Blog Archive

Sunday, July 3, 2011

Enerjide kazançlı kariyer fırsatları

Kariyer şirketlerine enerji sektöründen iş ilanları akıyor. Enerji şirketlerinde çalışmak için mutlaka elektrik mühendisi olmak gerekmiyor. Satış temsilcisi, santral teknisyeni, konrat uzmanı gibi yeni pozisyonlar da sahiplerini bekliyor...

ENERJİDEKİ yatırım atağı bu sektörü kazançlı bir iş kapısı haline getiriyor. Üretimden dağıtıma, toptan satıştan ekipman üretimine hemen her aşamada yeni iş sahaları doğuyor. Girişimcilerin fırsatları değerlendirmek için yaptığı yatırımlar, bu alanda çalışan sayısını da artırıyor. Yakın zamana kadar sadece birkaç pozisyonda iş imkanı sunan sektörde yelpaze genişliyor.

Evet, enerji sektöründeki iş ilanları son birkaç yıldır yeni yatırımlara paralel ciddi şekilde artış gösteriyor. Önümüzdeki döneme yönelik beklentiler de enerji sektörünün kariyer açısından yükselen bir trend içinde olacağı yönünde. Örneğin Kariyer.net’in verilerine göre, enerji sektöründen gelen iş ilanlarının sayısı geçen yıl 2009’a göre yüzde 35 artış göstermiş. 2009’da enerji sektöründen 2 bin 197 iş ilanı gelirken, bu rakam 2010’da 2 bin 976’ya ulaşmış. Enerji sektörünün toplam iş ilanları içindeki payı ise 2009 ve 2010’da aynı kalarak yüzde 3 seviyesinde oluşmuş.

Kariyer.net Genel Müdürü Yusuf Azoz’a göre enerji, ülkemizde son dönemin en önemli sektörlerinden biri. Bu alanda çok önemli yatırımlar yapılıyor ve dolayısıyla sektörün istihdam potansiyeli ve nitelikli çalışan ihtiyacı da artıyor. Ancak gelişmekte olan her sektörde olduğu gibi, yatırımların istihdama tam yansıması uzun vadeye yayılan bir süreç. Enerji sektöründe bu yansıma kademeli olarak görülmeye başladı. Azoz, 2010 yılında Kariyer.net’te en çok aranan ilk 10 pozisyonu; çağrı merkezi elemanı, satış temsilcisi, muhasebe elemanı, yönetici asistanı, şube müdürü, bölge müdürü, satış mühendisi, elektrik mühendisi, makine mühendisi, inşaat mühendisi ve aktif pazarlama elemanı olarak sıralıyor. Azoz, bu pozisyonların çoğunu enerji sektöründeki yatırımlarla ilişkilendiriyor. Buna göre, enerji sektöründeki büyüme teknik pozisyonların yanı sıra muhasebe, sekreterlik gibi operasyonel birimlerde de çalışanlara ihtiyaç doğuruyor. Örneğin, çağrı merkezi elemanı ilanlarının en üst sırada olması çok önemli bir gösterge. Özellikle son kullanıcıya ulaşan ürünleri olan sektör oyuncularının satış ve müşteri ilişkileri süreçlerine büyük önem vermeye başlaması, istihdam talebinde böyle bir tablo yaratıyor. Şube müdürü ve bölge müdürü ilanlarının fazlalığı da sektörün büyümesine dair önemli bir işaret. Mühendislik alanlarından oluşan teknik pozisyonlar da yine satış, elektrik, makine ve inşaat olarak sıralanıyor. Ki bu da aynı tezi doğruluyor.

Bir başka İnsan Kaynaklar Şirketi My Executive’in verileri de en çok ilanın enerji şirketlerinden gelmeye başladığını ortaya koyuyor. Şirketin yönetici ortağı Müge Yalçın, en fazla iş ilanlarının enerji üretim, dağıtım ve alternatif enerji şirketlerinden geldiğine dikkat çekiyor. Yalçın’ın verdiği bilgiye göre, en çok talep iş geliştirme direktörü, genel müdür, mali işler direktörü ve danışmanlık gibi bazı pozisyonlara geliyor. Yalçın, enerji sektöründen gelen doğrudan pozisyon taleplerini de yenilenebilir enerji danışmanları, çevre avukatları, organik tarım uzmanı, organik kozmetik danışmanı ve atık su uzmanı olarak sıralıyor.

Farklı alanlardaki yeni yatırımlarla istihdam ihtiyacı genişleyen enerji şirketleri, 2011’de çok sayıdaki pozisyon için arayış içinde. Eleman alımı için verdikleri ilanlar dışında, kendi internet sitelerinden de başvuruları kabul ediyorlar.

Bu şirketlerde çalışmak için mutlaka elektrik mühendisi olmanız gerekmiyor. Satış temsilcisi, santral teknisyeni, konrat uzmanı gibi yeni pozisyonlar da sizleri bekliyor. İşte kariyer sitelerinde ilanları en fazla dikkat çeken enerji şirketlerinin 2011 yılına ilişkin istihdam fırsatları...

ENERJİSA
450 kişi alacak

Bünyesinde 4 bin 400 çalışanı bulunan Enerjisa bu yıl yaklaşık 450 kişiyi işe almayı planlıyor. İşe alımlar İstanbul dışında ağırlıklı olarak Seyhan-Ceyhan bölgesi, Bandırma, Erzurum, Trabzon, Ankara, Kırıkkale, Çankırı, Karabük, Kastamonu, Bartın ve Zonguldak illerinde gerçekleşecek. Enerjisa Stratejik İş Destek Direktörü Berna Öztınaz’ın verdiği bilgiye göre, işe alımların yarıdan fazlası beyaz yaka kadrolar için planlanıyor. Yeni kadroların çoğu üretim ve toptan satış şirketlerinde değerlendirilecek.
Berna Öztınaz, enerji sektörünün çok hızlı büyüdüğünü ve geleceğinin parlak olduğunu belirterek, kariyer yapmak isteyen gençlerin stajlarını bu alanda yapmalarını tavsiye ediyor. Ve bu alanda bilgi birikimlerini artırmalarını istiyor.

POLAT ENERJİ
Rüzgar uzmanları arıyor

Rüzgar enerjisi alanındaki yatırımlarıyla öne çıkan Polat Enerji, bu yıl ağırlıklı olarak işletme teknisyeni ve rüzgar ölçüm ve değerlendirme uzmanı arıyor. Polat Enerji Genel Müdürü Zeki Eriş’e göre, Türkiye’de santral sayısı arttıkça yetişmiş teknisyen ve rüzgar analiz uzmanı bulmak zorlaşıyor. Özellikle yatırımların devreye alınmaya başladığı 2007 yılından itibaren işe alımların hız kazandığına dikkat çeken Eriş, istihdam yelpazelerinin oldukça geniş olduğunu vurguluyor.

Polat Enerji’de şu pozisyonlar dikkat çekiyor: İnşaat mühendisleri, elektrik mühendisleri, rüzgar ölçüm ve değerlendirme uzmanları, sözleşmeler ve lojistik müdürleri, karbon piyasaları uzmanları, avukatlar, finansal kontrolörler, muhasebe elemanları, sigorta sorumluları, işletme teknisyenleri, işletme müdürleri, inşaat ve harita teknikerleri, yazılım uzmanları, kurumsal iletişim uzmanları ve saha güvenlik elemanları.

Zeki Eriş, enerji alanında yetişmiş eleman azlığı nedeniyle ücret ve diğer sosyal imkanların daha iyi olduğunu vurguluyor.

ZORLU ENERJİ
“Kapımız herkese açık”

2005 yılından bu yana hızlı bir büyüme sergileyen Zorlu Enerji, buna paralel çalışan sayısını 350 kişiden 1.000 kişiye yükseltti. Bu yıl da toplamda 100 kişinin işe alınması planlanıyor. Şirket, mühendislik ve teknikerlikten finansa farklı pozisyonlarda alım yapacak.

GE ENERJİ
Proje bazlı istihdam modeli

Türkiye’de santral kurup ekipman tedarik eden General Electric’in dünya genelinde işletmede bulunan santrallerinde yaklaşık 3 bin 500 kişi çalışıyor. Bu santrallerin bakım, onarım vb işlerinde dışarıdan çalışan kişi sayısı da 3 binden fazla. GE’nin halen ülkemizde kurulu olan 293 adet enerji üretim ekipmanı 72 değişik santralde işletiliyor.

GE Enerji Hizmetleri Türkiye ve İsrail Direktörü Yavuz Aydın’ın verdiği bilgiye göre, GE’nin Türkiye'deki enerji iş kolunda halen 140 kişi çalışıyor. GE Türkiye, çalışan sayısı açısından önümüzdeki 4 yıl içinde yüzde 45 büyüme planlıyor. Bu da 2010-2014 yılları arasında 45-55 ek pozisyonun açılacağı anlamına geliyor. Aydın, “Enerji santralleri kurulum aşamasında yoğun işgücü kullanıyor. Bir örnek vermek gerekirse, ortalama 100 megavatlık (MW) bir santralin kurulum sürecinde yaklaşık 500 kişi kısa veya uzun dönem çalışıyor” diyor.

GE ürünleri ve hizmetleriyle ilgili çok çeşitli pozisyonlar var. Bunlar onarım ve bakım çalışmalarından sorumlu saha mühendisleri, hizmet sözleşmelerini uygulamaktan sorumlu sözleşme performansı müdürleri, proje müdürleri, satış müdürleri, müşteri ilişkileri müdürleri, servis müdürleri ve mali analistlerden oluşuyor.
Yavuz Aydın, gençlere enerjiyle ilgili iş ilanlarını takip etmelerini ve sektörü daha yakından tanıyabilmek için staj başvurularında bu alana öncelik vermelerini tavsiye ediyor.

ANEL ENERJİ
Çalışan sayısını katlayacak

Son olarak rüzgar türbini üretim yatırımıyla adını duyuran Anel Enerji, YEK’in (Yenilenebilir Enerji Kanunu) çıkması sonrasında artan yatırımcı talebine cevap vermeye çalışıyor. Anel Enerji Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ender Çolak, yatırımcı talebine yetişebilmek için mevcut teknik ve idari kadroları yüzde 50 büyüteceklerini söylüyor.

Güneş paneli de üreten Anel Enerji, fotovoltaik güneş modülü üretim tesisinin kapasitesini yıllık 15 MW’den 2011 yılı sonunda 65 MW’ye çıkarmayı planlıyor. Bu da personel sayısını iki katına çıkarmasını sağlayacak. Proje geliştirme ve taahhüt alanında mühendislik eğitimi almış kişiler, üretim alanında ise ağırlıklı olarak teknik lise ve meslek yüksek okulu mezunları tercih ediliyor.

SIEMENS ENERJİ
Önce eğitiyor, sonra işe alıyor

İstanbul Kartal’dakinin ardından Gebze OSB’deki ikinci tesisini devreye alan Siemens Enerji, özellikle yenilenebilir enerjiye odaklanmış durumda. Siemens Enerji Türkiye Direktörü Oğuz Tezel, öncelikli olarak Türkiye’de büyük eksikliği hissedilen yetişmiş personel konusuna yatırım yaptıklarını söylüyor. Bu alandaki teknik kadroyu yurtdışında 1 yıl süreyle eğittiklerini belirten Tezel, kendilerine gelen iş talebini şöyle anlatıyor:
“İş başvurularımızı öncelikle Siemens içerisinde, ardından şirket dışında duyuruyoruz. Dahili organizasyonda bile Gebze tesisimizde çalışmak için talebin ne kadar arttığını çok açık bir şekilde gözlemliyoruz.”
Tezel, enerji sektörü faaliyet alanlarının tamamında yeni iş fırsatlarını adaylara sunduklarını ve buna devam edeceklerini ifade ediyor. Siemens Enerji, adaylara önce bir dizi uyum programı ve eğitim verdikten sonra bünyesinde görevlendiriyor.

RWE TÜRKİYE

600 yeni eleman alacak

Denizli’de 500 milyon euro’ya doğalgaz santrali kurmak için düğmeye basan Alman enerji devi RWE, 600 kişiye istihdam sağlayacak. 2012 yılında devreye alınması planlanan santralin yapımında çalışan sayısı kademeli olarak artacak.
RWE Türkiye İnsan Kaynakları Müdürü Ayşem Bayar’ın verdiği bilgiye göre, şu anda inşaatın kurulum aşamasında yaklaşık 160 kişiye istihdam sağlanıyor. İnşaat çalışmalarının yoğunlaştığı dönemlerde bu sayının 400-600 arasında olması bekleniyor. Santral tamamlandıktan sonra da sahada yaklaşık 40 kişi görev alacak. Bayar, çeşitli alanlarda uzmanlaşmış mekanik mühendisi, elektrik ve elektronik mühendisi ve teknisyenlere ihtiyaç duyduklarını söylüyor.
Ayşem Bayar da kariyer yapmak isteyen gençlere, üniversite yıllarından itibaren konuyla ilgili araştırma içinde olmalarını ve enerji şirketlerinde staj imkanlarını değerlendirmelerini tavsiye ediyor.

Ayşe ÖZTUNA / Odgers Berndtson Türkiye Yönetici Ortağı
“Yurtdışında görev almaya hazır olun”

Önümüzdeki yıllarda ekonomik gelişmeler hangi yönde seyrederse etsin enerji sektöründe birçok iş fırsatının oluşmaya devam etmesi kaçınılmaz. İlk olarak sağlam akademik bir temele sahip olmak, kariyer gelişimi için kritik önem taşıyor. Genç profesyonellere bir sonraki terfilerini düşünmeden önce kendi özelliklerini düşünmelerini öneriyoruz. Ayrıca mobiliteye, en azından bölgesel olarak hareket edebilme olanağına ve yaklaşımına sahip adaylar her geçen gün daha fazla tercih edilecek. Büyük enerji şirketlerinin farklı ülkelerde görev almaya açık ve istekli profesyonellere ihtiyacı var. Dolayısıyla genç profesyonellere, mümkün olduğunca farklı kültürlerle çalışma yetkinliklerini geliştirmelerini, kendilerini bir sonraki adımda yurtdışında olabilmek için özellikle bu tür fırsatlara zihnen hazırlamalarını öneriyoruz.

Para Dergisi


Kaynak: http://www.patronlardunyasi.com/haber/Enerjide-kazancli-kariyer-firsatlari/100820

Thursday, June 30, 2011

Rüzgar enerjisinde yeni ihale yapıldı

Rüzgar enerjisinde yeni ihale yapıldı

TEİAŞ, rüzgar enerjisine dayalı santral kurmak isteyenlere yönelik belirlediği sekizinci grup için ihaleyi bugün gerçekleştirdi.

Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ), rüzgar enerjisine dayalı santral kurmak isteyenlere yönelik belirlediği sekizinci grup için ihaleyi bugün gerçekleştirdi.

İhale, rüzgar enerjisine dayalı üretim tesisi kurmak üzere yapılan lisans başvurularına ilişkin yarışma yönetmeliği gereği; rüzgar enerjisine dayalı üretim tesisi kurmak üzere yapılmış lisans başvurularından aynı bölge ve/veya trafo merkezi için birden fazla başvurunun bulunduğu 6 trafo merkezine bağlanacak olanları belirlemek amacıyla yapıldı.

TEİAŞ Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Onay'ın komisyon başkanlığını yaptığı ihalede, önce firmaların evrakı incelendi, daha sonra evrakı uygun olanların Rüzgar Enerjisi Santrali (RES) katkı payı teklif bedellerinin bulunduğu ikinci zarfları açıldı.

6 ayrı trafo merkezi için yapılan yarışma için toplam 54 firma başvuruda bulundu.

İhalede, 44 megavat kapasiteli Kıyıköy Trafo Merkezi için, 7 şirket teklifte bulunurken, yarışmayı yıllık üretilecek net elektrik enerjisi için kilovatsaat (kWh) başına 0,05 kuruş RES katkı payı ile en yüksek teklifi veren Beşiktepe Üretim ve Ticaret Ltd. Şti kazandı.

11 megavat kapasiteli Silivri Trafo Merkezi için de en yüksek teklifi 0,01 kuruş katkı payı ile Ertan Enerji A.Ş verdi.

Toplam 250 megavat kapasitesi bulunan Hamitabat Havza Trafo Merkezi için de; 75 megavatlık bölüm için kwh başına 3,65 kuruş ile en yüksek katkı payı teklifi veren Karayel Elektrik Üretim A.Ş uygun görülürken, kalan 120 megavatlık kapasite için Evrencik Rüzgar Enerjisinden Elektrik Üretim Ltd. Şti'nin 3,54 kuruşluk teklifi, 55 megavatlık kapasite için ise Airres Elektrik Üretim San. ve Tic, AŞ'nin 3,37 kuruşluk teklifi uygun bulundu.

ÇATALCA HAVZA TRAFO MERKEZİNE YÜKSEK TEKLİF

Çatalca Trafo merkezi için de 14 şirket başvuruda bulunurken, 200 megavatlık kapasite için en yüksek teklifi kwh başına 4,34 kuruş ile Universal Wind Enerji Elektrik Üretim AŞ verdi.

Hadımköy Trafo Merkezinde 50 megavatlık yüksek gerilim kapasitesi için 30 megavatlık kapasite ve 0,05 kuruşluk katkı payı ile Sancak Enerji Hizmetleri AŞ'nin teklifi uygun görüldü.

Aynı merkezin 20 megavatlık orta gerilim kapasitesinin de Süper Elektrik Üretim AŞ ile Simay Elektrik Üretim AŞ arasında 10'ar megavat kapasite ile paylaştırılması kararlaştırıldı.

Pınarhisar Trafo merkezinin 45 megavatlık yüksek gerilim kapasitesinin 30 megavatlık kısmı 1,82 kuruşluk katkı payı ile en yüksek teklifi veren MB Elektrik Üretim Ltd. Şti'ye, kalan 15 megavatlık kısmı da ikinci yüksek teklifte bulunan Iberdrola Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Enerji Üretimi Tic. ve San. Ltd. Şti.'ye verildi.

Pınarhisar Trafo Merkezinin 15 megavatlık orta gerilim kapasitesinin de kwh başına 0,01 kuruş katkı payı teklifinde bulunan Aysu Enerji San. ve Tic. AŞ'ye verilmesine karar verildi.

Kazanamayan şirketler, teminat mektuplarını geri alırken, kazanan şirketler için gerekli evrak hazırlanarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna (EPDK) gönderilecek.



Kaynak: http://www.patronlardunyasi.com/haber/Ruzgar-enerjisinde-yeni-ihale-yapildi/107146

Sunday, June 19, 2011

Rüzgâr enerjisi kullanan şirkete etiket verilecek

Enerjisinin en az yüzde 25'ini rüzgardan alan şirketlere etiket verilecek. Etiketi olan şirket tüketiciye 'Ben temizim' diyecek.

VESTAS, Doğal Hayatı Koruma Derneği, Price Waterhouse Coopers , BM Küresel İlkeler Sözleşmesi ve Dünya Rüzgar Enerji Konseyi rüzgar enerjisi kullanan şirketleri ve rüzgar enerjisiyle üretilen ürünleri ayırt etmek için 'WindMade' (Rüzgar Yapımı) etiketi geliştirdi. Şirketler WindMade etiketi almak isterse PWC bu şirketleri denetleyerek olur verecek. Vestas'ın Türkiye ve Ortadoğu Bölgesi Lideri Mehmet Ali Neyzi ilk etapta Türkiye'nin en büyük 14 holding ve şirketine giderek "Kullandığı enerjinin yüzde 25 ya da daha fazlasını rüzgardan sağlarsanız size her yerde kullanılacak WindMade etiketi ve sertifikası vereceğiz" diyeceklerini anlattı. "Şirketler niye rüzgar enerjisini tercih etsin" sorusuna da Neyzi, şu yanıtı verdi: "Anket yaptığımız katılımcıların yüzde 60'ı fiyatı daha yüksek olsa da rüzgar enerjisiyle üretimi alabileceğini belirtti. Eğer şirketler eşit koşullarda rüzgar enerjisi tedarik ederlerse de bu oran yüzde 75-80'lere çıkıyor."

Kaynak: http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2011/06/17/ruzgr-enerjisi-kullanan-sirkete-etiket-verilecek

Rüzgar enerjisiyle üretilen ürünlere WindMade etiketi

Rüzgar enerjisiyle üretilen ürünlere WindMade etiketi


Danimarkalı rüzgar türbini üreticisi Vestas’ın başlattığı girişimle gelecek yıldan itibaren raflarda belli oranda rüzgar enerjisiyle üretildiği belgelenen ürünlerin üzerinde “WindMade” etiketi görmek mümkün olacak.


Rüzgar enerjisi alanında en büyü pazar payına sahip Danimarkalı Vestas’ın girişimiyle elektriğinin en az dörtte birini rüzgardan üreten şirketlere ve tüm üretim sürecinde belli oranda rüzgar enerjisi kullanılan ürünlere “WindMade” etiketi uygulaması başlıyor.
İstanbul’da dün başlayan 17. Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı sırasında WindMade projesinin tanıtımını yapan Rüzgar Sistemleri Global Pazarlama ve Müşteri İlişkileri Kıdemli Başkan Yardımcısı Morten Albaek, Milliyet’in de konuyla ilgili sorularını yanıtladı.
Eylül ayından itibaren şirketlere WindMade sertifikası vermeye başlanacağını belirten Albaek, “Yıl sonuna kadar 100 kadar şirketin WindMade sertifikası olacağını öngörüyoruz. Bunların çoğu Avrupa ve ABD’den gelecek ama kısa sürede bu sayının bine çıkacağını ve dünyanın her yerinden şirketlerin yer alacağını düşünüyoruz” dedi.
Vestas olarak kendilerinin de elektrik tüketimlerinin yüzde 50’sini rüzgardan sağladıklarını belirten Albaek, “2013’e kadar bu oranı yüzde 100’e çıkarma hedefimiz var” diye konuştu.
WindMade etiketli ilk ürünlerin ise 2012’deki Davos Zirvesi’ne kadar raflarda yerini almasını hedeflediklerini söyleyen Albaek, “Ürüne ve ülkeye göre değişse de ortalama olarak yüzde 25 rüzgar enerjisiyle üretim bir ürünün fiyatını sadece yüzde 5 oranında artırıyor. Bu da tüketicilerin tolere edebileceği bir oran” dedi.

Üretim olabilir
Albaek, Vestas’ın Türkiye’de rüzgar türbinlerinde yüzde 43.2 pazar payıyla birinci olduğunu, bugün Türkiye’de kurulu her üç rüzgar türbininden birinin Vestas’a ait olduğunu belirtti. Türkiye pazarının kendileri için oldukça önemli olduğunu vurgulayan Albaek, rüzgarda kurulu gücün hedeflendiği gibi 2023’e kadar 20.000 megawatt’a çıkması için gerekli adımlar atılırsa bazı parçaların burada üretilmesi için girişimde bulunacaklarını aktardı. Vestas’ın Türkiye’de kanat üretimi yapması gündeme gelmiş ancak pazar hızlı büyümediği için bu plan rafa kalkmıştı. Albaek, “Türkiye rüzgarda hızlı ve güçlü büyürse burada da bazı parçaların üretimini yapabiliriz” dedi.



WindMade nedir?
Tıpkı Adil Ticaret (Fair Trade) uygulamasında olduğu gibi üretim sürecinde belli oranda rüzgar enerjisi kullanılan ürünler ve tükettiği elektriğin en az yüzde 25’ini rüzgar enerjisinden elde eden şirketler WindMade sertifikası alabiliyor. Böylece bilinçli tüketicinin alışveriş yaparken çevreye daha az zarar vererek üretilmiş ürünler tercih etmesi mümkün oluyor. WindMade sertifikası almak isteyen şirketlerin başvuru sırasında kullandıkları rüzgar enerjisinin en fazla iki yıl önce devreye girmiş olması gerekiyor. Albaek, bu sayede yeni rüzgar santralleri kurulmasını da desteklediklerini aktardı. Ayrıca her yıl şirketlerin elektrik tüketimlerinde rüzgarın payı ölçümleniyor. Girişimin temei bu yılki Davos Zirvesi’nde atılmıştı.



Hayatını sorgulayıp finansı terk etti
Morten Albaek’in kendini rüzgar enerjisi sektöründe bulmasının ilginç bir öyküsü var. Üniversitede felsefe ve tarih üzerine eğitim alan Albaek, iş hayatına tamamen ayrı bir alanda, finansçılıkla atıldı. Danske Bank’ta çalışmaya başlayan Albaek kurum içerisinde yükselerek o tarihe kadar başkan yardımcılığına yükselen en genç isim oldu. Ancak 32 yaşında babasını kaybettiğinde hayatı ve yapmak istedikleriyle ilgili derin bir sorgulama dönemi yaşadığını anlattı. Daha fazla finans sektöründe çalışmak istemediğini fark eden Albaek, tam ülkeyi terk etmek üzereyken bir arkadaşının “Danimarka’da kendine yakın hiçbir şirket görmüyor musun yani?” sorusuna “Aslında var, Vestas” yanıtını verince kariyerinin yeni durağını da belirlemiş oldu. Albaek, “Artık utanç duymadan uyanıyorum ve yorgun ama gururlu bir şekilde uyuyorum. İleride çocuklarıma neden bu kadar uzun süre yanlarında olmadığımı anlatmam da çok daha kolay olacak. Başka ülkelerin para birimlerini alıp satıyordum demekten çok daha anlamlı şeyler söyleyeceğim” sözleriyle yaptığı tercihten memnun olduğunu da ifade etti.


Kaynak: http://ekonomi.milliyet.com.tr/ruzgar-enerjisiyle-uretilen-urunlere-windmade-etiketi/ekonomi/ekonomidetay/16.06.2011/1403044/default.htm?ref=OtherNews


Sunday, June 12, 2011

Almanya Nükleerin Açığını Rüzgarla Kapatabilecek

Almanya Nükleerin Açığını Rüzgarla Kapatabilecek

Alman hükümetinin ülkedeki nükleer enerji santrallerini 2022 yılında kapatacağını açıklamasının ardından gözler ortaya çıkacak olan enerji açığının nasıl kapatılacağına çevirildi. Yapılan hesaplamalara göre bu açığın kapatılması için bu tarihe kadar ülkenin enerji üretim kapasitesinin 10 GW artırılması gerekiyor.

Alman Çevre Bakanlığı tarafından hazırlanan bir çalışmada ise bu açığın deniz üstü rüzgar enerjisi santralleri tarafından kapatılmasının mümkün olduğu belirtilirken bunun için ise Alman hükümetinin bazı adımlar atması gerektiği belirtiliyor. Çalışmaya göre Alman hükümetinin bu amaçla deniz üstü rüzgar enerjisi sektörünün projeleri için finansman kolaylıkları sağlaması ve bu santrallere yönelik alım garantilerinin artırılması gerektiği belirtiliyor. Bununla beraber Alman hükümetinin yakın zamanda bu sektörü desteklemek için bir program açıklaması bekleniyor.

Bu program çerçevesinde ise Alman Kalkınma Bankası KfW’nın sektörü desteklemek için 5 milyar avroluk bir kredi paketi sağlaması öngörülüyor. Bu kaynak ile 10 deniz üstü rüzgar enerjisi santrali projesinin finanse edilmesi amaçlanırken, sağlanacak kredi tutarının üst sınırı ise 700 milyon avro olacak.

Halihazırda nükleer reaktörler Almanya’nın enerji arzında yıllık 150 terawatt-saatlik paya sahip iken, ülkenin 2020 yılında deniz üstü rüzgar enerjisinde 25 GW’lık kurulu güce ulaşması halinde yılda 100 terawaat-saatlik elektriğin rüzgar enerjsinden karşılanması mümkün olabilecek.

Almanya karasal rüzgar enerjisinde 2010 sonu itibari ile 27.2 GW’lık büyüklüğe ulaşmış iken ülkenin deniz üstü rüzgar enerjisindeki kurulu gücü ise henüz 48.3 MW düzeyinde.


Kaynak: http://www.yesilekonomi.com/almanya-nukleerin-acigini-ruzgarla-kapatabilecek.html

Elektrikte fiyat sancısı

Elektrikte fiyat sancısı

Rüzgar Enerjisi ve Su Santralleri İşadamları Derneği (RESSİAD) Başkanı Tolga Bilgin, ''içinde bulunduğumuz elektrik piyasasında oluşan fiyatlar, bırakın yeni yatırımcı çekmeyi, mevcut yatırımcıyı da mağdur ederek, yeni yapılacak enerji yatırımların önünü tıkamaktadır'' dedi.


RESSİAD Başkanı Bilgin yaptığı değerlendirmede, Türkiye'nin en önemli yenilenebilir enerji kaynaklı santrallerinden olan rüzgar enerjisi santralleri ve nehir tipi hidroelektrik santraller enerji havuzu içinde kurulu güç olarak kayda değer bir büyüklüğe ulaşıldığını belirtti.

Bugün serbest üretici statüsündeki rüzgar santrallerinin kurulu gücü 1500 megavat (mw) , nehir tipi su santrallerinin kurulu gücü ise 3500 mw olduğuna işaret eden Bilgin, yenilenebilir enerji kaynaklarının özel sektör marifetiyle bu noktaya gelmesinde eski Piyasa Mali Uzlaştırma Mekanizması (PMUM) sisteminde oluşan 3 zamanlı fiyatların önemli katkısı olduğunu, proje finansmanı yapan bankalar ve yatırıma karar veren yatırımcıların da piyasa fiyatlarının oluşturduğu trendi yeterli görerek bu yatırımları gerçekleştirdiğini kaydetti.

Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği (DUY) sistemi ile Elektrik Piyasasının daha istikrarlı, daha şeffaf ve daha adil olması hedeflendiğini hatırlatan Bilgin, şöyle devam etti:

''Ancak, DUY'da kuralların açıkça belirtilmesine rağmen, gerçek uygulamada bu kurallara bazen uyulmadığı gözükmektedir. Ayrıca sistemde bazı yapısal hatalar, uygulamaya geçince ortaya çıkmıştır. Bu sebeplerden sistem fiyatları, uygulamanın başlangıcından beri dengesiz ve mevcut üretim maliyetlerinin çok altında oluşmuş ve işletmede bulunan tüm özel sektör santralleri ile yeni yatırım kararı alacak olan yatırımcıları olumsuz etkilemiştir. Bu yüzden sistemdeki gerçek zamanlı arz talep dengesini yansıtan serbest piyasa fiyatları oluşamamakta ve ulusal kaynakların verimli ve optimum kullanılmasını sağlayan ve yatırımcılara yol gösteren sinyaller verilememektedir. Bu durumdan, dengeleme birimi olan doğalgaz, kömür gibi santraller de olumsuz etkilenmektedir. Özellikle bazı dönemler fiyatların 2-3 kuruş/kWh hatta 0 kuruş çıkması, gün öncesi ve gün içi ortalamaların 6-7 kuruş/kWh civarında seyretmesi çoğu dengeleme santrallerinin daha fazla zarar etmemek için üretimlerini durdurmasına yol açmıştır''

''BİR ÇOK YATIRIMCI BANKA KREDİSİ GERİ ÖDEMELERİNDE ZORLANIYOR''

Piyasadaki bu durum rüzgar ve nehir tipi su santralleri için daha vahim noktaya geldiğini savunan Bilgin, rüzgar ve nehir tipi su santrallerinin dengeleme birimi santraller gibi önceden öngörülebilir bir üretim programı olmadığından, gün öncesi yapılan üretim tahminleri çoğunlukla tutmadığına dikkati çekti. Ayrıca, gün öncesi ile gün içinde oluşan fiyatların farklı ve istikrarsız oluşmasından dolayı bu santrallerde üretilen elektrik çok düşük fiyatlara ve hatta bazı günler üretim yapılmasına rağmen para kazanmak yerine üstüne para verilerek sisteme verildiğini ifade eden Bilgin, bunun sonucu olarak ay sonu ortalaması normalde üretim maliyetlerine göre çıkması gereken fiyatların çok altında çıktığı ifade etti.

Bu şekilde yatırım kararı verirken fizibilitelerini minimum 13-14 kuruş/kWh olarak yatırım kararı alan yatırımcıların zarar ettiğini anlatan Bilgin, bir çok üyenin projenin ilk senelerde kendisini geri ödememesi sebebiyle banka kredisi geri ödemelerini kendi öz kaynakları ile desteklediğini söyledi.

Saatlik uzlaştırma ile gün öncesi ve anlık piyasalarda oluşan fiyatların normalde maliyet esaslı gerçek fiyatları yansıtması gerektiğini vurgulayan Bilgin, ayrıca oluşan bu fiyatlar sistemde arz-talep dengesinin bozulmaması için bir sinyal görevi görerek yeni yatırımların yapılmasını sağlaması gerektiğini belirtti.

Bilgin, ''maalesef içinde bulunduğumuz elektrik piyasasında oluşan fiyatlar bırakın yeni yatırımcı çekmeyi mevcut yatırımcıyı da mağdur ederek yeni yapılacak enerji yatırımlarının önünü tıkamaktadır'' dedi.

''BU KADAR LİSANS BAŞVURUSU KİMSEYİ ALDATMAMALI''

Gerek yenilenebilir kaynaklı santraller için, gerekse son dönemde dengeleme santralleri olan kömür, doğalgaz santralleri için yapılan 60.000 MW'a ulaşan lisans başvuruları olduğuna dikkati çeken Bilgin, bu kadar çok lisans başvurusunu bir anlamda ''fırsatçılık'' olarak gördüğünü söyledi.

Aralarında az da olsa bazı yatırımcıların gerçekten yatırımı yapmak için lisans aldığını veya lisans başvurusu yaptığı bilinse de çoğunluğun ileride ya bu santralleri yapamayacağını ya da sistem fiyatları tekrar yatırım sinyali vermeye başlayana kadar bekleyip sonra lisansı devir edeceğini tahmin etmenin hiç de zor olmadığını diye getiren Bilgin, şunları kaydetti:

''O yüzden bu başvurular özellikle piyasayı yöneten değerli yöneticilerimizi ve bürokratlarımızı aldatmamalı. Bu başvurular hem sisteme gerçek yatırımcıların girmesini engelliyor, hem de vakit kaybettiriyor. O yüzden öncelikle yatırım kararı verme de en önemli kriter olan istikrarlı ve adil bir piyasa fiyatının oluşması gerçek yatırımcıların sistemde çoğalmasını sağlayacaktır.'

DENGESİZ VE MALİYETLERİN ALTINDAKİ PİYASA FİYATLARI NASIL DÜZELİR?

Sistemdeki ani fiyat değişimlerinin ve özellikle gün öncesi ve dengeleme güç piyasası arasında aynı saat içinde oluşan büyük fiyat farklarının oluşmaması için yapılması gerekenin anlık dengesizliklerin sistem fiyatına yansıtılması olduğunu ifade eden Bilgin, böylece sistem dengelendikten sonra yapılan her müdahalenin yeni sistem içindeki fiyatlarla oluşacağını ve yapay fiyatların oluşmayacağını söyledi.

Türkiye üretiminin yüzde 73'ünün devlet kurumları olan EÜAŞ ve TETAŞ'ın kontrolünde olmasının da serbest piyasanın genel ruhuyla çeliştiğini belirten Bilgin, Tüketimin karşılanmasında kamudan ve otoprodüktör tesislerden arta kalan sadece yüzde 19'luk bir pay için birbirleriyle yarışan serbest üretim şirketlerinin, maliyetlerini fiyatlara yansıttığında devletle rekabet edemediğini ve bunun sonucu olarak fiyatlar yapay olarak düşürülerek üreticilerin mağdur edildiğini ifade etti.

Bu durumun, EÜAŞ'ın üretim portföyünün, öncelik termik santrallere verilmek kaydıyla, özelleştirilmesi ile önlenebileceğine işaret eden Bilgin, ''Bu özellikle kömür santrallerinde devlet elinde atıl kalmış kapasitenin kullanılmasını ve daha piyasada gerçek maliyetleri yansıtan fiyatların oluşmasını sağlayacaktır.'' dedi.

Tüketim bildiren piyasa katılımcıları ve bazı dengeleme birimleri santrallerinin, gün öncesinde üretmeyi veya tüketmeyi taahhüt ettikleri üretim veya tüketim programına uymadığını anlatan Bilgin, bu durumun yönetmelikler de belirtilen denetimlerin yapılması ve öngörülen yaptırımların uygulanması ile çözülebileceğini ifade etti.

RESSİAD Başkanı, böylece piyasa katılımcıları gerçek üretim ve tüketim değerlerini bildirmek zorunda kalarak sistemin gerçek arz-talebe göre dengelenmesinin sağlanacağını, daha da önemlisi piyasa katılımcılarının arasında adil bir sistem oluşturulacağını sözlerine ekledi.

ELEKTRİK BORSASI KURULMALI

TEİAŞ'ın Üretim Kapasite Projeksiyonuna göre en erken 2016 ve en geç 2019 yılında enerji arz açığı beklendiğine işaret eden Bilgin, bu anlamda yeni üretim tesislerinin yapılmasının önem arz ettiğini vurguladı.

Önümüzdeki 5 yıl içerisinde ortaya çıkabilecek olası bir enerji darboğazının tüm ülkeyi zor durumda bırakabileceğini ifade eden Bilgin, bu duruma çözüm olarak Türkiye'de mutlaka gerçek piyasa fiyatlarını yansıtan ve tüketiciler ile (Dağıtımcılar ve Serbest Tüketiciler) üreticileri çeşitli vadelerde ikili anlaşma yapmak üzere buluşturan bir enerji borsasının kurulması gerektiğini bildirdi.

Bilgin, böylece borsadan gerçek ve istikrarlı fiyat sinyalini alan yatırımcıların bu göstergelere göre yatırım yapma kararı alabileceğini, borsa da oluşan fiyatların ayrıca dağıtımcıların düzenlemeye tabii perakende satış tarifeleri için de bir referans fiyat oluşturacağını kaydetti.


Kaynak: http://www.haber10.com/haber/243187/

Cari açığı rüzgâr ve yabancı öğrenci kapatır

İşadamı Hüsnü Özyeğin, “10 bin megavatlık rüzgâr santralı yaparsak, cari açık yılda 3 milyar dolar azalır. 100 bin öğrenciyi getirsek 4 milyar dolar eder. Üniversitelerimiz artık müsait” dedi


Fiba Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Özyeğin, cari açığın Türkiye’nin büyümesi önündeki en önemli engellerden biri olduğunu belirterek, “Cari açığın sektörel bir stratejiyle çözüleceğine inanıyorum” dedi.

Özyeğin, cari açığın (döviz açığı) kapatılması için şu önerileri paylaştı: “Mesela enerji... 1000 megavatlık rüzgâr santralı yaparsak, cari açığımız yılda 300 milyon dolar azalır. Kimse çıkıp bunu söylemiyor. 10 bin megawat yaparsak 3 milyar dolar azalır. Türkiye Avrupa’da rüzgâr enerjisi konusunda İskoçya’dan sonra en büyük potansiyele sahip. 3 milyar dolar az bir rakam değil.
Öte yandan, eğitimde Türkiye cari açık veriyor. Amerika’da 40 bin öğrencimiz okuyor. Her biri 40 bin dolar harcıyor. Bu da 1 milyar 600 milyon dolar yapıyor. Niye Türkiye İngiltere ve Amerika gibi bölgenin eğitim ülkesi olmasın? 100 bin öğrenci Türkiye’ye getirsek 4 milyar dolar eder. Üniversitelerimiz artık müsait.”


Rusya, Türklere açık...
Rusya pazarı hakkında da bilgi veren Özyeğin, bu ülkede Türk markalarının kolaylıkla başarılı olabileceğini ifade ederek, “Mesele ürün, teşhir, mağazanın dekorasyonu ve çalışanların müşterilere dokunabilmesi... Rusya ve Ukrayna gibi coğrafyalarda AVM’ler önem taşıyor. Çünkü ülkelerin mimarilerinden dolayı binaların altına açılabilecek mağaza alanı yok. Türk perakendecisi işini Rus perakendecisinden daha iyi biliyor. Hediye çeki veriyor, taksit yapıyor. Genç jenerasyonun bu işi kısa sürede yurtdışına taşıması lazım” diye konuştu.
Amerikalılar başta olmak üzere Batı Avrupalı perakendecilerin Rusya’yı güvenli göremedikleri için pazara kendi başlarına gitmek istemediklerini anlatan Özyeğin, “Oraya Türkiye üzerinden gitmek istiyorlar. Bu da bizim için büyük bir fırsat” dedi.

Bankacı transfer edin
Bankalardaki işlemlerin büyük kısmı bireysel hizmetler olduğu için bankalarda hesaptan anlayan kişiler geliştiğini anlatan Özyeğin, “Bankalardan yönetici transfer edin. Avrupalılar, Rusya’ya yollayacak yönetici bulamıyor. Bunu fırsata çevirin”dedi.
Çin’de İstinye Park’ın iki katı büyüklüğündeki AVM’yi 15 Kasım’da açacaklarını hatırlatan Özyeğin, “Yatırım 230 - 240 milyon dolar olarak tamamlanacak. Kiralaması bittikten sonra yeni projeler yapacağız. Orada iş yapmayı öğrendik. Kiracılar yeni araziler gösteriyor” dedi.

Alemdağ’a konut ve yurt yapacak
Nişantepe mevkiinde bir konut projesine başlayacaklarını anlatan Özyeğin, “Alemdağ eğitim merkezi olarak gelişiyor. Sadece üniversitemiz değil, İstanbul Erkek Lisesi orada faaliyete geçti. Üsküdar Amerikan Koleji de arsa aldı. Bölgede 350-400 dönüm arazimiz var. Öğrenciler için yurt yapıyoruz. Öğretim görevlileri isterlerse yapacağımız konutlarda kalabilir” dedi.
Sağlığı elverdiği sürece çalışacağını anlatan Özyeğin, “Bankacılığı seviyorum. Perakende bambaşka bir iş. Meslekler kolay elde edilmiyor. Bunu en iyi GİMA’da yaşadım. Kâr etmiyorduk ama şansım yaver gitti ve GİMA’ya damatlar çıktı.
Ben BİM’i de Finansbank’a benzetirim. En başarılı işlerden biri. Konsepti tuttu ve şimdi 5 milyar dolar değere ulaştı” dedi. Özyeğin giyim alanında yeni markaları getireceğini anlattı.


Kaynak: http://ekonomi.milliyet.com.tr/cari-acigi-ruzgar-ve-yabanci-ogrenci-kapatir/ekonomi/ekonomidetay/01.06.2011/1397119/default.htm

Rüzgar Santralleri Enerji Acigina ve Issizlige Care Olacak

Rüzgar enerjisinin yaygınlaşması için ‘Uluslararası Rüzgar Enerjisi ve Santralleri Semineri’ düzenlediklerini söyleyen TUCSA Başkanı Prof. Dr. Nesrin Yardımcı, “Önümüzdeki dönemde rüzgar santrali yatırımı hızlanacak. Bu sayede enerji açığı ve işsizlik azalacak” dedi


Türk Yapısal Çelik Derneği (TUCSA), yenilenebilir enerji kaynaklarından rüzgar enerjisinin Türkiye’de gelişmesi ve yaygınlaşması için bugün ‘Uluslararası Rüzgar Enerjisi ve Santralleri Semineri’ düzenledi. İstanbul'da Rahmi Koç Müzesi Konferans Salonu’nda gerçekleşen seminere Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı, Avrupa Yapısal Çelik Birliği (ECCS), Avrupa Yenilenebilir Enerji Birliği Türkiye Bölümü (EUROSOLAR Türkiye) ve Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) de destek verdi. ‘Uluslararası Rüzgar Enerjisi ve Santralleri Semineri’nde Türkiye’deki yatırım fırsatları, rüzgar enerjisi üretimi ve bunun Türkiye’nin üretim kapasitesine ve dolayısıyla istihdama katkısı konuları ele alındı. İki bölümde gerçekleşen seminerin ilk kısmında olanaklar ve gelişmeler, ikinci kısmında ise uygulama teknolojileri anlatıldı. Kamu yetkilileri ile yerli ve yabancı akademisyen ve sanayicilerin konuşmacı olarak katıldıkları seminere, sanayici ve akademisyenlerin yanı sıra iş dünyasından da büyük ilgi vardı.

“İstihdam yaratır”

Yenilenebilir enerji kaynaklarından rüzgar enerjisinin Türkiye’de geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması gerektiğini söyleyen Türk Yapısal Çelik Derneği (TUCSA) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nesrin Yardımcı, “Büyüyen Türkiye ekonomisi enerjide dışa bağımlılık sorunu yaşıyor. Enerji sorununa çareler üretmek amacıyla önlemler alan devlet, rüzgar enerji santralleri yatırımlarını destekleme kararı aldı. Bunun sonucunda şu anda 1.400 MW olan kurulu gücün 2023 yılına kadar 22.000 MW’a çıkartılmasının önünü açtı” dedi. Yapılacak yeni yatırımların Türkiye’nin enerji üretimini artıracağını belirten Prof. Dr. Nesrin Yardımcı, “Ayrıca rüzgar santrallerin üretimi, nakliyesi ve kurulumunda bir çok kişiye görev düşecek. Bu durum işsizliğe de çare olacak” diye konuştu. Önümüzdeki dönemde rüzgar türbini yatırımlarının hızlanacağını ifade eden Prof. Dr. Nesrin Yardımcı, “Bugüne kadar Türkiye’de sadece kule, küçük ölçekte türbin ve kanat imal ediliyordu. Bundan sonra belki tüm türbin üretimleri de ülkemizde yapılabilecek. Bu arada Türkiye’deki kule ve kanat ihtiyacının bir kısmı hali hazırda yurtdışından sağlanıyor. İç talebin 10-15 kat artmasıyla ve bölgedeki diğer ülkelerin de rüzgar enerji santrallerine yönelmesiyle birlikte yerli firmaların da üretimini ona paralel olarak artırması gündeme gelecek. Belki sektöre yeni oyuncular girecek. Yan sektörler de harekete geçecek. Jeneratör üretimi, pal üretimi ve tüm aksamıyla birlikte çelik kule üretimi hızlanacak” diye konuştu.

“Beş milyon ton çelik işlenecek”

Rüzgar enerji santrallerine yapılan yatırımın yapısal çelik sektörünün büyümesini de sağlayacağını ifade eden TUCSA Başkanı Prof. Dr. Yardımcı, “Türkiye’de rüzgar enerji santralleri kapasitesinin 12 yıl içinde 22.000 MW’a çıkması, diğer bir deyişle yaklaşık 15 kat büyümesi, aynı süre içinde yapısal çelik sektörünün de 3 milyar doların üzerinde çeliği Türkiye’deki tesislerde işlemesi anlamına geliyor. Bu da çelik yapı sektörünün bugün için işlediği 1 milyon ton yapısal çeliğin 2023 yılında 5 milyon ton hedefine ulaşmasında önemli rol oynayacak” açıklamasında bulundu.
Tüm bunların gerçekleşmesinden sonra Türkiye’nin bölgesinde rüzgar enerjisi üretimi açısından bir cazibe merkezi olacağını ifade eden TUCSA Başkanı Prof. Dr. Yardımcı sözlerine şöyle devam etti: “Bu nedenle Türkiye’nin mevcut olanaklarını iyi değerlendirmesi ve ilgili sektörleri zamanında harekete geçirerek hazırlıklarını tamamlaması lazım. Türkiye rüzgar potansiyeli açısından oldukça zengin bir ülke. Çeşme, Alaçatı, Çanakkale, Gelibolu, Balıkesir, Bandırma, Çatalca, Silivri ve Marmara Ereğlisi gibi bölgelerde iyi bir rüzgar potansiyeli var. Bunların değerlendirilmesi gerekiyor.”

‘Enerji kayıpları önlensin’

Enerji üretimi kadar üzerinde durulması gereken bir diğer konunun da enerji kayıpları olduğunu dile getiren Prof. Dr. Nesrin Yardımcı, “Türkiye’de enerji verimliliği maalesef yeterince sağlanamıyor. Bu nedenle enerji kayıpları çok yüksek. Yalnız binalarda enerji verimliliği sağlanabilir, kayıplar önlenirse 10 bin megawatt enerji tasarrufu sağlanabilir. Bu miktar, yaklaşık olarak Türkiye’nin nükleer enerji santraliyle elde etmeye çalıştığı enerji miktarı kadar” açıklamasında bulundu.


Kaynak: http://www.petroturk.com/HaberGoster.aspx?id=5246&haber=Ruzgar-santralleri-enerji-acigina-ve-issizlige-care-olacak

Wind Power Asia Pekin 2011

Wind Power Asia Pekin 2011

Fuar Merkezi: Beijing, China (PR)- China National Convention Center

Kuruluş Yılı:2003

Düzenlenme Periyodu: Her yıl

Tarih: 22.06.2011 - 24.06.2011

Organizatör


Koelnmesse Co. Ltd.
Unit 1018, Landmark Tower II, No. 8 Dong San Huan North Road
Beijing 100004
Fon: +86-10-65907766 · Fax: +86-10-65906139
info@koelnmesse.cn
www.koelnmesse.cn

project team
h.chen@koelnmesse.cn
www.windpowerasia.com

China Electricity Council
No. 1, Lane 2, Baiguang Road, Xuanwu District
Beijing
Fon: +86-10-6341-4331 · Fax: +86-10-6341-4345
web@cec.org.cn
www.cec.org.cn

Sektör: Enerji (konvansiyonel ve yenilenebilir Enerji) (endüstri 23)

Ana Ürün Grupları: Rüzgar enerjisi, Yeldeğirmeni Üretim Tesisleri, Enerji Üretimi

Açılış-Kapanış Saatleri: 09:00-17:00

Seyahat Hizmeti :Yeditepe Turizm

Kaynak: http://www.yeditepeturizm.com.tr/fuar/tr/fuardetay.asp?Id=1548

15-16-17 Haziran 2011- 17. Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı- ICCI

15-16-17 Haziran 2011- 17. Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı- ICCI

17. Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı- ICCI
15-16-17 Haziran 2011
İstanbul Fuar Merkezi 9. ve 10. Salonlar
İSTANBUL


Konferans Odak Konuları

Dünya Enerji Sektörü

1. Dünya Enerji Sektörü’ne Genel Bir Bakış
1.1. Orta ve Uzun Dönemde Enerji Piyasalarında Arz ve Talep Projeksiyonları,
1.2. Enerjide Liberalleşme Uygulamaları,
1.3. Enerji Yatırımları; Finansman Piyasaları; Enerji Yatırım Modelleri, Fiyatlandırma Politikaları

Türkiye Enerji Sektörü

2. Türkiye Enerji Sektörü
2.1. Enerji Yatırımlarının Finansmanı
2.2 Fosil ve Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Durumu (Petrol, Doğalgaz, Kömür, Rüzgar, Güneş, Hidroelektrik, Jeotermal ve diğer kaynaklar)
2.3. Sürdürülebilir Enerji Politikalar
2.3.1. Enerji Verimliliği
2.3.2. Türkiye için Enerji Arz & Talep Projeksiyonları
2.3.3. Enerjide Arz Güvenliği
2.4. Liberalleşme Uygulamalarının Değerlendirilmesi
2.4.1. Elektrik, Elektrik üretimi- Dağıtımı
2.4.2. Doğalgaz, Doğalgaz Tedariki ve İletimi
2.5. Enerji Koridoru ve Terminali olarak Türkiye’nin Rolü
2.5.1. Doğalgaz, Petrol
2.6. Yenilenebilir Enerji Piyasası (Rüzgâr, Hidroelektrik, Güneş, Jeotermal, Biyokütle ve diğer kaynaklar)
2.7. Kömür
2.8. Nükleer Enerji

AB Enerji Sektörü

3. AB Enerji Sektörü
3.1. Enerji Politikaları, Mevzuat ve Uygulamalar
3.2. Avrupa Birliği’ne üyelik Sürecinde Uyum, Uygulama çalışmaları ve İlerlemeler
3.2.1. Enerji Verimliliği, Yenilenebilir Enerji Kaynakları
3.2.2. Elektrik ve Doğalgaz Piyasaları; Yeniden Yapılanma ve Karşılaşılan Problemler

Enerji ve Çevre

4. Enerji ve Çevre
4.1. Çevrenin Korunmasına İlişkin Uluslararası Yükümlülükler çerçevesinde Enerji-çevre ilişkileri
4.2. AB çevre Mevzuatı ve Politikaları; AB Uyum Sürecinde, Enerji-çevre Yükümlülükleri Açısından Türkiye
4.2.1. Kyoto Protokolü
4.2.2. Emisyon Ticareti
4.2.2. Gönüllü Karbon Piyasası
4.2.3. Yeşil Sertifika
4.2.4. Karbon Sertifikası
4.3. Enerjide Rekabet ve çevre
4.4. Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının çevre İlişkileri
4.5. Cevre Yatırımlarında Enerji Optimizasyonu

Enerjide Yeni Açılımlar

5. Enerjide Yeni Açılımlar
5.1. Enerji Ticareti ve Dünya’dan Örnek Uygulamalar
5.2. Enerji Risk Yönetimi
5.3. Enerji Hukuku
5.4. Enerji ile ilgili Yenilikçi Fikirler ve Projeler
5.6. UCTE (Union for the Co-ordination of Transmission of Electricity) çalışmaları ve önemi
5.7. Enerji Lojistiği

Enerji Üretim Teknolojileri ve Gelişmeler

6. Enerji Üretim Teknolojileri ve Gelişmeler
6.1. Fosil Yakıtlı Sistemler
6.1.1 Kojenerasyon, Mini-Mikro Kojenerasyon ve Trijenerasyon Sistemleri
6.1.2 Doğalgaz Kombine çevrim Sistemleri
6.1.3 Kömür Yakıtlı Sistemler
6.1.4 Fuel Oil Yakıtlı Sistemler
6.2. Yenilenebilir Enerji Teknolojileri
6.2.1 Rüzgâr Enerjisi
6.2.2 Güneş Enerjisi
6.2.3 Hidroelektrik
6.2.4 Jeotermal Enerji
6.2.5 Biyokütle, biyogaz, çöp gazı
6.3. Hidrojen Enerjisi
6.4. Enerji Santrallerinde İşletme-Bakım ve Eğitim

Çevre Teknolojileri

7. Çevre ve Teknolojileri
7.1. Çevre Teknoloji Sistemleri
7.2. Geri Dönüşüm Sistemleri
7.3. Atıklardan Enerji Üretim
7.4. Orman ve Tarımsal Atıkların Değerlendirilmesi
7.5. Enerji ve Çevre İlişkisi


Kaynak:http://www.ruzgarenerjisibirligi.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=110:17-uluslararas-enerji-ve-cevre-fuar-ve-konferans-icci&catid=62:etkinlikler&Itemid=66

Sunday, June 5, 2011

Dünyanın akciğerleri için ‘enerjini yenile’

İklim değişiklikleri, doğal afetlerin artışı ve en son Japonya’da yaşanan deprem sonrası Fukuşima Nükleer Santrali‘nde meydana gelenler, dünyanın enerji rotasında ‘yenilenebilir enerji’nin daha da ön plana çıkmasını sağladı.
Almanya’da koalisyon ortakları 2020’ye kadar enerji tüketimini yüzde 10 azaltma, 2022’ye kadar da nükleer santrallerini kapatma kararı alırken, doğan açığı doğalgaz ve yenilenebilir kaynaklardan sağlamak için kolları sıvadı. İtalya ve İsviçre de benzer bir rotayı tercih etti. Her iki ülke de nükleer enerjiye bağımlılıklarını azaltıp yenilenebilir enerji kullanımını artırma yolunu seçti.
Nükleer santral bulunmayan Türkiye ise 15 yılda Sinop ve Mersin’e nükleer santral kurmayı hedeflerken, yenilenebilir enerjinin üretimdeki payını yüzde 30’a çıkarmayı planlıyor.

Şu anda oran yüzde 19
Dünyadaki bu eğilimi, araştırma şirketi Deloitte’nin raporunda da izleyebilmek mümkün. Raporda Fukuşima felaketinin etkisiyle nükleer enerjiye yönelik planların yavaşlayacağı belirtilirken, temiz kömür teknolojilerinin ve sıfır emisyonlu elektrik santrallerinin öneminin artacağı ifade ediliyor. Ayrıca, uzmanların tahminlerine göre biyokütle, güneş ve rüzgâr enerjisinin yanı sıra jeotermal enerji 2050’de toplam enerjinin yüzde 35’ten fazlasını oluşturacak. Şu anda oran yüzde 19 civarında.
Diğer yandan, dünya için tek risk nükleer enerji değil. Karbon emisyonunu artıran kömür, petrol ve türevlerinden üretilen enerjinin kullanımının artması, tehlike sinyallerini çaldırıyor. Araştırmalara göre, 2010’da enerji kullanımının neden olduğu karbon emisyonları bir önceki yıla oranla yüzde 5 artarak rekor düzeye ulaştı.
30.6 milyar tonluk emisyon oranı, BM’nin 2010’da belirlediği küresel ısınma artışını 2 derecede tutma hedefi için verilen mücadelede ‘ciddi bir başarısızlık’ olarak nitelendiriliyor.




Türkiye’de hedef yüzde 30
Günümüzde 220 milyar kilowatsaat (kwh) tüketimi olan Türkiye’nin 10 yıl sonraki ihtiyacının 500 milyar kWh olması bekleniyor. Enerji Bakanlığı’nın yenilenebilir enerji için belirlediği hedef ise elektrik enerjisi üretimindeki yüzde 10’luk dilimin 30’lara çıkarılması yönünde. Bu doğrultuda özel sektör de yatırım rotasında yenilenebilir enerjiye hatırı sayılır şekilde yer veriyor. İşte o isimler ve yatırımları...


211.5 MW’lık üretimi rüzgardan
Enerjisa geçen ay portföyüne 142.5 megavat’lık (MW) Balıkesir Rüzgar Enerji Santrali’ni (BARES) ekledi. Böylece şirketin bu alandaki gücü, 211.5 MW’a çıktı. 2015’te en az 5 bin MW kurulu güce ulaşmayı hedeflediklerini belirten Sabancı Holding Enerji Grup Başkanı Selahattin Hakman, “İhtiyacı, güvenli ve çevreyle uyumlu karşılamak için yenilenebilir enerjinin üretimdeki payını artıracağız” dedi.


Siirt’e ihtiyacın üç katı doğal enerji
Limak Holding, yenilenebilir enerji yatırımı Alkumru Barajı’nı faaliyete geçirdi. Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ebru Özdemir, barajla 265 MW kurulu güçle yıllık yaklaşık 1 milyar kwh elektrik üretimi yapacaklarını belirterek, “Siirt’in yıllık tüketiminin üç katı elektrik üretebilecek” dedi. Özdemir, ülkenin ihtiyacını karşılamada yenilenebilir enerji kadar nükleer yatırıma da ihtiyaç olduğunu belirtti.


1.5 milyar kwh, rüzgar ve sudan
Bilgin Enerji’nin yedi santralinden üçü hidrolik, dördü rüzgardan enerji üretiyor. Bilgin Holding Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Bilgin, 1.5 milyar kwh enerji ürettiklerini belirtirken, dört yıl içinde üç hidrolik, bir rüzgar ve bir de doğalgaz santralı kurarak 5.5 milyar kwh’lik gücü aşacaklarını söyledi. Bilgin, enerji ihtiyacında önceliğin yenilenebilir kaynaklara verilmesi gerektiği görüşünü ifade etti.


Yatırımda ağırlığı ‘yenilenebilir’de
Zorlu Enerji Genel Müdürü Arif Özozan, Türkiye’de, hâlen üretimin yüzde 17.4’ünün yenilenebilir enerji santrallerinden sağlandığını ifade ederek, ülkenin zengin kaynaklarına dikkat çekti. Özellikle jeotermal ve rüzgar alanındaki potansiyelin altını çizen Özozan, “Yenilenebilir enerji alanındaki projelerimizi artırarak, portföyümüzde bu tür yatırımlarımızın oranını artırmaya hazırlanıyoruz” dedi.



Kaynak: http://ekonomi.milliyet.com.tr/dunyanin-akcigerleri-icin-enerjini-yenile-/ekonomi/ekonomidetay/05.06.2011/1398699/default.htm

Tuesday, May 31, 2011

Germany to abandon nuclear power by 2022

Germany is already a world leader when it comes to alternatives to nuclear power: Last year wind power met 5.3% of Germany’s electricity consumption needs, it is considered one of the wind energy pioneers.

Germany to abandon nuclear power by 2022

The German government took a landmark decision this morning by deciding to phase out the use of nuclear power by 2022. The move stands to put Germany – a country where about a quarter of electricity needs were met by nuclear before March this year – on a path to massively increasing renewable energies and overhauling its grid infrastructure to meet its future electricity needs.

Eight of the 17 nuclear plants will be permanently switched off by the end of this year – seven of these are already disconnected from the grid for safety inspections following the Fukushima melt-down. The Financial Times Deutschland reported that Germany remains self-sufficient in electricity even without these reactors.

“We want the electricity of the future to be safe, reliable and economically viable…we have to follow a new path,” German Chancellor Angela Merkel said this morning, according to AP.

Shortly after the Japanese disaster, thousands took to the streets in Berlin demanding a nuclear switch-off and last weekend there were 21 anti-nuclear demonstrations across Germany attracting a total of 160,000 people. Just last year Merkel took a more pro-nuclear stance in deciding to extend the lifetime of existing plants by 12 years.

The news – which follows a similar announcement last week in Switzerland – spread like wildfire on Twitter, with many tweeters calling for their country to follow suit and abandon nuclear power. Switzerland will abandon nuclear by 2034 and another European country – Italy – stopped producing nuclear following the Chernobyl disaster in 1986.

Germany is already a world leader when it comes to alternatives to nuclear power: Last year wind power met 5.3% of Germany’s electricity consumption needs, it is considered one of the wind energy pioneers alongside Denmark and Spain, and the country has the largest amount of installed wind farm capacity in Europe.

Reference: http://evwind.es/noticias.php?id_not=11812

Access roads for wind farms reveal hidden costs of ‘going green’

As Turkey seeks to capitalize on green energy projects, those looking to build in the wind-energy sector face several environmental and procedural hurdles. As prospective developers in this sector have discovered, the overall costs of implementing a large-scale renewable energy project extend far beyond installation, a problem evident in the need to construct access roads in western Turkey.

In Turkey, the wind energy sector is a fairly new sector, only gaining prominence in the last 30 years. Building the foundations for wind energy in the country is a “special process,” as a representative from one of Turkey’s largest wind energy companies puts it.

According to the representative, who spoke on condition of anonymity, every wind energy project in Turkey requires new access roads, due to the difficult terrain that is generally present in suitable wind farm locations. Most wind farms are often built on top of hills or in mountainous regions, largely inaccessible by roads.

“The main roads mainly have to be re-built, particularly if there are many curves, a major infrastructure obstacle for wind turbine transport, since the trucks are not able to make sharp turns,” according to the representative. “Turkey is not like Germany, where most wind farms are built near highways, and where the land is flat. Roads must be built, since none exist in these areas, and more specifically they must be built to sustain heavy and large loads.”

Environmentalists and community-based organizations, despite generally being in favor of these endeavors, at times have radically different opinions from renewable energy advocates. Local communities in particular may not always be so keen on the construction of service roads for wind turbines in their regions. Tasked with not only creating a renewable energy plant but also an infrastructure system, public and private authorities need to calculate the environmental and financial costs of these infrastructure schemes. This is why in Turkey, where investors are aware of this problem, wind energy companies generally anticipate access roads costs in their projected costs.

Mustafa Ataseven, chairman of the Turkish Wind Energy Association, says service road construction in Turkey can be carried out in two ways.

“Investors can make a contract with a Turkish company that then directly interacts with the various sub-contractors and construction companies. However, if the investor is able to finance the costs without any credit, they can directly make a deal with sub-contractors,” Ataseven told the Hürriyet Daily News & Economic Review.

In both cases, the Turkish construction sector benefits from these contracts.

Ataseven said it is mostly local companies that are the ones constructing access roads, either as a sub-contractor or as an investor.

However, access roads are not only a financial consideration. They also can affect the local environment and the local population. Accordingly, wind energy developers must consult with local authorities, NGOs and other stakeholders when planning and constructing a wind farm.

A representative of Aksa, a Turkish power generation company with three wind farms in Turkey, said his company’s wind farms had to account for building access roads in the mountains and forests, steps that were “necessary for the projects.”

Aksa was also required to consult with the Ministry of Environment during the planning process of its wind farms.

“We are obliged by the Ministry of Environment to prepare documentation for local communities on the specifics of the project, which can take between five and six months on average,” the representative told the Daily News.

At the Turkish Wind Energy Association, Ataseven said the process of building service roads has not been disruptive to local communities.

“The local construction business is good in Turkey. As you know, Turkey is second in the world in the construction business,” he said.

According to Ataseven, since investors often employ local construction companies to construct these service roads, the locals benefit from wind farm schemes.

“They use local construction companies, and these companies know their people. They have good relations with the local population,” he said.

The wind energy sector, it seems, has thus far avoided the problems associated with Turkish hydropower schemes, where local villagers, particularly in Turkey’s Black Sea region, have often been grossly dissatisfied with the way energy was being generated at their expense. With wind still in its infancy, the jury is still out on whether it is worth the money, and worth all the asphalt.


Reference: http://www.hurriyetdailynews.com/mob_n.php?n=access-roads-for-wind-farms-reveal-the-hidden-costs-of-8216going-green8217-2011-05-02

Rüzgar enerjisine doğru

Enerjisa, 142,5 MW gücündeki Bares rüzgar santralı lisansını portföyüne ekledi. 2013 yılı başında devreye alınması hedeflenen rüzgar santralı, 57 türbin ile yılda yaklaşık 500 Gwh enerji üretecek.


İstanbul- Sabancı Holding Enerji Grup Başkanı Selahattin Hakman, yazılı açıklamasında, 2015 yılında en az 5 bin MW kurulu güce ulaşmayı hedefleyen Enerjisa'nın, üretim portföyünü büyütme ve çeşitlendirmeye yönelik faaliyetlerine hız kazandırdığını belirtti.

Türkiye'nin elektrik enerjisi ihtiyacını en güvenilir ve çevreyle uyumlu bir şekilde karşılamak için yenilenebilir enerji kaynaklarının üretimlerindeki payını artırmayı hedeflediklerinin altını çizen Hakman, 142,5 MW gücündeki Bares rüzgar santral lisansını Enerjisa portföyüne ekleyerek rüzgar enerjisi alanında büyük bir adım attıklarını ifade etti.

Sahadaki proje hazırlık çalışmalarının 2011 yılı içerisinde başlayacağını bildiren Hakman, Türkiye'nin tek sahadaki en büyük rüzgar santralı olma özelliği taşıyan Bares rüzgar santralının, 57 türbin ile yılda yaklaşık 500 GWh enerji üreteceğini, santralı 2013 yılında devreye almayı hedeflediklerini kaydetti.

Açıklamada, geçtiğimiz şubat ayı içerisinde devreye alınan 30 MW gücündeki Çanakkale rüzgar santralının ardından 39 MW kurulu güce sahip Dağpazarı rüzgar enerjisi santralını da 2012 yılı içerisinde devreye almaya hazırlanan Enerjisa'nın, satın aldığı Bares Elektrik Üretim Şirketi bünyesinde bulunan Bares rüzgar santrali projesi ile rüzgardaki kurulu gücünü 211,5 MW'a çıkardığı bildirildi.

Kaynak: http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=229840

27 Mayıs 2011,Rüzgar Enerjisi ve Santralleri Semineri

RÜZGAR ENERJİSİ ve SANTRALLERİ SEMİNERİ
Tarih: 27 Mayıs 2011, Cuma
Yer: Rahmi Koç Müzesi Konferans Salonu / İstanbul

Düzenleyen:
Türk Yapısal Çelik Derneği (TUCSA)
Destekleyenler: Avrupa Yapısal Çelik Birliği (ECCS)
Avrupa Yenilenebilir Enerji Birliği Türkiye Bölümü (EUROSOLAR Türkiye)
Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB)
Program
13:30-13:40 Açılış
Prof. Dr. Nesrin YARDIMCI, TUCSA Yönetim Kurulu Başkanı
Mustafa Serdar ATASEVEN, TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı
Soner AKSOY, Milletvekili, TBMM Enerji Komisyonu Önceki Başkanı

13:40-14:10 Yapısal Çelik ve ERDEMİR’in Tanıtımı
Ömer Faruk BAYHAN, Pazarlama ve Satış Direktörü, ERDEMİR
14:10-15:40 1. Oturum [Olanaklar ve Gelişmeler]
Oturum Başkanı: H. Yener GÜR’EŞ, TUCSA Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
14:10-14:30 Bugün ve Gelecekte Enerji Sorunları ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları
Mustafa ÇETİN, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Enerji İşl. Gn. Md.
14:30-14:50 Türkiye Rüzgar Enerji Potansiyeli ve Mevcut Yatırımlar
Mustafa ÇALIŞKAN, EİE Yenilenebilir Enerji Kaynakları Şube Müdürü
14:50-15:30 Enerjide Çözüm: Enerjinin Etkin Kullanımı ve %100 Yenilenebilir Enerji
Prof. Dr. Tanay Sıdkı UYAR, Marmara Üniversitesi Yeni Teknolojiler Araştırma
ve Uygulama Merkezi Müdürü ve EUROSOLAR Avrupa Yenilenebilir Enerji Birliği
Başkan Yardımcısı ve Türkiye Bölümü Başkanı, WWEA Başkan Yardımcısı
15:40-16:00 Ara

16:00-18:30 2. Oturum [Uygulama Projeleri]
Oturum Başkanı: Selçuk ÖZDİL, TUCSA Kurucu Üye ve Yönetim Kurulu Üyesi
16:00-16:40 Rüzgar Türbin Kulelerinde Yenilikler ve Son Araştırmaların Sonuçları
(Innovations and Recent Research Result in Towers for Wind Turbines)
Prof. Dr. Milan VELJKOVIC, Luleå University of Technology, İsveç
16:40-17:00 Rüzgar Kulelerinin Tasarım ve İmalatında Son Eğilimler
(Recent Trends in Wind Tower Design and Fabrication)
Patrick WAHLEN, Global Business Director for Power Generation,
Lincoln Electric, ABD
17:00-17:20 Rüzgar Enerji Santralleri Çelik Yapılarının Seri Üretimi için
Özgün Çözümler
(Unique Solutions for Serial Production of Wind Energy Plant Steel
Structures
)
Anssi MÄKELÄ, M.Sc. (Eng), Sales Manager PEMAMEK, Finlandiya
17:20-17:40 Türkiye’de ve Dünya da Rüzgar Santrallerinin Gelişimi ve Uygulamaları
Önder DEMİRER, Demirer Holding
17:40-18:00 Rüzgar Enerji Santrallerinin Proje Yönetim Süreçleri
Koray ALTINKILIÇ, NORDEX Enerji A.Ş.
18:00-18:20 Temel Ankrajları
Hasan ŞEMSİ, Berdan Cıvata
18:30-18:45 Kapanış

Ayrıntılı bilgi için
http://www.tucsa.org/ruzgar_enerjisi_ve_santralleri.asp


WIND ENERGY and POWER PLANTS
Date: 27 May 2011, Friday
Location: Rahmi Koç Museum Conference Hall / Istanbul
Organised by Turkish Constructional Steelwork Association (TUCSA)
In cooperation with European Convention for Constructional Steelwork (ECCS)
The Turkish Division of European Association for Renewable Energies
(EUROSOLAR Turkey)
Turkish Wind Energy Association (TÜREB)

Program (Draft)
13:30-13:40 Opening Remarks
Prof. Dr. Nesrin YARDIMCI, President of TUCSA
Mustafa Serdar ATASEVEN, President of TÜREB
Soner AKSOY, Member of Parliament, Previous Chairman of the
Energy Commission
13:40-14:10 Introduction of Structural Steel and ERDEMİR
Ömer Faruk BAYHAN, Marketing and Sales Director, ERDEMİR
14:10-15:40 Session 1 [Opportunities and Developments]
Chair: H.Yener GÜR’EŞ, Vice President of TUCSA
14:10-14:30 Problems of Today and the Future of Energy and
Renewable Energy Resources
Mustafa ÇETİN, Ministry of Energy and Natural Resources, Director General
of Energy Affairs
14:30-14:50 Wind Energy Potential and Existing Investments in Turkey
Mustafa ÇALIŞKAN, EİE Branch Chief of Renewable Energy Resources
14:50-15:30 Energy Solution: Efficient Use of Energy and 100% Renewable Energy
Prof. Dr. Tanay Sıdkı UYAR, Marmara University, Director of New Technologies
Research and Application Centre and Vice President of the European Renewable
Energy Association EUROSOLAR and President of Turkey Department,
Vice President of WWEA.
15:40-16:00 Coffee Break

16:00-18:30 Session 2 [Application Projects]
Chair: Selçuk ÖZDİL, Executive Board Member of TUCSA
16:00-16:40 Innovations and Recent Research Results in Towers for Wind Turbines
Prof. Dr. Milan VELJKOVIC, Luleå University of Technology, Sweden
16:40-17:00 Recent Trends in Wind Tower Design and Fabrication
Patrick WAHLEN, Global Business Director for Power Generation,
Lincoln Electric, ABD
17:00-17:20 Unique Solutions for Serial Production of Wind Energy Plant
Steel Structures
Anssi MÄKELÄ, M.Sc. (Eng), Sales Manager PEMAMEK, Finland
17:20-17:40 Development and Application of Wind Power Plants in Turkey
and the World
Önder DEMİRER, Chairman of Demirer Holding
17:40-18:00 Project Management Process for Wind Power Plants
Koray ALTINKILIÇ, Head of Project Management, Turkey, NORDEX Enerji A.Ş.
18:00-18:20 Foundation Anchors
Hasan ŞEMSİ, Chairman of Berdan Cıvata
18:30-18:45 Closing Remark


For Detailed information: http://www.tucsa.org/ruzgar_enerjisi_ve_santralleri.asp

Yalova'nın Rüzgarı Sahibini Buluyor

Rüzgar enerjisi ile ilgili, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ve Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ)'nin uzunca bir süredir devam ettirdiği çalışmalar artık sona yaklaştı.

Yalova'nın rüzgarının hangi şirket için eseceği 28.06.2011 günü saat 14.00’da TEİAŞ Genel Müdürlüğü Konferans salonunda belirlenecek.

1 Kasım 2007 tarihinde EPDK tarafından alınan 71.400 MW'lık lisans müraacatı içinde Yalova da 646 MW'lık başvuru ile kendine yer bulmuştu. Geride kalan yaklaşık 3 senelik zamanda şekillenen başvurular sonucunda bugün Yalova'nın rüzgarından elektrik üretmek için 3 şirket yarışacak.

TEİAŞ tarafından yapılan açıklama ile 50 Megawatt (MW)'lık rüzgar santrali bağlanma kapasite bulunan Yalova Trafo Merkezi için Çapar İnşaat, Mares Elektrik ve Güven Yatırım yarışacak. "Rüzgâr Enerjisine Dayalı Üretim Tesisi Kurmak Üzere Yapılan Lisans Başvurularına İlişkin Yarışma Yönetmeliği" esaslarına göre yapılacak yarışmada tesislerde üretilen net elektrik enerjisi için TEİAŞ’a kilowatt-saat (kWh) başına ödenecek katkı bedelini daha fazla verecek firma üretim lisansının sahibi olacak ve Yalova'nın rüzgarından faydalanacak.

1 Kasım 2007’de yapılan başvurulara göre yarışmaya katılacak firmalardan Güven Yatırım'ın Çakıl RES adında 50 MW'lık, Çapar İnşaat'ın Manastır RES adında 20 MW'lık, Mares Elektrik'in ise Esenköy RES adında 50 MW'lık lisans başvurusu bulunuyordu. Çapar İnşaat'ın Manastır RES için başvurusunu revize ederek orta gerilimden bağlanmak üzere 12 MW’a düşürdüğü öğrenilirken, lisans başvuru noktalarında bazı çakışmaların olduğu ve talep edilen güçlerden bazı kayıpların olabileceği konuşuluyor. Toplam başvuruların sadece 50 MW'lık kısmının lisans alacak olması yapılacak yarışmada kıyasıya bir rekabet yaşanmasına neden olacak.

1 Kasım 2007'de Sugören’in de aralarında bulunduğu Yalova’nın birçok mevkiisinde lisans başvurusunda bulunan yatırımcıların bir çoğunun her 1 MW`lık başvuru için verdikleri 10 bin TL'lik teminat mektuplarının her geçen gün artan masrafları yüzünden başvurularını geri çektiklerini belirten Elektrik Yüksek Mühendisi Yavuz Yalçın, kalan 3 başvurunun da Yalova'nın en iyi rüzgar alan bölgesi olan Esenköy civarında olduğunu ifade ederek, yatırım masrafları daha az ve rüzgar verimi daha yüksek olan projenin daha yüksek katkı payı teklifi verebileceğini ve lisansı alacağını belirtti.

3 firmanın da mühendislerini çok iş düştüğünü belirten Yalçın, fizibilite çalışmalarını en başarılı yapan firmanın, karlılığını da düşünerek vereceği fiyatla lisans hakkına sahip olacağını belirtirken, trafo merkezine uzaklık, santral inşaat masrafları, türbin ve ekipman masrafları, üretilecek net elektrik miktarı gibi bir çok değişkenin hesaplamalara dahil edileceğini dile getirdi.

Yalova için daha önce 54 MW'lık rüzgar santrali kurulumu için lisans verildiğine dikkat çeken Elektrik Yüksek Mühendisi Yavuz Yalçın, Yalova Rüzgar Enerjisinden Elektrik Üretim Santralı Ltd.Şti'nin önümüzdeki yıllarda kuracağı 54 MW'lık ilk rüzgar santralinden sonra yarışmaya girecek 3 şirketten birinin kuracağı 50 MW'lık tesisle birlikte önümüzdeki yıllarda Yalova'nın 104 MW'lık rüzgar santraline sahip olacağını ifade etti.

Gerçekleşecek santral yatırımlarıyla Yalova'da yaklaşık 125 milyon Euro'luk yatırımın gerçekleşeceğini dile getiren Yalçın, yatırımların büyük bir kısmını oluşturan rüzgar türbinlerinin Yalova sırtlarında güzel görüntülerin oluşmasını sağlayacağını, yenilenebilir enerjiler arasında bulunan bu yatırımların Yalova'ya da yenilik getireceğini belirtti.

Kaynak: http://www.yalovamiz.com/news.php?id=17061

Rüzgarda 5. Grup İhale gerçekleşti

12 Mayıs’ta gerçekleşen ihale, rüzgar enerjisi yatırımları ile ilgili yarışma yönetmeliği gereği, rüzgar enerjisine dayalı üretim tesisi kurmak üzere yapılmış lisans başvurularından aynı bölge ve/veya trafo merkezi için birden fazla başvurunun bulunduğu 6 trafo merkezine bağlanacak olanları belirlemek amacıyla yapıldı. 36 firmanın başvuruda bulunduğu ihalede Nazilli TM için yapılacak yarışmanın ertelendiği bildirildi.

İhalede, Sakarya TM’de YG 50 Megavatlık (MW) kapasite için 2 proje yarıştı. Kilovat saat (kWh) başına verdiği 0,03 Kuruş RES katkı payı teklifi ile 50 MW kapasiteyi Marmara RES kazandı.

Köseköy TM’de YG 120 Megavatlık (MW) kapasite için 2 proje yarıştı. Kilovat saat (kWh) başına verdiği 0,04 Kuruş RES katkı payı teklifi ile 120 MW kapasiteyi Yuva Enerji kazanırken, Sapres Elektrik yarışmaya teşekkür mektubu verdi.

Pamukova TM’de YG 80 Megavatlık (MW) kapasite için 4 proje, OG 20 Megavatlık (MW) kapasite için 1 proje katıldı. Kilovat saat (kWh) başına verdiği 0,59 Kuruş RES katkı payı teklifi ile Uygun Enerji YG 80 MW kapasitenin tamamını kazandı. OG 20 Megavatlık (MW) kapasite için tek proje olarak yarışmaya katılan ve Kilovat saat (kWh) başına verdiği 0,05 Kuruş RES katkı payı teklifi ile Pamukova Enerji aldı.

Sinop TM’de YG 35 Megavatlık (MW) kapasite için 2 proje yarıştı. Kilovat saat (kWh) başına verdiği 0,7 Kuruş RES katkı payı teklifi ile Orsa Enerji Üretim A.Ş. kazandı. OG 5 Megavatlık (MW) kapasite için 2 proje yarıştı. Kilovat saat (kWh) başına verdiği 0,01 Kuruş RES katkı payı teklifi ile Orsa Enerji kazanırken Atom Enerji teşekkür mektubu verdi.

İsaköy TM’de YG 50 Megavatlık (MW) kapasite için 2 proje yarıştı. Kilovat saat (kWh) başına verdiği 0,05 Kuruş RES katkı payı teklifi ile Çevrim Enerji kazandı.

Şile TM’de YG 100 Megavatlık (MW) kapasite için 3 proje yarıştı. Kilovat saat (kWh) başına verdiği 0,05 Kuruş RES katkı payı teklifi ile Denizhan Enerji kazanırken Süper teşekkür mektubu verdi.

Karabiga TM’de YG 60 Megavatlık (MW) kapasite için 11 proje yarıştı. Kilovat saat (kWh) başına verdiği 5,1 Kuruş rekor düzeydeki RES katkı payı teklifi ile İçdaş Çelik Enerji kazanırken Verim Enerji ve Çekim Enerji teşekkür mektubu verdi.

Biga TM’de OG 2 Megavatlık (MW) kapasite için tek proje olarak yarışmaya katılan ve Kilovat saat (kWh) başına verdiği 0,03 Kuruş RES katkı payı teklifi ile Grc Rüzgar Enerjisi KARABİGA TM ile çakıştığı için bu kapasiteyi alamadı.

Yeni yarışma tarihleri yayınlandı

Rüzgarda yeni yarışma duyuruları yayınlandı. Buna göre 6. paket yarışma 6 Haziran saat 10:00’da, 7. paket yarışma 28 Haziran saat 14:00’d ve 8. paket yarışma 29 Haziran saat 14:00’da TEİAŞ Genel Müdürlüğü’nde gerçekleşecek.


Kaynak: http://www.petroturk.com/HaberGoster.aspx?id=5141&haber=Ruzgarda-5-Grup-ihale-gerceklesti

İÇDAŞ Çelik Enerji Tersane ve Ulaşım A.Ş, Biga Yarımadası rüzgar enerjisi ihalesini kazandı..

İÇDAŞ Çelik Enerji Tersane ve Ulaşım A.Ş, Biga Yarımadası rüzgar enerjisi ihalesini kazandı..

Bugün gerçekleştirilen Biga Yarımadası rüzgar enerjisi ihalesini İÇDAŞ Çelik Enerji Tersane ve Ulaşım A.Ş rekor fiyatla kazandı. 1 kilovat saat (kwh) rüzgar için devlete 5.1 kuruş ödemeyi taahhüt eden İÇDAŞ devlete, yıllık 11.000.000 TL ; 20 yıl sonunda ise TÜFE hariç yaklaşık 220.000.000 TL rüzgar hakkı ödeyecek.

Elde edilecek enerji, hem İÇDAŞ’ın hem de bölgenin ihtiyaçları için kullanılabilecek.


Kaynak:

http://www.finansglobal.com/sirketler/icdas-biga-yarimadasi-ruzgar-enerji-ihalesini-rekor-fiyatla-aldi/

Wind energy Vestas receives order for 72 MW in Turkey

Vestas has received a wind power order for delivery of 36 x 2 MW wind turbines for a wind farm in Turkey.

Wind energy Vestas receives order for 72 MW in Turkey

With reference to Vestas Wind Systems A/S’ company announcement No. 20/2011 of 11 May 2011, Vestas has received through Aksu Temiz Enerji Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Sirketi an order from Ayen Energy for delivery of 36 units of the 2 MW platform turbines for the Aksu wind power plant to be installed in the city of Kayseri, Turkey.

The order comprises supply, installation on-site and commissioning of the turbines, a VestasOnline® Business SCADA system, as well as a seven-year service agreement including the Active Output Management package ‘AOM 4000’. The AOM 4000 is a full-scope service contract, consisting of scheduled and unscheduled maintenance and consumables, which offers solid risk management for customers, who want an availability guarantee measured against an agreed threshold. This type of contract offers customers assured performance avoiding unforeseen operational costs of any kind.

Delivery of the turbines is scheduled to start in Q2 2011 and the project is expected to be completed in Q4 2011.

The order has been placed by Aksu Temiz Enerji Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Sirketi, a subsidiary of Ayen Energy, which has installed hydroelectric power plants and a natural gas plant. In addition, Ayen Energy has already built one wind power plant, and is currently in the process of constructing two others; the three of them represent a total wind capacity of more than 80 MW.

Fahrettin Amir Arman, Board Member states: “We consider that Vestas has the proven technology able to meet the requirements of the Aksu project and that they are the wind turbine supplier and service provider which best can meet our needs. We are currently diversifying the energy portfolio of our company, and we see wind energy as a competitive, sustainable and complementary energy source. This 72 MW project, which will be the largest wind power plant we have installed so far, is an important step towards the diversification of our energy investments. We look forward to working together with Vestas, the global wind technology leader, on this project.”

“We are extremely pleased that Ayen Energy has selected Vestas as preferred supplier for their largest wind investment, the Aksu project. Having been selected on the grounds of our solid experience, global track record and technological leadership, we hope that this project will lay the foundations for a long-lasting collaboration between the two companies,” expresses Ali Neyzi, Vice President of Vestas Türkiye.

“The Aksu project directly supports Vestas’ vision: ‘Wind, Oil and Gas’. Ayen Energy’s investment in wind power is a good example of how energy companies around the world are diversifying their energy portfolio. Moreover, it shows the important role that wind can play going forward in Turkey and other parts of the world, as an energy source on a par with more traditional energy sources,” concludes Juan Araluce, President of Vestas Mediterranean.

The Aksu wind power plant has an estimated annual production of 205,000 MWh per year, which corresponds to an annual emission saving of around 98,000 tons of CO2 emissions. Furthermore, it will provide enough electricity to cover the residential electricity consumption of almost 415,000 people in Turkey.

Vestas Mediterranean is one of the seven Sales Business Units in the Vestas Group and it manages all sales, construction and service operations in the countries of the Mediterranean region, Middle East, Latin America, Caribbean as well as approximately 70 per cent of the African continent. As of 31 December 2010, this sales business unit delivered cumulative capacity close to 10 GW, representing 22.5 per cent of Vestas’ global capacity and had a workforce of 3,000 highly skilled and fully committed employees in the Mediterranean area. In the past three years, Vestas Mediterranean has accounted for approximately 35 per cent of the global sales in the Vestas Group.

Vestas has been operating in Turkey since 1984 when it installed its first turbine. In January 2008, Vestas established an office in Istanbul, Vestas Türkiye, which is responsible for all sales, construction, service and maintenance operations in Turkey and the Middle East. All Vestas Türkiye’s activities have been certified by ISO 9001, ISO 14001 and OHSAS 18001 – the international standards for the quality, environment and occupational health and safety. As of 31 December 2010, Vestas has delivered 375.91 MW in Turkey.



Reference: http://evwind.es/noticias.php?id_not=11559

Hatay, rüzgar enerji üssü olmaya aday


Rüzgar enerjisi açısından önemli bir potansiyeli barındıran Hatay'da enerji santrali kurmak isteyen 54 yatırımcının onay beklediği bildirildi.

Hatay, rüzgar enerji üssü olmaya aday

Rüzgar enerjisi açısından önemli bir potansiyeli barındıran Hatay'da enerji santrali kurmak isteyen 54 yatırımcının onay beklediği bildirildi.

Vali Mehmet Celalettin Lekesiz, yaptığı açıklamada, Hatay'ın son dönemde yatırımcıların artan ilgisi nedeniyle Türkiye'nin rüzgar haritası içinde yer alan Çanakkale, Edirne gibi illerle yarışmaya başladığını söyledi.

Rüzgar enerjisi için kentte lisans almış 9 firma bulunduğunu belirten Lekesiz, bunlardan 4'ünün işletmede olduğunu, diğerlerinin ise henüz kurulmadığını ifade etti.

Kurulu bulunan rüzgar enerji santrallerinin 146 megavatlık güce sahip olduğunu ve yıllık 450 milyon kilovatsaat enerji üretimi yaptığını ifade eden Lekesiz, Samandağ, Yayladağı, Belen ve Antakya Organize Sanayi Bölgesi'nde bulunan santrallerde 61 ünitenin yer aldığını kaydetti.

Hatay'da yılda 5 milyar kilovatsaat enerji tüketiminin yapıldığını, bunun, yeni sanayi tesislerinin kurulmasıyla her geçen yıl daha da arttığını vurgulayan Lekesiz, şöyle devam etti:

''Tarihi ve doğal güzelliklere sahip kentimizde yatırımlar her geçen gün artıyor. Hatay'da yıllık enerji üretimimiz 1 milyar 200 milyon kilovatsaat. Yani tükettiğimizin ancak 5'te birini üretebiliyoruz. Yeni sanayi tesislerinin kurulmasıyla birlikte enerji ihtiyacı üretimimizin çok üstüne çıkıyor. Kentimizde, 5 yıl sonra yıllık enerji tüketiminin 10 milyar kilovatsaate çıkacağını düşünüyoruz. Artan bu ihtiyacı karşılamak için de yeni enerji santrallerinin kurulması şart. Hatay'da şu an lisans almış 9 rüzgar enerji santralimizden 4'ü faaliyette.''

-54 YATIRIMLA 4 BİN 238 MEGAVAT GÜÇ-

Lisans almış ve kurulmamış olan 5 santralde ünite sayısının 121 olacağını vurgulayan Lekesiz, 328 milyon Avro'ya kurulacak bu tesislerin 253 megavatlık güce sahip olacağını ve yıllık yaklaşık 1 milyar kilovatsaat enerji üretiminin yapılacağını kaydetti.

Hatay'ın, rüzgar enerji santrali yatırımları açısından önemli bir konumda bulunduğunu ifade eden Lekesiz, ''Kentimizde mevcut 4 enerji santralimiz var. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'ndan (EPDK) onay bekleyen 54 yatırımcı, rüzgarı çok değerli olan bu bölgede santral kurmak istiyor. EPDK'ya müracaat eden yatırımcıların lisans almasıyla kentimiz adeta enerji üssü olmaya aday iller arasına girecek. 54 yatırımla birlikte kentimizde rüzgar enerji santralinin kurulu gücü 4 bin 238 megavata ulaşacak. Yeni tesislerin lisans alıp faaliyete geçmesiyle kentimizin yıllık enerji ihtiyacını karşılayabileceğiz'' diye konuştu.

Kaynak: http://www.denizhaber.com.tr/enerji/35129/hatay-ruzgar-enerjisi-enerji-ussu-vali-cemalettin-lekesiz-canakkale-edirne.html