Blog Archive

Sunday, April 28, 2013

Nordex: Verträge über 125 MW für die Türkei unterschrieben


Nordex: Verträge über 125 MW für die Türkei unterschrieben

Errichtungsbeginn der Kraftwerke ab Herbst 2013 geplant

Hamburg, Instanbul, 19. April 2013. Nordex kann weiterhin eine führende Stellung im türkischen Markt behaupten. Jetzt hat der Turbinenhersteller mit zwei langjährigen Kunden Liefer- und Serviceverträge für vier Projekte über insgesamt 50 Turbinen mit einer Gesamtleistung von 125 Megawatt unterzeichnet.

Für den Kunden Eksim Holding sollen bis Herbst 2013 insgesamt 38 N100/2500-Turbinen ans Netz gehen. Im Osten des Landes - nahe der Stadt Osmaniye - entsteht der Windpark „Hasanbeyli“ mit 20 Anlagen. Mitten in den Gebirgszügen eines Ausläufers des Taurus-Gebirges im Südosten der Türkei auf etwa 1.400 Meter Höhe liegt der Jahresenergieertrag des Windparks bei ca. 180 Gigawattstunden. Ein weiteres Windfeld für Eksim baut Nordex bei Silivri nahe Istanbul. Dank der mittleren Windgeschwindigkeit von 7,8 m/s können die 18 2,5-MW-Anlagen hier 150 Gigawattstunden Strom im Jahr erzeugen.

Für den zweiten Kunden Dost Enerji - mit dem Nordex das Geschäft in der Türkei startete - liefert der Turbinenhersteller zudem zwölf Maschinen vom Typ N90/2500. Hiervon wird eine Anlage den mittlerweile auf 23 Nordex-Turbinen vergrößerten Windpark „Yuntdag“ erweitern. 2007 war Nordex mit der Errichtung dieses Windfelds nördlich von Izmir der Markteintritt in die Türkei gelungen. Dank der hervorragenden Windverhältnisse vor Ort liegt der erwartete Energieertrag dieser Einzel-Turbine bei neun Gigawattstunden im Jahr. Das entspricht einem Kapazitätsfaktor von 48 Prozent. Die weiteren elf Kraftwerke errichtet Nordex im Windpark „Geres“ in unmittelbarer Nachbarschaft zum Windpark „Yuntdag“. Dieses Windfeld soll jährlich 100 Gigawattstunden sauberen Strom produzieren. Dost Enerji ist einer der Pioniere der kommerziellen Nutzung von Windenergie in der Türkei.

Lars Bondo Krogsgaard, Mitglied des Nordex-Vorstands: „Es freut uns, dass unsere langjährigen Kunden Dost Enerji und die Eksim Holding sich erneut für Nordex-Turbinen entschieden haben. Das unterstreicht ihre guten Erfahrungen mit unserer Technologie und Kompetenz. Gerade auf dem türkischen Windenergiemarkt, der über jede Menge Wachstumspotenzial und hervorragende Windbedingungen verfügt, ist dies der Beweis für zwei hervorragende Partnerschaften“. Laut OECD wird bis 2017 ein jährlicher BIP-Zuwachs von 5,2 Prozent für die Türkei prognostiziert.

Dr. Ruchan Hamamci, Koordinator Erneuerbare Energien der Eksim Holding: „Zurzeit betreiben wir Windparks mit einer Kapazität von 140 MW. Mit den Windparks Hasanbeyli und Silivri werden wir zusätzlich 95 MW Windkapazität in unseren Bestand aufnehmen. Unser Ziel ist es, mittelfristig der führende Versorger für CO2-freien Strom aus Windenergie in der Türkei zu werden. Nordex hat uns zuverlässige und leistungsstarke Windkraftanlagen geliefert, die uns unserem Ziel jeden Tag einen Schritt näher bringen.“

Nordex im Profil
Als einer der technologisch führenden Anbieter von Megawatt-Turbinen profitiert Nordex vom globalen Trend zur Großanlage besonders. Das Produktprogramm der Generation Gamma umfasst die N90/2500, N100/2500 und die N117/2400, eine der effizientesten Binnenlandturbinen. Bis heute wurden mehr als 2.100 Turbinen dieser Plattform produziert. Damit verfügt Nordex im Vergleich zu den meisten Wettbewerbern seiner Branche über einen entscheidenden Erfahrungsvorsprung im Betrieb von Großanlagen. Mit der Generation Delta bietet Nordex die vierte Anlagengeneration der bewährten Multi-Megawatt-Plattform an (N100/3300, N117/300). Insgesamt hat Nordex weltweit rund 5.100 Anlagen mit einer Kapazität von über 8.100 MW installiert. Mit einem Exportanteil von mehr als 85 Prozent nimmt die Nordex SE auch in den internationalen Wachstumsregionen eine starke Position ein. Weltweit ist das Unternehmen in 22 Ländern mit Büros und Tochtergesellschaften vertreten. Derzeit beschäftigt die Gruppe weltweit mehr als 2.500 Mitarbeiter.

Quelle: http://www.nordex-online.com/de/news-presse/newsdetail.html?tx_ttnews%5Btt_news%5D=2392&tx_ttnews%5BbackPid%5D=1&cHash=10940b89b1

Polat`tan, Soma RES`te 100 MW`lik kapasite artışı


Polat`tan, Soma RES`te 100 MW`lik kapasite artışı

Galatasaray Kulübü eski Başkanı Adnan Polat`ın şirketi Polat Enerji, Manisa`daki 140 MW`lik Soma Rüzgar Santrali`nde 100 MW`lik kapasite artışına gidiyor. 


Polat Enerji Genel Müdürü Zeki Eriş, Enerji Günlüğü`ne yaptığı açıklamada, halen Türkiye`nin üretime geçmiş en büyük rüzgar santrallerinden Soma Rüzgar Santrali`nde kapasite artışına gideceklerini belirtti. Eriş, "Soma Rüzgar Santrali projemize 100 MW`lik bir kapasite artışının uygun bulunmasını aldık. ÇED ve sermaye artışıyla ilgili hazırlıklarımızı yapıyoruz. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu`nun (EPDK) bizden istediği yükümlülüklerimizi yerine getiriyoruz. Akabinde bunu lisansa çevireceğiz. Böylelikle Soma`nın toplam lisansı 240 MW olacak" dedi. 
Mevcut santrallere kapasite artışı yapabilmeyi mümkün kılan Enerji Piyasası Kanunu maddesinin aynı yer, aynı yol, aynı güzergah ve aynı bağlantı noktasına yapılmış harcamaların ülke ekonomisine daha optimum katkı sağlamasını hedeflediğini anlatan Zeki Eriş "Böylelikle biz bu 100 MW`yi çok hızlı şekilde devreye alarak ülke ekonomisine ekstra bir katkıda bulunmuş olacağız" diye konuştu. 

Polat Enerji Genel Müdürü Zeki Eriş, ilave kapasitenin ne kadarlık sürede devreye alınacağı sorusunu ise şöyle cevapladı: 
"Normalde bu tip 100 MW`lik bir lisansın sıfırdan devreye alınması 6-7 yıl sürüyor. Ama bu tip kapasite artışlarıyla, biz bu lisansı önümüzdeki bir ay içinde almayı ümit ediyoruz. 2014 yılının sonunda, yani 1.5 yıl içinde de bu kapasiteyi devreye almış olacağız." 

Kaynak: http://enerjigunlugu.net/polattan-soma-reste-100-mwlik-kapasite-artisi_3151.html#.UXz8EbXikfU

‘Rüzgâr enerjisinin önü açılsın, doğalgaz faturası düşsün’


‘Rüzgâr enerjisinin önü açılsın, doğalgaz faturası düşsün’

Polat Enerji Genel Müdürü Zeki Eriş, Türkiye’de yılda 3 bin MW’lik rüzgar enerjisi santralinin devreye alınabileceğini söyledi. Eriş, bu yapılabilirse, doğalgaz faturasının her yıl 1 milyar dolar aşağıya çekilebileceğini anlattı.

Polat Enerji, Türkiye’nin önde gelen rüzgar yatırımcılarından biri. GS Kulübü Eski Başkanı Adnan Polat’ın şirketi. Yüzde 50 Fransız ortaklı Polat Enerji’nin kuruluşundan bugüne gelişine kadar ciddi katkıları bulunan Genel Müdür Zeki Eriş, soruları cevapladı. Hem Polat Enerji’yi, faaliyetlerini, hedeflerini, hem de Türkiye’deki rüzgar yatırımlarının sorunlarını, çözüm önerilerini anlattı.

Şu anda rüzgar enerjisi sektöründe durum nedir?
Biliyorsunuz, bizim için sevindirici olan, 20 bin MW’lik rüzgar gücü potansiyeli olması. Şu anda 2300-2400 MW’lik pervanesi dönen santral var. 18 bin MW daha eklenecek. Bizim için önemli olan, teknik, idari, mali anlamda yapılabilir projeler geliştirmek ve bunları ekonomiye kazandırmak.

Peki bunun için ne yapılmalı?
Bir süre önce rüzgar santrali işletmecileri olarak Ankara’da bir araya geldik ve bu sorduğunuz soruya da cevap aradık. Ama sadece pervanesi dönenler, halen rüzgardan elektrik üretip de PMUM’da veya ikili anlaşmalarla müşterilerine satanlar olarak bir araya geldik. Toplam 61 santral ve bunların sahibi 25 ana şirket. Konuştuklarımızdan çıkardığımız sonuçlar 7-8 ana başlık altında toplanabilir. Türkiye’de rüzgârın önünü açmak için neler yapılması gerekiyor sorusuna cevap aradık. Gerçek yatırımcıları tenzih ediyorum, realist olmayan teklifler vererek lisanslar alıp, daha sonra yatırımcıların karşısına gelip, arkadaş ben lisans aldım, gelin bunu benden satın alın denmesinin önüne nasıl geçeriz, başta bu olmak üzere meseleyi tüm yönleriyle masaya yatırdık.

Neden böyle bir birliktelik diye sorsak?
2200 MW kurulu güç için neredeyse 4 milyar dolar para yatırmış şirketlerin mutlaka dinlenmesi gereğinden yola çıktık. Ama bu bir dernek değil, bir nevi kulüp, bir tür network, kendi özel misyonu olan bir beraberlik. Misyonumuzun birinci önceliği sektörün gelişimi için oluşturduğumuz önerileri kamu otoriteleriyle, EPDK ve Enerji Bakanlığı ile belki daha üst otoritelerle konuşmak, tartışmak…

Rüzgar santrali yatırımları çok mu yavaş ilerliyor?
Şimdi bizim için sektörün gelişimi birinci öncelik. Sadece 50-100 MW daha lisansım olsun diyen bir şirket değiliz. Gerçekten Türkiye’de 2023 yılında 20 bin MW rüzgar türbini dönmesini çok istiyoruz. Ama bunu biz yapamayız. Hatta 2009′da Polat Enerji’ye yüzde 50 payla ortak olan Fransız EDF’in Yenilenebilir Enerji Şirketi bile kurulduğu günden bugüne ancak 4 bin MW rüzgar tesisi kurmuş. Dolayısıyla 20 bin MW’nin tüm lisansını bize hemen yarın verseler, yapamayız. Ama biz Türkiye’de 20 bin MW’nin yapıbabileceğine inanıyoruz ve bunun için çalışıyoruz.

Polat Enerji ortaklığının hedefi neydi?
Burada yatırım yapmak isteyen EDF araştırmalar yapmış, sonra doğrudan gelip Adnan Bey’e “Türkiye bizim için yatırım yapılabilir bir ülke siz de bizim yatırım kriterlerimize birebir uygun bir şirketsiniz. Ortak olmak istiyoruz” dediler. Yenilenebilir enerjiye destek beklentilerini gördüler. 2008 yılında elektrik fiyatı yüksekti, doğalgazda sübvansiyon yoktu. Reel bir elektrik piyasası vardı. Sektörün geleceğine de güvendiler. Yüzde 50′yi aldılar.

Ortaklık nereye kadar sürecek?
Aslında EDF bizimle çalışmaktan çok memnun. Ama şu aşamada bazı çekinceleri oluşmaya başladı ne yazık ki. Yine de Türkiye’den çıkmak, bizimle ortaklıktan ayrılmak gibi bir niyetleri yok. Şu anda 50-50 payla gayet güzel bir dostluk ve sağlıklı ticari işbirliği ve anlayış birliği içinde ilerliyoruz.

Tereddüt nerede başladı?
En önemlisi Türkiye’de elektrik fiyatının reel şekilde oluşmaması. Türkiye’de elektrik fiyatı doğalgaza sübvansiyon dolayısıyla, olması gereken 8- 8.5 euro centler yerine 5.5-6 euro centler seviyesinde. Dolayısıyla EDF’nin öngörüleri şaşmaya başladı. Çünkü EDF gelirken tüm söylem elektrik piyasasının tamamen liberalleşeceği yolundaydı. Bu geciktikçe sübvansiyonların fiyatlar üzerindeki baskısı artıyor. Bu baskı yatırımların geri dönüş öngörüleriyle ilgili tereddütlere yol açmaya başlıyor. Çok daha hızlı yatırımlar planlarken şu anda biraz daha bekleyelim görelim politikaları gündemde. EDF bu riskleri analiz ediyor şu anda doğal olarak.

Bu nasıl aşılacak?
Türkiye, yenilenebilir elektriğe 5.5 Euro Cent’in üzerine ekstra bir destek vermesi halinde zarar edecek bir ülke değil, Avrupa’yla kıyaslandığında. Çünkü zaten elektrik maliyeti 8.5 euro cent Türkiye’de. Bir doğalgaz çevrim santralinin ne kadar gazla ne kadar elektriği kaç maliyetle ürettiğini biliyoruz. Yakıt maliyeti, bakım onarımı, işletmesi, amortismanı eklendiği zaman en az 9 euro centten satış yapması gerekir basiretli bir tüccarın. Ve Türkiye’de doğalgaz, elektrikte yüzde 50 payla dominant bir kaynak olursa akıllı bir yatırımcının tercihi gaz santralidir… Peki siz deli misiniz? Biz deli değiliz ama birincisi EDF ile ortaklığımız olması farklı yatırımlara girmemize engel. İkincisi gönülden böyle bir şey istemiyoruz. Gaz hükümranlığı varken buna katılmak içimizden gelmiyor. Üçüncüsü de sistem bugünkü hatadan bir gün geri dönecek. Elektrikte liberal bir piyasanın oluşacak ve o zaman biz gücümüzün yettiği kadar RES yapabiliyor olacağız… Yeni başvurular? Şimdi bugün rüzgar başvuruları kapalı. Neden müracaat edemeyeyim? Engel ne? Geçmişte yapılmış bir hata, bir başka hata ile düzeltilmeye çalışılıyor. Rüzgar ölçümü şartını kaldır, 10 bin lira teminat mektubu ve bir haritaya beş nokta koyup gelene lisans ver. Tabii bir günde 78 bin MW’lik başvuru gelir. Böyle bir hata yaptın, hatayı fark ettin, geçen sene ölçüm geri geldi. Ama niye başvuruyu kapatıyorsun? Yani kapattıkça, bekledikçe sisteme bağlanabilecek 20 bin MW’lik kapasitenin önünü kesiyorsun.

Ölçüm geldiğine göre yeni başvurular açılacak sanki…
Şimdi konu yeniden ele alınıyor. Ölçüm zorunluluğu getirdik, bir tarih açıklayalım, ölçüm yönetmeliği başlasın, 1- 1.5 sene sonra gene müracaatları toplayalım, çoklu varsa yarıştıralım falan diye düşünülüyor. Benim kanaatimce kaotik, yatırımcıları birbirine kırdıracak, yatırımcının özkaynağını çabuk tüketecek, optimum kullandırmayacak bir yönteme doğru yine koştura koştura gidiyoruz. İnsanları yarıştırmayın, bırakın projesini geliştirsin, yapsın, getirsin, yapılabilir projeyse, ölçüm yapmışsa, izinlere ilişkin ön görüşleri toplamış mı buna bakın.

Şu anda nasıl bir prosedür işliyor ve sakıncası ne?
Bir tane dilekçe, bir tane ölçüm direği raporuyla gidiyorsun, hadi bana hat ver. Diyelim ki alıyorsun ön lisansı. Eskiden lisans dört sene bağlıyordu, ön lisans iki sene bağlıyor. Ne oldu, yine iki sene bağlıyor. Ama benim dediğim yöntemde, çalışıyorsun, getirip veriyorsun dosyayı, bu santral yapılabilir bulunursa al sana bağlantı. Ben bu dosyayı hazırlayıp geldikten sonra, iki ayda imar planı alırım, üç ayda inşaata başlarım, 8 ayda santrali bitiririm.

Şu anda ne kadar sürüyor?
Şu anda iki sene ön lisans bekleyeceğim. İki sene sonra lisans alacağım. Sonra inşaata başlayacağım. Bu arada müracaat için de gün açacak, iki sene sonra ben ölçümlerimle gidip yarışacağım, ihale bitecek de… Yani iki sene ön lisans, iki sene yarış, iki sene inşaat, toplam altı sene.

Nasıl bir süreç işliyor biraz anlatır mısınız?
Şimdi yatırımcı aldı ön lisansı ama gitti çarptı duvara. Kuş göç yolu, hava koridoru, radar, milli park, o, şu, bu. Ama almış 100 MW lisansı, hemen vazgeçer mi? ?Bu sefer ‘bu kuş göç yolu raporunu nasıl değiştirtirim, karayolu güzergahını, nasıl değiştirtirim, adamını bulup havayolu haritasını değiştirtebilir miyim acaba diye… İki sene süresi var çünkü. 1 yıl 11 ay 29 gün sonra bir dilekçe veriyor EPDK’ya. Çalıştım ettim ama burada kuş göç yolu raporu var olumsuz. Al sen bu lisansı geri, teminat mektubumu iade et bana. İki sene sonra… Ne anladım ben bu işten? Teminat mektubu bir işe yaramadı. Mücbir sebep diye geri alıyor parasını çünkü. Ama lisansı aldıktan bir hafta sonra gördüğü engeli, tam bir sene 11 ay 29 gün bekletme hakkı veriyorsun bu adama.

Gecikmeler yabancı yatırımcıyı tereddüde sürüklüyor
Avrupa’da 45-50 Euro / MWh seviyesinde ortalama elektrik fiyatı varken, yenilenebilir kaynaklara dayalı elektrik için 8.5-9 euro cent’lik bir alım taahhüdü tabii ki gerekiyor. Çünkü pazar size rekabet ortamı içinde bu imkanı sağlamıyor. Fakat Türkiye’de durum bunun tam tersi. Olması gereken elektrik fiyatı 8.5 euro cent iken siz alım garantisini 5.5 euro cent verirseniz yatırımcı için otomatik olarak bir risk ortaya çıkıyor. Gaz kontratlarının yüzde 80′inin özel sektöre devri, sübvansiyonun kaldırılması, üretim tesislerinin özelleştirilmesi gibi adımlar geciktikçe, yani piyasada liberal yapı oluşmayınca da fiyat baskısı ve alım garantisinin yetersizliği dolayısıyla yabancılar yatırım hızını revize ediyor. Tüm yabancı ortaklı şirketlerde bu durum var.

Rüzgardaki gecikme her yıl 1 milyar doları gaza ödetir
Bugün bin MW rüzgar santrali 3 milyar kWh elektrik üretir, 300 milyon dolarlık gaz parası demektir bu. 1000 MW’yi bir sene geç aldın mı 300 milyon dolar gaz parası veriyorsun bu memlekette.
Çünkü ikamesi gaz bunun. Yılda 3 bin MW rüzgar santrali yapma hedefi 10 milyar kWh elektrik demek. Bu da geciktiğin her bir yıl, 1 milyar doları havaya atmak demek.

Bürokrasideki düzelmeyi, hızı, avantaja çevirelim
Türkiye çok güzel noktalara gidiyor. Hakikaten Sayın Başbakan bazen çıkıp, bürokrasiden derdi olan bana gelsin diyor ya. Bu bürokrasinin önünü hakikaten çok iyi açtı. Bakanlıklar çok güzel işler yapıyor. Ben gittiğimde DSİ bölge müdürlüğüne, müze, tabiat varlıkları birimlerine, kapı açılıyor, çayım kahvem ısmarlanıyor. Çağırıyorlar ilgili memuru, şunu şuraya kaydırırsanız şöyle olur, böyle yapalım diye çözüm arıyor. Bırak dosyayı, haftaya gel denilmiyor artık. Bunu yatırımcının avantajına çevirmemiz lazım bizim artık.



Kaynak: http://enerjienstitusu.com/2013/04/19/ruzgar-enerjisinin-onu-acilsin-dogalgaz-faturasi-dussun/

Yirmi üç rüzgar santrali geliyor


Türkiye, rüzgar enerji santrallerine inşa halindeki 23 santrali ekleyerek, bu alandaki kurulu gücünü artıracak.

ANKARA - Göksel Yıldırım

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği Raporu'na göre, Türkiye'de halen işletmede 61 rüzgar enerji santrali bulunuyor. Bu santrallerin kurulu gücü 2 bin 312,15 megavatı buluyor.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını ve çeşitliliğini artırmayı planlayan Türkiye, önümüzdeki dönemde rüzgar enerji santrallerine yenilerini ekleyecek.

Bu amaçla 12 şehirde 23 rüzgar enerji santralinin yapımı devam ediyor. Bu santrallerin 5'i İzmir'de, 4'ü Balıkesir'de, 3'ü Hatay'da kurulacak.

İnşa halindeki rüzgar enerji santrallerinin faaliyete geçmesiyle mevcut kurulu güce 604,15 megavatlık ilave yapılacak.

Kaynak: http://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/154079--yirmiuc-ruzgar-santrali-geliyor

Güriş, Dinar Rüzgâr Santrali'ni Siemens'in Gücüyle Büyütüyor


Güriş, Dinar Rüzgâr Santrali'ni Siemens'in Gücüyle Büyütüyor
Güriş, Dinar Rüzgâr Enerji Santrali'ne 36,8 MW'lık 16 yeni türbin daha ekleme kararı alarak Dinar RES'deki toplam gücünü 115 MW'a çıkartıyor.

Güriş, Dinar Rüzgâr Enerji Santrali'ne (RES) 36,8 MW'lık 16 yeni türbin daha ekleme kararı alarak Dinar RES'deki toplam gücünü 115 MW'a çıkartıyor. Güriş Grubu iştiraki Olgu Enerji Yatırım Üretim ve Ticaret A.Ş. bu yeni yatırımı için yine Siemens'i tercih etti.

Siemens, Dinar RES yatırımının, inşaat haricindeki tüm aşamalarını üstlenmesinin yanı sıra, 11 yıl boyunca santralin servis ve bakım hizmetlerini de gerçekleştirecek. Projenin tamamlanmasıyla birlikte Siemens, Türkiye'deki rüzgâr enerjisi santrallerinde 235 MW'lık bir kurulu güce ulaşmış olacak.

Konuyla ilgili bir açıklama yapan Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO'su Hüseyin Gelis; Güriş Grubu'nun yenilenebilir enerji hedeflerinin, Siemens'in sürdürülebilir bir dünyaya yönelik hedefleriyle örtüştüğünü söyledi.

Dünyanın, rüzgâr enerjisindeki en büyük Ar-Ge Merkezi

Hüseyin Gelis, Siemens olarak dünyanın en büyük rüzgâr enerjisi Ar-Ge Merkezi'ne sahip olduklarını ifade ederek şöyle konuştu: "Türkiye'de son teknoloji ürünlerimizle yenilenebilir enerji yatırımlarında yer alarak, Türk ekonomisine katkıda bulunmaktan son derece mutluyuz. Dinar RES'te kullanılan, Siemens olarak dünya genelinde 5 binden fazla kurulumunu gerçekleştirdiğimiz 2.3 MW'lık rüzgar türbinlerimiz, bu alanda 25 yılı bulan birikimimizin ve rüzgar enerjisindeki 17.000 MW'a yaklaşan payımızın bir ürünü. Güriş Grubu ile gerçekleştirdiğimiz bu yeni anlaşmanın, dünyanın en büyük rüzgâr enerjisi Ar-Ge Merkezi'ni açmamızla aynı döneme gelmesi bizim için daha da anlamlı. Bu merkezimizde geliştirdiğimiz yeni ürün ve teknolojileri, Güriş'in yeni yatırımlarında da değerlendirmek istiyoruz."

Afyon Dinar Rüzgâr Santrali, Türkiye'nin önde gelen enerji ve inşaat şirketlerinden biri olan Güriş Grubu'nun bir iştiraki olan Mogan Enerji Yatırım Holding A.Ş'nin alt şirketlerinden Olgu Enerji Yatırım Üretim ve Ticaret A.Ş. tarafından işletiliyor. 2012 yılı içinde imzalanan anlaşmayı takiben 2012 Aralık ayında 7 türbinin devreye alınmasıyla üretime başlayan Dinar Rüzgâr Santrali, 2,3 MW'lık, 108 metre kanat çapına sahip 22 türbinden sağladığı 50,6 MW ile başladığı üretim kapasitesini Siemens rüzgâr türbinleriyle geliştiriyor.

Türkiye'nin en yüksek mevkide kurulu rüzgâr santrali

Ortalama 1700 metrelik rakımlı bir alana kurularak Türkiye'nin en yüksek mevkideki rüzgâr santrallerinden biri olan Dinar Rüzgâr Santrali, Eylül 2012'de 12 yeni türbinle proje kapasitesini 78,2 MW'a yükseltti.

Yeni yatırım devreye girdiğinde 115 MW'lık toplam güce erişecek olan Dinar Rüzgâr Santrali, yalnızca bölgenin değil, Türkiye'nin en büyük yenilenebilir enerji yatırımlarından biri olma özelliği de taşıyor.

Santral, üçüncü bölümün de devreye alınmasıyla yılda yaklaşık 210 bin tonun üzerinde CO2 üretimini önleyecek. 

Kaynak: http://www.haberler.com/guris-dinar-ruzgar-santrali-ni-siemens-in-4540968-haberi/

İlk Lisanssız Rüzgar Türbini Satıldı


Çanakkale Ezine’ye Ekim 2013’te kurulması planlanan AYE 250 rüzgar türbini yeni kanunlar kapsamında ilk yatırım olmaya en gerçekçi aday görünüyor. 

ENKA Süt markasıyla tanınan ve Türkiye’nin farklı bölgelerinde süt ve süt ürünleri imalatı yapan Akpınar ailesinin mensubu ve yenilenebilir enerji yatırımlarından sorumlu Murat Akpınar yatırım kararının öncesinde uzmanlar tarafından uzun araştırmalar yapıldığını ifade etti. ODTÜ mezunu olan ve araştırmaları bizzat yöneten Murat Akpınar, araştırmalar neticesinde AYETEK şirketiyle bu yatırımı gerçekleştirmenin en doğru tercih olduğu kanaatine nasıl vardıklarını ise şöyle açıkladı: 

Alman Mühendisliği ve Ortaklığı 
Mevcut faaliyetlerinde kullanılan makinelerin alımlarında uzun yıllar tecrübesi olan Murat Akpınar birçok acı deneyimden sonra hiçbir koşulda Hindistan veya Çin’den makine alımı gerçekleştirmediklerini ifade etti. Makine alımlarında Alman mühendisliğini tercih eden Akpınar Alman makinelerinden aldıkları verimi hiçbir Uzak Doğudan gelen makineden almadıklarını belirtti. 
AYETEK’in ortağı olan Alman WTN şirketinin yaklaşık 30 yıl rüzgar türbinleri üretiyor olması, kaliteden ödün vermemesi ve üstün tasarımları AYETEK’i tercih etme sebepleri arasında. Murat Akpınar, AYETEK şirketinin kritik aksamları Almanya’da üreterek diğer mekanik aksamları Türkiye’de üretme stratejisiyle ilgili ‘’Kaliteden ödün vermeden maliyetleri azaltmak ve bunu yaparken Türkiye ekonomisine katkı sağlamak için en doğru strateji’’ yorumunu yaptı. 

Bakım ve Onarım
Önümüzdeki aylarda 2,2 MW gücünde Türkiye’nin en büyük biyogaz santralinin ve biokütleden petrol üretim tesisinin açılışına hazırlanan Murat Akpınar AYETEK ile birlikte rüzgar ve güneş enerjisi alanında yatırımlarının katlanarak devam edeceğinin haberini verdi. Bu yatırımları yapmalarındaki en büyük sebebin elektrik fiyat artışlarından bağımsız hale gelmek olduğunu vurgulayan Akpınar yeni açıklanan 1 MW sınırına rağmen 250 kW gücünde AYE 250’yi tercih etmesinin sebebine ise şöyle açıklık getirdi: 
'Bizim amacımız elektrik maliyetlerimizi kazanca çevirmek ve fiyat artışlarından bağımsız hale gelmektir. Fakat fiyat artışlarından bağımsız hale gelelim derken büyük rüzgar türbin üreticilerine bağımlı hale gelemeyiz. Yaptığımız araştırmalar neticesinde ortaya çıkmıştır ki; gerektiğinde üreticiden bağımsız olabilmemiz için rüzgar türbininin bakım ve onarım faaliyetlerini kendi bünyemizde yapabilmeliyiz. Bu bizim için olmazsa olmazlar arasındadır. AYETEK’in sunduğu cazip garanti koşulları ve bakım onarım hizmetlerinden elbette yararlanacağız, fakat ileriki zamanlarda bu faaliyetleri kendimiz yapma opsiyonuna sahip olmalıyız. 1 MW’a yakın güçlerde rüzgar türbin üreticilerinin çoğu bu imkanı sağlamadıkları gibi rüzgar türbinlerinin arıza yapmasını bir gelir kaynağı olarak görmektedirler. Biz bu oyuna gelmeyiz! Öbür yandan AYE 250 rüzgar türbininin bakım ve onarım açısından çok elverişli olması ve AYETEK’in bu konuda personelimize eğitim vermeye ve bilgi paylaşımına hazır olması bizim için önemli tercih sebepleri arasında olmuştur’’. 

AYETEK Yöneticileri
Araştırma kapsamında AYETEK yöneticileriyle yaklaşık 2 yıldır görüşmelerini sürdüren Akpınar yöneticilerin yenilenebilir enerji alanındaki donanımlarını takdir ettiğini ifade etti. Ayrıca, ‘’Hollanda’dan Türkiye’ye göç etmelerine rağmen Türkiye’nin iş kültürüne bu kadar hızlı ve başarılı uyum sağlamış olmaları ve Türkiye’nin en büyük şirketleriyle masaya oturmaları bize güven vermiştir’’ diyen Akpınar AYETEK’in, dürüst ve istikrarlı duruşundan dolayı yenilenebilir enerji yatırımlarında önemli bir stratejik partner olduğunu sözlerine ekledi. Lisanssız elektrik üretim sektörünün Türkiye’ye hayırlı olmasını dileyen Murat Akpınar enerji yatırımlarıyla adından söz ettireceğe benziyor. 


Çanakkale Ezine’ye Ekim 2013’te kurulması planlanan AYE 250 rüzgar türbini yeni kanunlar kapsamında ilk yatırım olmaya en gerçekçi aday görünüyor. 
ENKA Süt markasıyla tanınan ve Türkiye’nin farklı bölgelerinde süt ve süt ürünleri imalatı yapan Akpınar ailesinin mensubu ve yenilenebilir enerji yatırımlarından sorumlu Murat Akpınar yatırım kararının öncesinde uzmanlar tarafından uzun araştırmalar yapıldığını ifade etti. ODTÜ mezunu olan ve araştırmaları bizzat yöneten Murat Akpınar, araştırmalar neticesinde AYETEK şirketiyle bu yatırımı gerçekleştirmenin en doğru tercih olduğu kanaatine nasıl vardıklarını ise şöyle açıkladı: 

Alman Mühendisliği ve Ortaklığı 
Mevcut faaliyetlerinde kullanılan makinelerin alımlarında uzun yıllar tecrübesi olan Murat Akpınar birçok acı deneyimden sonra hiçbir koşulda Hindistan veya Çin’den makine alımı gerçekleştirmediklerini ifade etti. Makine alımlarında Alman mühendisliğini tercih eden Akpınar Alman makinelerinden aldıkları verimi hiçbir Uzak Doğudan gelen makineden almadıklarını belirtti. 
AYETEK’in ortağı olan Alman WTN şirketinin yaklaşık 30 yıl rüzgar türbinleri üretiyor olması, kaliteden ödün vermemesi ve üstün tasarımları AYETEK’i tercih etme sebepleri arasında. Murat Akpınar, AYETEK şirketinin kritik aksamları Almanya’da üreterek diğer mekanik aksamları Türkiye’de üretme stratejisiyle ilgili ‘’Kaliteden ödün vermeden maliyetleri azaltmak ve bunu yaparken Türkiye ekonomisine katkı sağlamak için en doğru strateji’’ yorumunu yaptı. 

Bakım ve Onarım
Önümüzdeki aylarda 2,2 MW gücünde Türkiye’nin en büyük biyogaz santralinin ve biokütleden petrol üretim tesisinin açılışına hazırlanan Murat Akpınar AYETEK ile birlikte rüzgar ve güneş enerjisi alanında yatırımlarının katlanarak devam edeceğinin haberini verdi. Bu yatırımları yapmalarındaki en büyük sebebin elektrik fiyat artışlarından bağımsız hale gelmek olduğunu vurgulayan Akpınar yeni açıklanan 1 MW sınırına rağmen 250 kW gücünde AYE 250’yi tercih etmesinin sebebine ise şöyle açıklık getirdi: 
'Bizim amacımız elektrik maliyetlerimizi kazanca çevirmek ve fiyat artışlarından bağımsız hale gelmektir. Fakat fiyat artışlarından bağımsız hale gelelim derken büyük rüzgar türbin üreticilerine bağımlı hale gelemeyiz. Yaptığımız araştırmalar neticesinde ortaya çıkmıştır ki; gerektiğinde üreticiden bağımsız olabilmemiz için rüzgar türbininin bakım ve onarım faaliyetlerini kendi bünyemizde yapabilmeliyiz. Bu bizim için olmazsa olmazlar arasındadır. AYETEK’in sunduğu cazip garanti koşulları ve bakım onarım hizmetlerinden elbette yararlanacağız, fakat ileriki zamanlarda bu faaliyetleri kendimiz yapma opsiyonuna sahip olmalıyız. 1 MW’a yakın güçlerde rüzgar türbin üreticilerinin çoğu bu imkanı sağlamadıkları gibi rüzgar türbinlerinin arıza yapmasını bir gelir kaynağı olarak görmektedirler. Biz bu oyuna gelmeyiz! Öbür yandan AYE 250 rüzgar türbininin bakım ve onarım açısından çok elverişli olması ve AYETEK’in bu konuda personelimize eğitim vermeye ve bilgi paylaşımına hazır olması bizim için önemli tercih sebepleri arasında olmuştur’’. 

AYETEK Yöneticileri
Araştırma kapsamında AYETEK yöneticileriyle yaklaşık 2 yıldır görüşmelerini sürdüren Akpınar yöneticilerin yenilenebilir enerji alanındaki donanımlarını takdir ettiğini ifade etti. Ayrıca, ‘’Hollanda’dan Türkiye’ye göç etmelerine rağmen Türkiye’nin iş kültürüne bu kadar hızlı ve başarılı uyum sağlamış olmaları ve Türkiye’nin en büyük şirketleriyle masaya oturmaları bize güven vermiştir’’ diyen Akpınar AYETEK’in, dürüst ve istikrarlı duruşundan dolayı yenilenebilir enerji yatırımlarında önemli bir stratejik partner olduğunu sözlerine ekledi. Lisanssız elektrik üretim sektörünün Türkiye’ye hayırlı olmasını dileyen Murat Akpınar enerji yatırımlarıyla adından söz ettireceğe benziyor. 


Kaynak: http://www.dha.com.tr/en-son-haber-ilk-lisanssiz-ruzgar-turbini-satildi-flashaber_450615.html

Türk Heyeti ABD'deki Rüzgar Enerjisi Teknolojisini İnceledi



Türk Heyeti ABD'deki Rüzgar Enerjisi Teknolojisini İnceledi


TurkishNY.com - Türkiye’den işadamı ve yetkililer, Iowa Lakes Community College’daki (ILCC) Rüzgar Enerjisi ve Türbin Teknolojisi programına ilişkin bilgi almak üzere Perşembe günü Iowa, Estherville’de idiler.

Spencer Daily Reporter’ın haberine göre Türkiye’nin resmi temsilcisi olarak tayin edilen Niğde-Bor Sanayi Bölgesi direktörü Yavuz Kavaklıoğlu ve Renewable Energy Systems (Yenilenebilir Enerji Sistemleri) isimli şirketin kurucu ortağı Antalyalı Erol Günalan, Estherville’deki toplantıya katıldılar.

Yine toplantıda olan Günalan’ın ortağı Iowa Lakes Rüzgar Enerjisi öğrencisi Ethan Hunter’ın, Rüzgar Enerjisi ve Türbin Teknolojisi programını tamamlayıp, 2013 Mayıs ayında Uygulamalı Bilimler alanında önlisans derecesini alması bekleniyor.

Perşembe gününün görüşmeleri Renewable Energy Systems tarafından Türkiye’ye bir Rüzgar Akademisi kurulması mevzusuna odaklıydı.

Projeye ilişkin akıl hocalarından biri olarak Şubat ayında hayatını kaybeden Rüzgar Eğitmeni Craig Evert’e atıfta bulunan Hunter, Iowa Lakes’in sahip olduğu küresel saygınlık dolayısıyla, Rüzgar Akademisi Türkiye’ye dair Iowa Lakes modelini örnek almak istediklerini belirtti.

Iowa Lakes Rüzgar Enerjisi ve Türbin Teknolojisi programı, American Wind Energy Association Seal of Approval (Amerikan Rüzgar Enerjisi Birliği Onayı) elde eden ABD çapındaki ilk programlardan biridir.

Konuklara ayrıca Esherville’deki bir rüzgar tesisi de gezdirildi. Gezi boyunca, eğitmenler takdir gören programın müfredatının ana hatlarını belirttiler.

Hunter, Kavaklıoğlu ve Günalan’ı Iowa’daki rüzgar enerjisinin etkilerini daha iyi kavramaları açısından Iowa Rüzgar Enerjisi Birliği’nin Des Moines’teki geleneksel konferansına götürdü.

Kavaklıoğlu ve Günalan, Iowa Lakes’te bulundukları süre boyunca üniversitenin yönetim ekibinin eğitmenleri ve üyeleriyle birkaç görüşme yaptılar.

Konuklar ayrıca ILCC Başkanı Valerie Newhouse, Mütevelli Heyeti Başkanı Janice Lund ve Yönetim Kurulu Üyesi Dave Gottsche ile de tanışma fırsatı buldular.

Kaynak: http://www.turkishny.com/usa-life/87-usa-life/118674-turk-heyeti-abddeki-ruzgar-enerjisi-teknolojisini-inceledi#.UXz3zrXikfU

Thursday, March 28, 2013

Borusan Holding'ten 2013'te 400 milyon dolar yatırım


Borusan Holding'in 2012 yılı performansı ve 2013 yılı hedeflerinin paylaşıldığı ''Yıllık Kamuoyu Bilgilendirme Toplantısı'', Borusan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kocabıyık ve Borusan Holding CEO'su Agah Uğur'un katılımıyla gerçekleştirildi.
 
Kocabıyık, Türkiye'nin 2012 yılında Merkez Bankası ve Hükümetin öngördüğü şekilde soğuyarak kontrollü bir iniş senaryosu gerçekleştirdiğini, son yıllarda yaşanan güçlü büyüme ivmesi biraz kaybedilmiş olsa da ülkenin bu koşullar altında mutlu olunması gereken bir performans sergilediğini ifade etti.
 
Türkiye'nin bugün yürüttüğü mali disiplin programları, başarılı özelleştirmeler, vergi sisteminin yapılandırılmasına ve ek kaynak yaratmaya yönelik uygulamalarla başarılı bir ekonomi yönetimi stratejisine sahip olduğunu belirten Kocabıyık, bu stratejinin olumlu sonuçlarının 2013'te de alınmaya devam edeceğini öngördüklerini kaydetti.
 
Kocabıyık, ''2013 yılı, uzun zamandır Türkiye'ye vakit kaybı yaşatan pek çok sorun ve tartışmanın geride bırakılıp ulusça ekonomik kalkınmaya odaklanacağımız ve her alanda toplumsal potansiyelimizi harekete geçirebileceğimiz bir dönem olabilir. Bu fırsatı kullanabilmemizi diliyorum'' dedi.
 
Türkiye gibi Borusan'ın da bir dönüşüm içinde olduğunu, tüm faaliyet alanlarında inovasyona büyük bir ağırlık verdiklerini, yeni alanlara ve yenilikçi ürünlere yöneldiklerini anlatan Kocabıyık, küreselleşme yolunda önemli yatırımlar yaptıklarını, bu yıl toplam ihracat ve yurt dışındaki faaliyetlerinden oluşan satışlarının toplam ciroları içindeki payı yüzde 30'a ulaştığını belirtti.
 
Balnak'ın Borusan Lojistik bünyesine katılmasıyla hem sektörde lider konuma geçtiklerini hem de uluslararası etkinliklerini artırdıklarını dile getiren Kocabıyık, ''Borusan Mannesmann'ın ABD'de yatırım yapan ilk çelik şirketi olması da iki önemli özellik taşıyor. Hem kaya gazı sondajına yönelik çok yenilikçi bir ürün için yatırım yapıyoruz. Hem de çelikte küresel pazardaki rekabetçi konumumuzu güçlendirmiş olduk. Sonuçta 2012 yılı, yaptığımız satın almalar ve büyüme yatırımları ile 2015 stratejik plan hedeflerimize ulaşmak için önemli bir sene oldu'' diye konuştu.
 
Kocabıyık, Borusan Grubu olarak, son 5 yılda 1,2 milyar doların üzerinde yatırım gerçekleştirdiklerinin bilgisini vererek, 2012 yılında yaptıkları yatırım tutarının 352 milyon dolar olduğunu, toplam istihdam sayısının ise 7 bini kişiyi aştığını söyledi.
 
-Yenilenebilir enerjiye 410 milyon dolar yatırım-
 
Borusan Holding CEO'su Agah Uğur ise Türkiye'nin bu sene yüzde 4 büyüyeceğini düşündüklerini ve bütçelerimizi bu şekilde yaptıklarını ifade etti.
 
Geçen yıl yüzde 30 olan ciroları içindeki yurtdışı payının 5-6 yıl sonra yüzde 50'nin altında olmayacağını dile getiren Uğur, yurtdışı ağırlıklı işlerinde lokal oyuncu olma yönünde bir anlayış ve planları olduğunu söyledi.
 
Geçen yıl Gemlik'te petrol ve gaz hat borusuna yönelik yeni tesis için 110 milyon dolar harcadıklarını ve tam kapasite ile çalıştığı zaman 200 milyon doların üzerinde katma değer yaratan bir tesis kurduklarını belirten Uğur, bu tesisteki teknolojinin Avrupa ve Hindistan'a kadarki bölgede 2 tesiste daha bulunduğunu, gelecek sene NABUCCO ve TANAP projeleri düşünüldüğünde bu tesisin zamanlamasının ve önündeki fırsatların ne anlama geleceğinin görüleceğini kaydetti.
 
Amerika'ya petrol ve gaz sondaj borusu ihracatında 3 yılda 310 milyon dolara ulaştıklarını kaydeden Uğur, şöyle konuştu:
 
''Amerika'da kaya gazına yönelik yatırım yaptık. CAT satış sonrası hizmetlerde sıçrama yaşadık. Grubun distrübütörlük işlerinde 320 milyon dolar satış sonrası hizmeti var. Bunu 2015 yılında 500 milyon dolara çıkarmaya çalışıyoruz. CAT distribütörlüğü altındaki güç sistemlerinde anahtar teslimi mühendislik çözümleri sunuyoruz. Distribütörlük işlerinde kiralama yatırımlarında hem otomotivde hem de iş makinelerinde 3 yıl içince 90 milyon dolarlık bir filo oluşturduk. Lojistikte liman yatırımımızda Borusan Gemlik Limanı'nın 3. fazını tamamladık. Balnak ile uluslararası taşımacılıkta büyük bir adım attık. ETA ile lojistikte geliştirdiğimiz yeni iş modeliyle kara nakliyesinde orta ve küçük ölçekli şirketler ile kamyon esnafını elektronik ortamda bir araya getirdik. Yenilenebilir enerjiye 410 milyon dolar yatırım yaptık ve bu rakam 10 yılda 2 bin megavat hedefine çıktığımız zaman 2 milyar doları geçecek.''
 
-2013'te ciro hedefi 4,3 milyar dolar-
 
Grup olarak içinde oldukları ana iş kollarından iş makineleri, otomotiv, yassı çelik ve çelik boruda büyümenin bu yıl Türkiye pazar büyümesi olan 4'ün altında olmasını beklediklerini belirten Uğur, 2013 yılında dünya konjonktüründeki problemlerden dolayı çelik fiyatlarında yaşanacak yüzde 8'lik küçülmeye rağmen kendilerinin yüzde 8'lik bir büyüme hedeflediklerini söyledi.
 
2012 yılında 4 milyar dolar olan cirolarını 2013 yılında 4,3 milyar dolara, 286 milyon dolar olan Faiz Amortisman ve Vergi Öncesi Kar'ını (FAVÖK) ise 366 milyon dolara çıkarmayı amaçladıklarını ifade eden Uğur, ''Geçen yıl 352 milyon dolar olan yatırım tutarı, bu yıl 400 milyon dolara çıkacak. Bu hedefi tutturursak Borusan olarak bu yıl her iş günü ortalama 1,5 milyon dolar yatırım yapmış olacağız'' dedi.
 
Bu yılki 2 satın alma planının çelik ve iş makineleri sektöründe olacağını belirten Uğur, 400 milyon dolarlık yatırım bütçesinin içine satın almaların dahil olmadığını, satın almaların gerçekleşmesi halinde toplam yatırımın 600 milyon dolara çıkma ihtimalinin bulunduğunu da ifade etti.
 
Bu yıl yatırımlarda en büyük payı enerji projelerinin alacağına işaret eden Uğur, bu yılda, 2 milyon ton yassı çelik satışı, 720 bin ton çelik boru satışı, 20 bin lüks otomobil satışı, 2 bin 300 iş makinası satışı ve 180 megavatlık 4 Rüzgar Enerjisi Santrali yatırımın başlangıcını gerçekleştireceklerini söyledi.
 
Uğur, Borusan Holding'in ''Mikrofinans'' ve ''Annemin İşi Benim Geleceğim'' adlı topluma katkı projeleri hakkında da bilgi verdi.
 
'(Yerli otomobil) Böyle bir şeyin içerisinde biz olmayacağız''
 
Uğur, yerli otomobile ilişkin bir soruya, ''Türkiye'nin yerli otomobil markasının olması ve üretiminin burada yapılması vizyonu güçlü ve iyi bir vizyon. Otomotiv gibi markanın çok zor yaratıldığı bir sektörde bu bizim desteklediğimiz bir anlayış. Yerli otomobil biraz zaman alacak ama hakikaten zor bir şey. Dünyada ciddi bir marka konsolidasyonu varken bugün her anlamda yeni bir markanın dünya pazarlarında kabul görmesi çok kolay olmayan bir şey. Onun için bu işe yatırım yapacak Türk işadamları kolay karar alamıyor. Mesajı aldılar, niyet var ama bunu uygulamaya geçirmek kolay değil. Böyle bir şeyin içerinde ana oyuncu olarak boyutumuz, şu anki imkanlarımız ve yolculuğumuz açısından biz olmayacağız'' yanıtını verdi.
 
Ahmet Kocabıyık da ''Biz lüks arabayı satmayı biliyoruz, araba üretimini bilmiyoruz. Rekabetin çok olduğu sektörde böyle bir mecraya girmemiz düşünülemez'' dedi.
 
Kocabıyık, bir soru üzerine, ''TÜSİAD konusunda babam çok ilgiliydi ama benim çok ilgim yok. Ama asla zenginler kulübü olarak değil vergi verenler kulübü olarak görüyorum'' ifadelerini kullandı.
 
''Doğuya yatırım yaparız''
 
Uğur, distribütörü oldukları BMW ve Caterpillar için Türkiye'nin hemen olmasa bile yatırım yapılabilir bir ülke haline geldiğini ifade etti.
 
Yeni yatırımları planlarının yerleri arasında Türkiye'nin doğusu olup olmadığına yönelik bir soruyu Uğur, şu şekilde yanıtladı:
 
''Yatırımı en ekonomik neresi ise orada yapmak lazım. Geçmişe dönüp baktığımız zaman 'Borusan doğuya yatırım yapmadı, çünkü terör vardı' diye kestirip atmak gerçekçi değil. Terörden bağımsız olarak çelik işlerimiz ihracat ağırlıklı olduğu, gemi ile gitmesi gerektiği ve Gemlik bu konuda lojistik avantaj sağladığı için sanayi işlerimiz burada toparladık. Türkiye'de de otomotiv ve beyaz eşyaya yakın olmak önemliydi. Ama son dönemde farklı iş kollarına giriyoruz. Enerji ve lojistikte büyümeye çalışıyoruz. Lojistikte o bölgenin kalkınmasıyla beraber iş hacminde bir artış olacak. Hidroelektrik santralleri açısından o bölgede ciddi fırsatlar var. Lisansa satın almada tereddütsüz yatırımımızı yaparız.''
 
Yatırımların finansmanında eurobond ihraç etmeye gerek görmediklerini ama gelecek yıllar için düşünebileceklerini ifade eden Uğur, İran'daki yatırımlarına yönelik bir soru üzerine ise ''İran iyi değil. Orada iş yapan bir kuruluş olarak gördük ki 2012 yılındaki ambargo etkisi İran için dramatik oldu. İran'ın ekonomisi gerçek anlamda durma noktasına geliyor. Sistemin içinde para işlemi dönmüyor ve küçülme var. Biz orada iş makinelerinde Caterpillar'ı temsil ediyorduk. 2011 yılında Caterpillar durdurdu o faaliyeti. Lojistik işimizde çok zorlandık. Lojistikte büyük fırsatlar orada ve erken giren kazanacak çünkü hiç sofistike bir lojistik anlayışı yok. Orada 90'ın üzerinde kamyon almış, 20 milyon dolara yakın yatırım yapmıştık. Şimdi Umman'a çalışıyor kamyonlar. Yani, İran'da bekle gör durumundayız'' yorumunu yaptı.

Kaynak:  http://haber.rotahaber.com/borusan-holdingten-2013te-400-milyon-dolar-yatirim_355488.html

Yılda 500 megawatt civarında bir rüzgar enerjisi devrede

"Yılda 500 megawatt civarında bir rüzgar enerjisi devrede"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Türkiye'de şu anda yılda 500 megawatt civarında rüzgar enerjisinin devreye girdiğini, bu rakamın daha da artırılması gerektiğini söyledi.

Yıldız, Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği tarafından, Congresium Ankara Ticaret Odası Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen Rüzgar Enerjisi Çalıştayı'nda yaptığı konuşmada, bu tür toplantılarla yenilenebilir enerji kaynaklarının daha fazla gündemde tutulmasının önemli olduğunu vurguladı

İnsanlık tarihin en eski enerji kaynaklarından biri olan rüzgarın daha profesyonel bir şekilde kullanılmasının önemine işaret eden Yıldız, Türkiye'nin ürettiği enerjinin dörtte birinin yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlandığı dile getirdi.

''Yenilenebilir enerji kaynaklarının oranını Türkiye'nin büyüme hızıyla aynı oranda artırmak istiyoruz'' diyen Yıldız, Türkiye'deki büyüme hızının kurulu güçte 2012'de yüzde 8,1 gibi yüksek bir noktada gerçekleştiğini, bazı ülkelerde bunun sabit kaldığı düşünüldüğünde 1 yıl için bu rakamın çok değerli ve önemli olduğunu kaydetti. Yıldız, kurulu güçte 4 bin 150 megawattlar civarında artış olduğunu kaydetti.

Rüzgar enerjisi kullanımında iki önemli nokta olduğuna dikkati çeken Yıldız, bunların, sektörün nasıl sübvanse edileceği ve kendi ayakları üzerinde durup duramayacağı ile rüzgar enerjisinden sağlanan kaynağı kimlerin kullanılacağı olduğunu belirtti. Yıldız, Türkiye'de konunun tüm taraflarının faydasına olan bir yapı oluşturduklarını ifade etti.

Avrupa'da bazı ülkelerin verdiği sübvansiyonlardan geri dönüş hazırlıklarını tamamladığını, bazılarının verdiği fiyatları indirmeye başladığını ifade eden Yıldız, çünkü işin başında ortaya konulan sistemin sürdürülebilir olmadığına dikkati çekti. Yıldız, şöyle konuştu:

''Öyle ülkeler var ki 50 milyar avro civarında yenilenebilir enerji kaynaklarının sübvansiyonu için fon ayırabiliyorlar. Şu anda global krizin tehdidi altındaki bu ekonomiler enerjide aldıkları bu ulusal kararları tekrar gözden geçirmeye başladılar. Türkiye bu manada aldığı kararın arkasında ve uluslararası sermayeye, yatırımcıya da bu mesajını sürekli ve sürdürülebilir halde vermeye davam ediyor. Türkiye'de şu anda yılda 500 megawatt civarında bir rüzgar enerjisi devreye giriyor. Bu rakam daha da artırılamaz mı? Daha da artırılmalıdır.''

Bu alanda yapılan düzenlemelere ilişkin bilgiler veren Yıldız, 1 ay içerisinde ister tarifelerini yüksek tutmaktan kaynaklanan sebeplerle ister başka gerekçelerle olsun o projelerin devredilebileceğini, böylece gerçek yatırımcılar ortaya çıkacağını, lisans ticaretinin engelleneceğini ve gerçekleşmelerin artacağını söyledi. Yıldız, ön lisans kavramının da bu yönde etkisi olacağını belirterek, ''Eğer bu işin ticareti yapılacaksa kamu tarafından yapılır'' dedi.

Bakan Yıldız, rüzgar enerjisiyle ilgili 180 civarında sektör oyuncusu olduğunu, bu kuruluşlarla rüzgar enerjisinin 2023 yılında kadar 20 bin megawattlarlar seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini bildirdi.

Bunların çevreye rağmen değil çevreyle gerçekleşecek projeler olduğunu vurgulayan Yıldız, ''Ancak öyle ikazlarla karşılaşıyoruz ki rüzgarın kuşlara zarar verdiğine dair. Bizler 4 ana göç yolu üzerinde rüzgar enerjisiyle alakalı çalışma yapıyoruz. Çevre de bizim. Göç yollarındaki kuşların hayat hakkını korumamız lazım. Bütün faktörleri dikkate alan bir yapıyı kurguladığımızı belirtmem gerekiyor'' diye konuştu.

Taner Yıldız, sektöre destek olma açısından 10 yıl alım garantisinin devam ettiğini, yerli yatırımcılar için ayrıca teşvikler bulunduğunu belirtti.

Kaynak: http://www.yirmidorthaber.com/ekonomi/yilda-500-megawatt-civarinda-bir-ruzgar-enerjisi-devrede-h35454.html

STFA ve RES Anatolia, Evrencik projesi icin anlasti

Yeni rüzgar santrali
Lider yenilenebilir enerji şirketi RES Anatolia ve Türkiye’nin önde gelen holdinglerinden STFA Yatırım Holding, Marmara Bölgesi - Kırklareli’nde kurulacak 120 MW’lık Evrencik Rüzgâr Santrali’nin son aşama geliştirme ve inşaatı için ortaklık anlaşması imzaladıklarını duyurdu

Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya Pasifik’de 7.000 MW’ın üzerinde rüzgâr enerjisi projesinin geliştirme ve inşaatını gerçekleştirmiş olan RES Grubu’nun bir iştiraki olan RES Anatolia, projenin lisansını 2012’de aldı. 2014’de devreye girmesi ön görülen santralin inşaatı için STFA ile ortak çalışma kararı alındı.

RES Anatolia Ülke Müdürü Ayhan Gök, konuyla ilgili olarak, “Bu santral, kapasitesiyle geçtiğimiz sene tamamlanmış olan 148 rüzgâr enerjisi ihalesi arasında ilk 4 içerisinde yer almaktadır. Yüzde elli-elli kurduğumuz bu ortaklığı STFA ile gerçekleştiriyor olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Yenilenebilir enerji alanındaki deneyimimiz, STFA’nın inşaat deneyimi ve Türkiye enerji piyasasındaki varlığıyla birleştiğinde ortaya başarılı bir işbirliği çıkıyor” ifadesini kullandı.

STFA CEO’su Mehmet Ali Neyzi, “Enerji sektöründe büyüme, bizim 2013’deki ana stratejilerimizden biri. RES ile kurduğumuz bu ortaklığın hedefimize doğru ilerlememize ve aynı zamanda da Türkiye’nin enerji arzına katkıda bulunmamıza yardımcı olacağına inanıyoruz” açıklamasını yaptı. İnşaat, doğalgaz dağıtımı, inşaat ekipmanları ve kimyasalları sektörlerinde hizmetler sunan Türkiye’nin en köklü ve saygın holdinglerinden STFA, bu yıl 75. yıldönümünü kutluyor.

Proje, hükümetin 2023 yılına kadar Türkiye’de 20.000 MW Kurulu rüzgâr enerjisi kapasitesine ulaşılmasını ön gören uzun vadeli stratejik planının da bir parçasını oluşturuyor.

Kaynak: http://www.haberortak.com/Haber/Enerji/27032013/Yeni-ruzgar-santrali.php

Ege ve Marmara'nın rüzgarı elektrik oluyor

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği Raporu'na göre, Türkiye'de rüzgar enerjisi yatırımları son yıllarda önemli ölçüde arttı ve bu yatırımların sürdürülebilirliği sağlandı.

Rüzgar enerji santrallerinin kurulu gücüne 2007'de 95,30 megavat eklenirken, bu rakam 2008'de 217,40, 2009'da 427,90, 2010'da 537,55, 2011'de 476,70, 2012'de 506,30 megavatlık büyüklüklere ulaştı.

Kurulu güce yapılan bu eklemelerle Türkiye'deki rüzgar enerji santrallerinin toplam kurulu gücü 2007'de 146,3, 2008'de 363,7, 2009'da 791,6, 2010'da 1.329,15, 2011'de 1.805,85, 2012'de 2 bin 312,15 megavata çıktı.

Türkiye'de halen işletmede 61 rüzgar enerji santrali bulunuyor.

Denizlerin rüzgarı boşa esmiyor

Rüzgar santrallerinin dağılımına bakıldığında tamamına yakınının kıyı bölgelerde yer aldığı görülüyor. Santrallerin yüzde 93,43'ü Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde bulunuyor. Santrallerin 4'te 3'ü Marmara ve Ege bölgelerinde toplanıyor.

İşletmede olan rüzgar enerji santrallerinin kurulu güç bakımından dağılımında Marmara Bölgesi yüzde 39,95'lik oranla ilk sırada geliyor. Marmara'yı sırasıyla yüzde 36,85'le Ege, yüzde 16,63'le Akdeniz, yüzde 3,46'yla Karadeniz, yüzde 3,11'le İç Anadolu bölgeleri izliyor.

Marmara Bölgesi'ndeki rüzgar enerji santralleri 923,65, Ege Bölgesi'ndekiler 852, Akdeniz Bölgesi'ndekiler 384,50, Karadeniz Bölgesi'ndekiler 80, İç Anadolu Bölgesi'ndekiler 72 megavatlık kurulu güce sahip bulunuyor.

İzmir sayıda, Balıkesir güçte lider

İl bazında yapılan değerlendirmeye göre, en fazla rüzgar enerji santrali İzmir'de yer alıyor. İzmir, 14 rüzgar enerji santrali ile bu alanda ilk sırada geliyor. İzmir'i Balıkesir takip ediyor. Balıkesir'deki rüzgar enerji santrali sayısı 11'i buluyor. Sıralamanın üçüncü sırasında ise Çanakkale yer alıyor. Çanakkale, 7 rüzgar enerji santrali ile elektrik üretimine katkıda bulunuyor.

Kurulu gücün en fazla olduğu il ise Balıkesir. Balıkesir'deki rüzgar enerji santrallerinin kurulu gücü 616,10 megavatlık büyüklüğe ulaşıyor. Balıkesir'i 390,90 megavatlık büyüklükle İzmir izliyor. Daha sonra 346 megavatlık büyüklükle Manisa, 177,50 megavatlık büyüklükle Hatay, 135 megavatlık büyüklükle Osmaniye sıralanıyor.


Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/22916159.asp

Yatırımcılar Genelkurmay ve Bakanlık arasında sıkıştı

Yenilenebilir enerji yatırımcıları Genelkurmay Başkanlığı ve Enerji Bakanlığı arasında sıkışıp yok oluyorlar.


Yenilenebilir enerji yatırımcıları, “mevzuat hazretleri” yüzünden Genelkurmay Başkanlığı ve Enerji Bakanlığı arasında sıkışıp yok oluyorlar.

Yenilenebilir enerji alanında yatırım yapmak isteyenler Enerji Bakanlığı’yla Genelkurmay arasında sıkışmış durumda. Gerek bakanlık, gerek Genelkurmay’ın “olur”u olmadan yatırımcılar faaliyete geçemiyor. Son yasa değişikliğiyle MİT de işin içine dahil edildi. Yalnızca İzmir’de 781.45 megavatlık rüzgâr santralı yapım izni bekliyor.

“Bürokrasi bu kafayla giderse Türkiye enerjide dışa bağımlı olmaktan sonsuza kadar kurtulamaz.” Bu sözleri söyleyen enerji sektöründe önde gelen yetkin kişilerden birisi. Olayı deştikçe altından ilginç bazı bilgiler çıkıyor. Örneğin yenilenebilir enerjinin bilerek ya da bilmeyerek önünün kesildiği. Daha açık söylemek gerekirse mevzuat hazretleri gereği yenilenebilir enerji alanında yatırım yapmak isteyenler Enerji Bakanlığı’yla Genelkurmay arasında sıkışmış durumdalar. Yani gerek bakanlık, gerek Genelkurmay’ın “olur”u olmadan yatırımcılar teminat bedellerini ödemiş olsalar bile faaliyete geçmekten engellenebiliyorlar. Bir de üstelik yatırdıkları teminat bedeli devlete “irat” kaydediliyor. Son bir yasa değişikliğiyle MİT de işin içine dahil edildi.

Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği’nin (TÜREB) Şubat 2012’de yayımladığı sektör raporuna göre İzmir ili sınırları içinde toplam 781.45 MW yatırım bekleyen rüzgâr enerjisi santralı (RES) bulunuyor. Bölgedeki yatırımcılar bunların faaliyete geçebilmeleri için Genelkurmay Başkanlığı’nın değerlendirmelerini bekliyorlar. Genelkurmay Başkanlığı’nın değerlendirmeleri olmadan yatırım için gerekli imar izinleri alınamıyor. Dolayısıyla da bankalarla kredi, türbin üreticileriyle de türbin tedarik sözleşmeleri yapılamıyor.

Çeşme havzasında bulunan toplam 459 MW kurulu güce sahip 17 proje 2008’den bu yana yatırım için bekliyor. 49 yıllık lisans sürelerinin beş yılı ilk olarak Çeşme bölgesindeki RES’lerin bağlanabileceği trafo merkezlerinin mevcut olmaması, sonraki süreçteyse Genelkurmay’ın radar değerlendirmelerinin bir türlü sonuçlandırılamaması nedeniyle deyim yerindeyse havaya uçmuş durumda. Bu da yetmiyor. 5 yıl mücadele etmelerine rağmen yatırımcıların lisansı yatırıma dönüştürememe riski de var. Bu nedenle Türkiye’de lisans almış, ama bunu hayata geçiremediği için batmış ciddi sayıda yatırımcı bulunuyor. Daha açık söylemek gerekirse yatırımcı devlete güvenerek devletin verdiği lisansı almasına karşın ağır bürokrasi içinde yok olup gidiyor. 5 yıllık elektrik üretim kaybının parasal değeri 520 milyon Avro düzeyinde. Buna ek olarak 17 proje içinden orta gerilimden bağlantı kuracak 10 proje henüz bağlantısını yapabilecekleri santralları olmamasına karşın trafo merkezlerinin inşaatı için proje sahiplerinin TEİAŞ’a 22 milyon lira ödeme yaptığı belirtiliyor.

Adım atılmadı

Özellikle Çeşme havzasındaki yatırımlarının zora girmesinin nedeni olarak bunların bölgedeki radar sistemlerinde olumsuz etkiler yapmaları gösteriliyor. Oysa dünyada havacılık sektörünün RES projeleri için kullandığı “Eurocontrol Guide 130” yönergelerinde de belirtildiği gibi rüzgâr türbinlerinin radar sistemleri üzerindeki etkileri ortadan kaldırılabiliyor. Uzun dönem bu sorun beklemeye alınmış, 2012’de TÜBİTAK devreye girerek bu boşluğu doldurmaya çalışmıştı. Ancak, somut adımlar bir türlü atılamadı. Hatta bazı bölgelerde hemen 1 km. yakınındaki komşu projeye izin verilirken bir diğerine izin verilmediği de biliniyor.

TBMM’ye sunulan yeni Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı 6. maddesi kapsamında yeni projelerde benzer sorunların oluşmasına engellemek için ön lisans uygulamasının öngörüldüğü belirtiliyor. Ancak alınan bilgilere göre özellikle Çeşme havzasındaki halihazırda lisans sahibi olan yatırımcıların mağduriyetleri sürüyor. Enerji piyasasındaki yetkili ağızlar biraz da sarakaya alarak “Kuvvetler ayrılığını tartışıyoruz. Ama ortaya çıktı ki her bakanlık ayrı bir kuvvetmiş. O yüzden yatırımcı muhatap bulamıyor; iflaslar artıyor” diyor.

Leyla Tavşanoğlu/Cumhuriyet

Kaynak: http://www.ekoayrinti.com/news_detail.php?id=117705

Sunday, March 17, 2013

10 milyar dolarlık 'rüzgar'!

Güney Marmara'ya, rüzgar enerjisinde büyük yatırım

Türkiye'nin rüzgar enerjisinde kurulu 2 bin 260 megavat (MW) gücün yüzde 26'sının bulunduğu Balıkesir'de rüzgardan 595 megavat elektrik üretiliyor. Gelecek 10 yıl içinde, Balıkesir ve Çanakkale'nin de içinde bulunduğu Güney Marmara'ya, rüzgar enerjisi konusunda 10 milyar dolarlık yatırım yapılması öngörülüyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'ndan aldığı bilgiye göre, Türkiye'nin kurulu rüzgar enerjisi kapasitesi 31 Aralık 2012 tarihi itibarıyla 2 bin 260,5 megavata ulaştı.

Kurulu gücün yüzde 4'ünü rüzgar enerji santralleri (RES) oluştururken bunun yüzde 26'sını da "rüzgarın başkenti" olarak nitelendirilen Balıkesir karşılıyor. Balıkesir'in mevcut kurulu gücü son yıllarda artan yatırımlarla 595 megavata ulaştı.

HANGİ İLLERDE VAR?

Balıkesir'i 364 MW ile İzmir, 254 MW ile Manisa, 165 MW ile Hatay, 135 MW ile Osmaniye ve 134 MW ile Çanakkale izliyor. Balıkesir ve Çanakkale'yi içine alan Güney Marmara olarak düşünüldüğünde ise Türkiye'nin rüzgarda kurulu gücünün yüzde 32'sini bu bölge karşılıyor.

EPDK tarafından şu anda 8954 MW gücünde rüzgar enerjisi lisansı verilmiş durumda ve bunun 1737 MW'lık kısmına uygunluk verildi, 409 MW'lık kısım ise inceleme ve değerlendirme aşamasında bulunuyor.

Bakanlığın 2010-2014 yılları arası stratejik planına göre, 2015'e kadar rüzgar enerjisi kurulu gücünün 10 bin MW'a çıkarılması hedefleniyor. 2023 hedefi ise 20 bin MW'a ulaşmak.

HEDEF YÜZDE 40

Güney Marmara Kalkınma Ajansı (GMKA) Genel Sekreteri Mustafa Gündoğan, gelecek 10 yıl içinde ulaşılması planlanan 20 bin MW kurulu gücün yüzde 40'ının Güney Marmara'da esen rüzgar aracılığıyla üretileceğini söyledi.

Bunun 8 bin MW güç anlamına geldiğini belirten Gündoğan, 2023'e kadar bölgede 10 milyar dolarlık yatırımla yeni türbinlerin kurulmasının öngörüldüğünü bildirdi.

Gündoğan, Güney Marmara'nın rüzgar enerjisi konusunda Türkiye'nin lider bölgesi olduğunu ve önemli bir potansiyeli barındırdığını kaydetti.

Kaynak : http://ekonomi.haberturk.com/enerji/haber/827828-10-milyar-dolarlik-ruzgar

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği yönetimi yenilendi

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TUREB), gelecek 3 yıl için yeni yönetimini seçti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nda yapılan 10. Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda Mustafa Serdar Ataseven ve ekibi yeni idari kadro olarak belirlendi.

Açılış konuşmasını Enerji Komisyonu Başkanı Mahmut Mücahit Fındıklı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Murat Mercan'ın yaptığı genel kurula Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) Genel Müdürü Kemal Yıldır, Enerji İşleri Genel Müdürü Zafer Demircan, Dış İlişkiler ve AB Genel Müdürü Murat Karapınar ile Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü'nden temsilciler katıldı.

Sektör paydaşlarının de ilgi gösterdiği seçimlerde aynı zamanda TÜREB'in ilk başkanı olan Süheyl Elbir ile önceki başkanlardan Mustafa Mendilcioğlu'na Enerji Bakan Yardımcısı ve Enerji Komisyonu Başkanı tarafından plaket verildi.
Önceki başkanların onursal üye olması hususunda verilen önerge oy birliği ile kabul edildi. Tüzük değişikliğinin de gündeme geldiği toplantıda, genel kurulunda yeni bir yapılanmaya gidildiği de vurgulandı. Geçmiş dönemdeki başarılı çalışmaların bir sunumla tanıtıldığı faaliyet raporunun ardından gelecekle ilgili projeler ve planlar tartışıldı.

YENİ YÖNETİM KADROSU

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği'nin (TUREB) yeni yönetim kadrosu şu isimlerden oluştu:

Ataseven Enerji Üretim AŞ'den Mustafa Serdar Ataseven, Siemens Sanayi Tic. AŞ'den Hakan Yıldırım, Bolakar Enerji Dan. Ltd. Şti'den Ünal Terzi, Enerji Bakanlığı Dış İlişkiler AB Genel Müdürlüğü'nden Murat Karapınar, Enerji Bakanlığı Enerji İşleri Genel Müdürlüğü'nden Zafer Demircan, Türkiye Elektrik İletim AŞ'den İbrahim Balanuye, Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü'nden Mustafa Çalışkan, Özgül Grup'tan Ömer Faruk Özgül, Enerjisa'dan İbrahim Erden, Boydak Enerji Üretim ve Tic. AŞ'den Gültekin Eranıl, GNY Elektromekanik Taah.İnş.Tur.Tic Ltd.Şti'den Hüsnü Alpkan Günay.


Kaynak : http://www.timeturk.com/tr/2013/03/12/turkiye-ruzgar-enerjisi-birligi-yonetimi-yenilendi.html

Türk girişimçiden rüzgar enerjisinde önemli başarı

Rüzgar enerjisi santralleri artık yüzde 100 yerli teknolojiyle yapılıyor.


Rüzgar enerjisi santralleri artık yüzde 100 yerli teknolojiyle yapılıyor. Balıkesir'deki fabrikada üretilen rüzgar türbinleri Amerika Birleşik Devletleri'ne ihraç ediliyor.

Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde bulunan fabrikada 500 kilovata kadar rüzgar enerjisi santralleri yapılabiliyor. Fabrikada temel, kule, gövde ve kanatlar yüzde 100 yerli teknolojiyle üretiliyor.

Söz konusu üretimle ilgili bilgi veren İşletme müdürü Cem Yalçın, "Tamamıyla yüzde 100 yerli tasarım olan tribünler 52 kişilik bir kadroyla yapılmaktadır" dedi.

Girişimciler, ilk ihracatı Amerika Birleşik Devletleri'ne yaptı. İşletme müdürü Yalçın bu konuda,  "Şu anda sertifikasyon sürecimiz devam ediyor. Orada da alt yapı ve servis çalışmalarımızı devam ettiriyoruz" diye konuştu.

Fabrika, kullandığı enerjiyi de rüzgardan elde ediyor.

Yürürlüğe giren yenilenebilir enerji yasası ise sektöre hareketlilik kazandırdı. Yasa, kendi elektriğini üretmek isteyen firmalara önemli fırsatlar sunuyor.

Bu konuda bilgi veren Ege Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Numan Sabit Çetin, "Yatırımcılar veya yerli imalat sektöründeki yatırımcılar bir şeyler yapmak istiyorlar, ciddi anlamda bir şeyler yapmak istiyorlar. Paralarını ve emeklerini bu işe yatırmak istiyorlar. Devletin burada kırsal kalkınma dediğimiz bir desteklemesi var. Bunda da yüzde 50'sini devlet karşıladı. Yarısını da biz kendimiz karşılamış olduk" dedi.

Türkiye'nin yıllık elektrik enerjisi ihtiyacının yüzde 2 buçuğu rüzgardan karşılanıyor. Türkiye'nin 2023 hedeflerinden biri de rüzgardan yılda 20 bin megavat enerji üretebilmek. Türkiye bu enerjiyi ürettiğinde yıllık elektrik ihtiyacının yaklaşık 10 ila 12'sini rüzgardan elde etmiş olacak.


Kaynak : http://www.trthaber.com/haber/ekonomi/turk-girisimciden-ruzgar-enerjisinde-onemli-basari-78396.html

Güriş İnşaat ve Mühendislik A.Ş Iberdrolanin projelerini satin aldi.

Güriş İnşaat ve Mühendislik A.Ş Iberdrolanin projelerini satin aldi.


Güriş İnşaat ve Mühendislik A.Ş İspanyol Iberdrola’nın Türkiye iştiraki Iberdrola Yenilenebilir Enerji Üretimi Tic. ve San. Ltd. Şti. şirketinin %100 hissessini satın aldı.

Güriş’den yapılan açıklamada Edirne’deki 48 MW’lık Subaşı RES, Kırklareli’deki 15 MW’lık Yaprak RES ve Muğla Bölgesi’ndeki 70 MW’lık Muğla RES projelerini portöyüne eklediği belirtildi.

Yatırımların 2013 senesi içinde başlaması planlanıyor.

İspanyol Iberdrola’nın  dünya çapında toplam 14.034 MW’lık kurucu gücü bulunuyor.

Kaynak: http://enerjienstitusu.com/2013/03/14/guris-ispanyol-iberdrolanin-yenilenebilir-enerji-projelerini-satin-aldi/

Sunday, February 24, 2013

Türkiye enerjisiyle diz çöktürecek

Türkiye enerjisiyle diz çöktürecek

AB enerji komiserine "Türkiye'ye diz çökeceğiz" dedirten kehanet gerçekleşiyor. Geleceğe damga vuracak dev enerji projeleri İstanbul'da masaya yatırılıyor. Dünya enerji devleri küresel stratejileri belirleyecek 4 büyük zirveyi Boğaz'da yapma kararı aldı. Zirvelerin başrol oyuncusu Türkiye

Hazar ve Ortadoğu'nun zengin gaz ve petrol rezervine Boğaz'dan ulaşabilen Avrupalıların enerji patronu Günther Oettinger'in "Üye olsun diye Türkiye'ye yalvaracağız" kehaneti gerçekleşiyor. Rüzgârdan nükleere, petrolden doğalgaza kadar pek çok dev enerji projesi hayata geçmeden İstanbul'da masaya yatırılıyor. Önümüzdeki dönemde İstanbul 4 büyük zirveye ev sahipliği yapacak. Ortadoğu'nun enerjide söz sahibi olan ülkeleri haziran ve eylülde Türkiye'de bir araya gelecek. Bu yıl düzenlenecek iki toplantıdan en önemlisi Ortadoğu ve Kuzey Afrika Yenilenebilir Enerji Kongresi. 25-26 Eylül'de yapılacak toplantıda petrol kaynaklarını hızla tüketen Ortadoğu ülkeleri yenilenebilir enerjiyi masaya yatıracak. Toplantının ana gündemini güneş ve rüzgâr projeleri belirleyecek. Arap ülkeleri içinde güneş enerjisine en fazla bütçeyi Suudi Arabistan ayırıyor. Ülke önümüzdeki dönemde güneş enerjisine 108 milyar dolarlık yatırım yapmayı planlıyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ise güneş enerjisinin hakim olduğu 100 milyar dolarlık Masdar adlı bir kent kuruyor.

NÜKLEERE 400 MİLYAR DOLAR

İkinci büyük toplantı ise nükleer enerjiyle ilgili olacak. Ortadoğu ve Kuzey Afrika Nükleer Endüstri Kongresi 18-19 Haziran'da İstanbul'da gerçekleşecek. Petrol zengini Arap ülkeleri nükleer açılımı yapan Türkiye'de geleceğini tartışacak. Nükleere yaklaşık 400 milyar dolarlık bütçe ayıran Körfez ülkeleri arasında Suudi Arabistan 100 milyar ile ilk sırada.
  İKİ BÜYÜK KONGRE SIRADA

Önümüzdeki dönemde de Boğaz'da enerji fırtınası devam edecek. Avrupa Rüzgâr Enerjisi Kongresi (EWEA) aralıkta yaptığı toplantıda 2015'te İstanbul'da buluşmaya karar verdi. Öte yandan 3 yılda bir yapılan Dünya Enerji Konseyi'nin düzenlediği Dünya Enerji Kongresi de 2016 yılında İstanbul'da gerçekleşecek.


BAŞBAKANLARIMIZ YALVARACAK

AB Enerjiden Sorumlu Komiseri Günther Oettinger önceki gün Türkiye'nin gelecekte ekonomiye yön veren ülkeler arasında olacağını belirterek, "Yakında AB'ye ihtiyaçları kalmayacak. İddiaya girerim ki, 10-20 yıl içinde Almanya Başbakanı, yanına Fransız mevkidaşını alıp dizlerinin üstünde Türklere, 'bize katılın' teklifinde bulunacak" demişti.


GE dünyanın ilk akıllı rüzgar türbinini üretti

Rüzgar hızının düşük olduğu bölgelerde birinci sınıf verimlilik ve güç üretimini birleştiren türbin, daha düşük maliyetli elektrik sağlıyor.

Enerji depolama, gelişmiş kontroller ve tahmin algoritmalarının entegre edildiği 2.5-120, GE’nin ilk akıllı rüzgar türbini olma özelliğini taşıyor.

Saniyede on binlerce veri noktasıyla iletişim kurup verileri analiz edebilen 2.5-120, daha yüksek rüzgar santrali enerjisi üretimi, hizmet verimliliği ve yeni gelir kaynakları sunuyor.

GE (NYSE: GE), dünyanın en verimli yüksek çıkışlı ve aynı zamanda da ilk akıllı rüzgâr türbini olan 2.5-120’yi tanıttı. 2.5-120, GE’nin mevcut modeline göre yüzde 25 verimlilik ve yüzde 15 üretim artışı sağlıyor. Rüzgâr hızının düşük olduğu bölgelerde birinci sınıf verimlilik ve güç üretimini bir araya getiren ilk rüzgâr türbini olma özelliği de taşıyor. GE'nin gelişmiş denetimleri, tahmin algoritmaları ve enerji depolama üniteleri olan ilk rüzgar türbini olan 2.5-120’nin ilk prototipi önümüzdeki ay Hollanda'da kurulacak.

Türbinin sağladığı yüksek verimlilik düzeyi ve çıkış, rüzgâr hızının düşük olduğu bölgelerdeki santral işletmecilerine daha yüksek kazanç sağlıyor. Türbinin gelişmiş kontrolleri, 120 metrelik kanadı kontrol ederek, düşük rüzgarlı bölgelerde daha fazla enerji toplanmasını ve daha yüksek güç çıkışı sağlanmasını mümkün kılıyor. Yüksekliği 139 metre olan kule ise türbini Avrupa ve Kanada gibi bölgelerdeki yoğun orman alanları için ideal bir çözüm haline getiriyor.

GE’nin Yenilenebilir Enerjiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Vic Abate, “2.5-120 modelimiz, rüzgarın kesintili esişini kontrol altına almak için Endüstriyel Internet’ten yararlanarak, doğa ne şekilde davranırsa davransın, tüm dünyaya sorunsuz ve öngörülebilir enerji sağlayan ilk rüzgâr türbini konumundadır. Saniyede on binlerce veri noktasıyla iletişim kurup verileri analiz edebilen 2.5-120, aynı adada çevredeki diğer türbinler, servis teknisyenleri ve müşterilerle sürekli iletişim halinde kalabiliyor” ifadesini kullandı. Bu gelişmiş teknoloji, rüzgâr santrallerinde GE’nin mevcut modellerine göre daha fazla üretim sağlıyor, hizmet verimliliğini arttırıyor ve müşteriler için yeni gelir kaynakları yaratıyor.

GE, geçtiğimiz yıl içerisinde, California’daki tesisinde rüzgar enerjisi ve enerji depolamayı başarılı bir şekilde entegre edebildiğini göstermiş ve şebekeye öngörülebilir miktarda enerji sağlamıştı. 2.5-120, aynı zamanda gelişmiş kontrol teknolojisi sayesinde gürültü emisyonunu en aza indirerek en katı gürültü gereksinimlerini de karşılıyor. Bunun yanısıra yeni rüzgâr türbini IEC Wind Class III ve DIBT WZ2 standartlarına göre de optimize edilmiş durumda. 2.5-120, 50 ve 60 Hz uygulamalar için kullanılabiliyor.
 

Sanko 2013'te Bursa'ya rüzgar enerjisi santrali kuracak

Sanko 2013'te Bursa'ya rüzgar enerjisi santrali kuracak

Temiz enerjiye yoğunlaşan Sanko 2013’te Bursa RES yatırımı ile 1.7 milyar kWh'lık gücünü 2.7milyar kWh'a çıkaracak.
BURSA - Sanko Holding bünyesinde 2006 yılında kurulan Sanko Enerji, 2013 yılında Bursa'da gerçekleştireceği rüzgar enerjisi santrali yatırımı ile 1.7 milyar kWh'lık enerji gücünü 2.7 milyar kWh'a çıkarmayı hedefliyor. Sanko Enerji, tamamen yenilenebilir kaynakları kullanan ve temiz enerji üreten yatırımlara yoğunlaşacak. Rüzgar ve hidroelektrik enerji santrallerinin yanı sıra jeotermal ve diğer alternatif kaynaklar kullanan santralleri de planlarına ekleyen Holding, enerji yatırımlarına 2013'te de devam edecek.
Sanko Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Sanko Enerji Satış ve Pazarlama Grup Başkanı Turgut Konukoğlu, 2013 yılında yapılması planlanan 7 rüzgar santrali ile yıllık elektrik üretimini 950 GWh mertebesine ulaştırmayı hedeflediklerini açıkladı. Konukoğlu, "Sanko Enerji'nin sahip olduğu 4 hidroelektrik ve 1 rüzgar santrali ile 512 MW kurulu gücüyle tamamı yenilenebilir kaynaklardan yılda 1.7 milyar kWh temiz enerji üretiyoruz. 2011 yılı içerisinde toplam gücü 313 MW olan 7 rüzgar santrali ihalesi kazanıldı. 2013 yılı için öngördüğümüz 313 MW  kurulu güce sahip olacak 7 adet santralin yapılması ile yıllık elektrik üretiminin 2650 GWh mertebesinde olması hedefleniyor. Amaçladığımız bu yatırımlar Karaman, Bursa, İzmir, Çanakkale ve Kırklareli'de olacak" dedi.

"Tekstildeki ağırlığımızı koruyoruz"
Sanko Holding'in son yıllardaki yatırımlarının ağırlıklı enerji ve çimento sektörlerinde olduğunu anlatan Turgut Konukoğlu, "Ancak tekstildeki ağırlığımızı da koruyoruz. Bizim kuruluşumuz 1904 ve o günden beri en iyi bildiğimiz iş tekstil olmuştur. Bunu hiçbir zaman göz ardı edemeyiz" ifadelerini kullandı. Konukoğlu, "Halihazırdaki tesislerimizin büyümesi öncelikli hedeflerimiz. Enerjide Bursa ve civarında yatırımlarımız söz konusu. Öncelikli yatırım planlarımız enerji sektörüne olacak" şeklinde konuştu.

Kriz dönemlerinde büyüdük"

Sanko Holding'in kriz dönemlerinde yaptığı yatırımlarla büyüdüğünü anlatan Turgut Konukoğlu, "Kriz dönemleri hem tehdit hem de fırsat doğurur. Doğru stratejiler, mevcudu doğru değerlendirme ile gerek krizlerde gerekse pazarların durgun olduğu dönemlerde tehdit olarak ifade edilen süreçler fırsat ve faydaya çevrilebilir. Sanko olarak bu dönemlerde büyümeye devam ediyoruz" dedi. 12 sektörde yaklaşık 14 bin çalışanıyla, daha çok yatırım, daha çok üretim ve daha çok istihdam sağlamayı hedefleyen Sanko Holding, enerji, çimento ve tekstil yatırımlarının yanı sıra Vicem Yat Sanayi, Nestle Su ile gıda; Başak Traktör ile de tarım sektöründe adını duyuruyor.

Kaynak: http://www.dunya.com/sanko-2013te-bursaya-ruzgar-enerjisi-santrali-kuracak-176164h.htm

Limak Enerji, ABK Enerji ile rüzgar enerjisi alanında işbirliğine gitti.

 Limak Enerji, ABK Enerji ile rüzgar enerjisi alanında işbirliğine gitti.

ABK Enerji'nin Aydın'da bulunan 30 MW gücündeki Söke-Çatalbük Rüzgar Enerjisi Üretim Santrali'nin, 2013 yılı boyunca üreteceği tüm enerjinin Limak Enerji'ye satışı için bir anlaşma imzalandı.

Limak Enerji Ticareti A.Ş. CEO'su Birol Ergüven "Anlaşma ile birlikte santralin tüm dengesizliklerini de biz yöneteceğiz. Böylece hem tüm sistemin daha iyi işlemesine katkıda bulunacağız hem de rüzgar belirsizliğinden doğan maliyetleri düşüreceğiz" dedi.

Ergüven, hidroelektrik santrallerinin yanı sıra rüzgar enerjisinde de büyük bir portföy sahibi olduklarını, tüm yenilenebilir enerji kaynaklarına büyük önem verdiklerini söyledi. ABK Enerji ile yapılan anlaşma sonrasında portföyü bir üst seviyeye taşıdıklarını söyleyen Ergüven, elektrik enerjisi sektöründe birçok değişikliğin olduğu bu dönemde, uzun vadeli tedarik anlaşmalarının enerji ticareti şirketlerinin risklerini yönetmesi için çok önemli olduğunu ve örnek teşkil ettiğini belirtti.

Limak Enerji, ABK Enerji ile yaptığı anlaşma çerçevesinde sadece Söke-Çatalbük RES'in ürettiği enerjiyi değil, aynı zamanda dengesizliklerini de yönetecek. Özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı santrallerin üretebilecekleri net enerji miktarının hatasız olarak tahmin edilmesinin mümkün olmadığını söyleyen Birol Ergüven, yapılan pozitif ya da negatif tahmin hatalarının da enerji sisteminde dengesizlik yarattığını iletti. Ergüven "Sahip olduğumuz 'Dengeden Sorumlu Grubumuz', birçok farklı tipteki santralin dengesizliklerini tek bir çatı altında topluyor. Farklı portföyleri yöneterek toplamda daha az dengesizlik yaratan bir grup oluşturuyoruz. Bu sayede sistemin daha düzgün işlemesine katkı sağladığımız gibi grup içindeki dengesizliklerden doğan maliyetleri de düşürmeyi hedefliyoruz" dedi.

"DENGESİZLİK MALİYETLERİNİ EN AZA İNDİRECEĞİZ"

Rüzgar enerjisi alanında 2000 yılından beri çalışmalarını sürdüren ABK Enerji sahip olduğu 30MW gücündeki Söke-Çatalbük RES'in yanısıra 25 MW kapasiteye sahip Çatalbük RES projesini de 2014 yılında devreye almayı amaçlıyor. Çalışmalarına hızla devam eden ABK Enerji'nin Yönetim Kurulu Başkanı Ünal Kabaca Limak Enerji ile yaptıkları anlaşmadan dolayı mutlu olduklarını, anlaşma ile birlikte PMUM'da (Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezi) oluşan yüksek dengesizlik maliyetlerini de en aza indireceklerini söyledi.