliyet esaslı gerçek fiyatları yansıtması gerektiğini vurgulayan Bilgin, ayrıca oluşan bu fiyatlar sistemde arz-talep dengesinin bozulmaması için bir sinyal görevi görerek yeni yatırımların yapılmasını sağlaması gerektiğini belirtti.

Bilgin, ''maalesef içinde bulunduğumuz elektrik piyasasında oluşan fiyatlar bırakın yeni yatırımcı çekmeyi mevcut yatırımcıyı da mağdur ederek yeni yapılacak enerji yatırımlarının önünü tıkamaktadır'' dedi.

''BU KADAR LİSANS BAŞVURUSU KİMSEYİ ALDATMAMALI''

Gerek yenilenebilir kaynaklı santraller için, gerekse son dönemde dengeleme santralleri olan kömür, doğalgaz santralleri için yapılan 60.000 MW'a ulaşan lisans başvuruları olduğuna dikkati çeken Bilgin, bu kadar çok lisans başvurusunu bir anlamda ''fırsatçılık'' olarak gördüğünü söyledi.

Aralarında az da olsa bazı yatırımcıların gerçekten yatırımı yapmak için lisans aldığını veya lisans başvurusu yaptığı bilinse de çoğunluğun ileride ya bu santralleri yapamayacağını ya da sistem fiyatları tekrar yatırım sinyali vermeye başlayana kadar bekleyip sonra lisansı devir edeceğini tahmin etmenin hiç de zor olmadığını diye getiren Bilgin, şunları kaydetti:

''O yüzden bu başvurular özellikle piyasayı yöneten değerli yöneticilerimizi ve bürokratlarımızı aldatmamalı. Bu başvurular hem sisteme gerçek yatırımcıların girmesini engelliyor, hem de vakit kaybettiriyor. O yüzden öncelikle yatırım kararı verme de en önemli kriter olan istikrarlı ve adil bir piyasa fiyatının oluşması gerçek yatırımcıların sistemde çoğalmasını sağlayacaktır.''

DENGESİZ VE MALİYETLERİN ALTINDAKİ PİYASA FİYATLARI NASIL DÜZELİR?

Sistemdeki ani fiyat değişimlerinin ve özellikle gün öncesi ve dengeleme güç piyasası arasında aynı saat içinde oluşan büyük fiyat farklarının oluşmaması için yapılması gerekenin anlık dengesizliklerin sistem fiyatına yansıtılması olduğunu ifade eden Bilgin, böylece sistem dengelendikten sonra yapılan her müdahalenin yeni sistem içindeki fiyatlarla oluşacağını ve yapay fiyatların oluşmayacağını söyledi.
Türkiye üretiminin yüzde 73'ünün devlet kurumları olan EÜAŞ ve TETAŞ'ın kontrolünde olmasının da serbest piyasanın genel ruhuyla çeliştiğini belirten Bilgin, Tüketimin karşılanmasında kamudan ve otoprodüktör tesislerden arta kalan sadece yüzde 19'luk bir pay için birbirleriyle yarışan serbest üretim şirketlerinin, maliyetlerini fiyatlara yansıttığında devletle rekabet edemediğini ve bunun sonucu olarak fiyatlar yapay olarak düşürülerek üreticilerin mağdur edildiğini ifade etti.

Bu durumun, EÜAŞ'ın üretim portföyünün, öncelik termik santrallere verilmek kaydıyla, özelleştirilmesi ile önlenebileceğine işaret eden Bilgin, ''Bu özellikle kömür santrallerinde devlet elinde atıl kalmış kapasitenin kullanılmasını ve daha piyasada gerçek maliyetleri yansıtan fiyatların oluşmasını sağlayacaktır.'' dedi.

Tüketim bildiren piyasa katılımcıları ve bazı dengeleme birimleri santrallerinin, gün öncesinde üretmeyi veya tüketmeyi taahhüt ettikleri üretim veya tüketim programına uymadığını anlatan Bilgin, bu durumun yönetmelikler de belirtilen denetimlerin yapılması ve öngörülen yaptırımların uygulanması ile çözülebileceğini ifade etti.

RESSİAD Başkanı, böylece piyasa katılımcıları gerçek üretim ve tüketim değerlerini bildirmek zorunda kalarak sistemin gerçek arz-talebe göre dengelenmesinin sağlanacağını, daha da önemlisi piyasa katılımcılarının arasında adil bir sistem oluşturulacağını sözlerine ekledi.

ELEKTRİK BORSASI KURULMALI

TEİAŞ'ın Üretim Kapasite Projeksiyonuna göre en erken 2016 ve en geç 2019 yılında enerji arz açığı beklendiğine işaret eden Bilgin, bu anlamda yeni üretim tesislerinin yapılmasının önem arz ettiğini vurguladı.

Önümüzdeki 5 yıl içerisinde ortaya çıkabilecek olası bir enerji darboğazının tüm ülkeyi zor durumda bırakabileceğini ifade eden Bilgin, bu duruma çözüm olarak Türkiye'de mutlaka gerçek piyasa fiyatlarını yansıtan ve tüketiciler ile (Dağıtımcılar ve Serbest Tüketiciler) üreticileri çeşitli vadelerde ikili anlaşma yapmak üzere buluşturan bir enerji borsasının kurulması gerektiğini bildirdi.

Bilgin, böylece borsadan gerçek ve istikrarlı fiyat sinyalini alan yatırımcıların bu göstergelere göre yatırım yapma kararı alabileceğini, borsa da oluşan fiyatların ayrıca dağıtımcıların düzenlemeye tabii perakende satış tarifeleri için de bir referans fiyat oluşturacağını kaydetti.

Kaynak: http://www.patronlardunyasi.com/haber/Ruzgar-yatirimcilari-kredileri-geri-odeyemiyor/105802

Rüzgâr santrali için askerden izin alınacak


Rüzgâr santrali için askerden izin alınacak

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, rüzgâr enerjisi santrali (RES) projelerine, Genelkurmay Başkanlığı'ndan olumlu teknik etkileşim izni alındıktan sonra izin verecek.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın 'Elektrik Tesisleri Proje Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği' Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yönetmeliğin, 'Proje Onayı Müşterek Hükümleri'ni düzenleyen altıncı maddesine eklenen fıkraya göre, RES projeleri, Genelkurmay Başkanlığı'ndan olumlu teknik etkileşim izni alındıktan sonra onaylanacak.



Kaynak: http://www.patronlardunyasi.com/haber/Ruzg%C3%A2r-santrali-icin-askerden-izin-alinacak/105386

Rüzgâr gülüne takviye için 10 barajın suyu dağa çıkarılacak


Rüzgâr gülüne takviye için 10 barajın suyu dağa çıkarılacak


Japon şirketle anlaşılarak geliştirilen proje için Isparta, Kayseri, Bursa, Antalya, Denizli ve Samsun'un da aralarında bulunduğu 10 il belirlendi. Amerika, Almanya ve İtalya'da yaygın olarak bulunan santrallerin 2022'de bitirilmesi planlanıyor.

Son yıllarda artan rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımları Enerji Bakanlığı'nı harekete geçirdi. Bakanlık, Japonlar ile birlikte yeni bir proje geliştirdi. Buna göre, rüzgâr, güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından yapılan elektrik üretimini dengelemek için dağların tepesine baraj inşa edilecek. Proje kapsamında Samsun, Kayseri, Antalya, Denizli, Osmaniye, Burdur, Isparta, Eskişehir ve Bursa dahil 10 il belirlendi. Barajlardaki suyun belirli bir miktarı daha yüksek tepelere kurulacak küçük barajlara (pompajlı HES) taşınacak. Rüzgâr ve güneş gibi yenilenebilir kaynaklarda elektrik üretimi durduğunda yüksek tepelere kurulan barajlar devreye sokularak dengeleyici enerji üretecek.

Avrupa ülkelerinde kullanılan uygulama Türkiye'de ilk kez denenmiş olacak. Pompajlı santraller için ortak çalışma yapılan Japonlar, projenin bir an önce başlamasını öneriyor. Gerekçeleri ise 10 PHES barajına şimdi başlansa bile inşaatlar ancak 2022'de tamamlanabilir. Dünya genelinde 120 bin megavat (MW) kurulu gücünde PHES santrali var. ABD, Japonya, İtalya, Almanya, Fransa gibi ülkeler PHES projelerinde ilk sırada yer alıyor. Söz konusu barajlar, gündüz elektrik tüketiminin arttığı saatlerde devreye alınıyor. Ayrıca güneş, rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarında elektrik üretimi durduğunda PHES'ler devreye giriyor.

Kurulu güç 20 bin megavat olacak

Enerji Bakanlığı ve TEİAŞ hesaplamalarına göre 2022'de Türkiye'nin sadece rüzgârda kurulu gücü 20 bin MW'lara çıkacak. Buna güneş, jeotermal gibi kaynakların eklenmesiyle kurulu güç daha da artacak. 2030'da toplam enerji üretiminde yenilenebilirin payının yüzde 30'ları bulacağı tahmin ediliyor. Bu dönemde dengeleyici elektriği (frekans düzenleyici) sağlamak için PHES projesi hızlandırıldı. Bu amaçla Enerji Bakanlığı ve Japon yetkililerin yanı sıra Enerji İşleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ), Elektrik İşleri Etüt İdaresi (EİE) gibi bakanlık birimleri projenin 2025 yılından önce tamamlanabilmesi için mutabakat sağladı. Proje tamamlandığında Türkiye'nin PHES kurulu gücü bin 800 MW olacak. Projenin geliştirilmesinde Türkiye'nin 2018-2030 talep tahminleri dikkate alındı.

İsmail Altunsoy/Zaman


Kaynak: http://www.patronlardunyasi.com/haber/Ruzg%C3%A2r-gulune-takviye-icin-10-barajin-suyu-daga-cikarilacak/106943

Rüzgâr için kimse savaşmaz

Rüzgâr için kimse savaşmaz


9. Dünya Rüzgâr Enerjisi Konferansı ve sergileri 15-17 Haziran tarihleri arasında İstanbul’da Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. 95 ülkeden 150 bildirinin sunulacağı uluslararası konferansta akademisyenler, yatırımcılar, uzmanlar, kamu yetkilileri, rüzgâr enerjisi teknolojileriyle ilgili en son bilgi ve teknolojiyi birbirlerine aktarma olanağını yakalayacaklar.

43 bin megawattlık rüzgâr enerjisi potansiyeline sahip Türkiye’de, 2009 yılı sonu itibarıyla kurulu gücün sadece 803 megawatt olduğu göz önüne alınırsa konferansın, dikkatleri bu alana çekecek olması nedeniyle ayrı bir önemi de bulunuyor. Eurosolar Türkiye ortaklığı ile Dünya Rüzgâr Enerjisi Birliği (WWEC) tarafından bu yıl İstanbul’da düzenlenecek olan konferans ve sergiler, her yıl ayrı bir kıtada ve ülkede gerçekleştiriliyor. Geçen yıl Güney Kore’de Jeju Adası’nda düzenlenen konferansın önümüzdeki yılki durağı ise Mısır olacak. Bu yıl İstanbul’da gerçekleştirilecek konferansın konu başlıkları arasında, “Hibrit sistemler ve küçük rüzgâr türbinleri, rüzgâr çiftliği planlama, rüzgâr enerjisi ve yenilenebilir enerji kaynakları üzerine ulusal politikalar, engeller, teşvikler, bölgesel enerji” bulunuyor.

Konferans hakkında bilgi veren WWEC 2010 Lokal Organizasyon Komitesi Üyesi Enver Şat, bu organizasyonun, rüzgâr enerjisinin Türkiye’de kullanımının hızlanmasına katkı sunacağını belirtti. Şat, bu enerji türünün avantajlarını şöyle sıraladı:

“Yenilenebilir enerji kaynakları içerisinde doğaya en az zarar veren uygulamadır. Rüzgâr santrallarının bulunduğu alanlarda hayvancılık ve tarım da yapılabileceğinden, araziden çok yönü olarak yararlanılmasına olanak tanımaktadır. Temizdir, ekonomiktir, çevrecidir, dışarıya bağımlı değildir, barışçıl bir enerji kaynağıdır. Kimse rüzgâr için birbiriyle savaşmaz.”

Özlem Güvemli/Cumhuriyet


Kaynak: http://www.patronlardunyasi.com/haber/Ruzg%C3%A2r-icin-kimse-savasmaz/84485