Blog Archive

Thursday, March 28, 2013

Borusan Holding'ten 2013'te 400 milyon dolar yatırım


Borusan Holding'in 2012 yılı performansı ve 2013 yılı hedeflerinin paylaşıldığı ''Yıllık Kamuoyu Bilgilendirme Toplantısı'', Borusan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kocabıyık ve Borusan Holding CEO'su Agah Uğur'un katılımıyla gerçekleştirildi.
 
Kocabıyık, Türkiye'nin 2012 yılında Merkez Bankası ve Hükümetin öngördüğü şekilde soğuyarak kontrollü bir iniş senaryosu gerçekleştirdiğini, son yıllarda yaşanan güçlü büyüme ivmesi biraz kaybedilmiş olsa da ülkenin bu koşullar altında mutlu olunması gereken bir performans sergilediğini ifade etti.
 
Türkiye'nin bugün yürüttüğü mali disiplin programları, başarılı özelleştirmeler, vergi sisteminin yapılandırılmasına ve ek kaynak yaratmaya yönelik uygulamalarla başarılı bir ekonomi yönetimi stratejisine sahip olduğunu belirten Kocabıyık, bu stratejinin olumlu sonuçlarının 2013'te de alınmaya devam edeceğini öngördüklerini kaydetti.
 
Kocabıyık, ''2013 yılı, uzun zamandır Türkiye'ye vakit kaybı yaşatan pek çok sorun ve tartışmanın geride bırakılıp ulusça ekonomik kalkınmaya odaklanacağımız ve her alanda toplumsal potansiyelimizi harekete geçirebileceğimiz bir dönem olabilir. Bu fırsatı kullanabilmemizi diliyorum'' dedi.
 
Türkiye gibi Borusan'ın da bir dönüşüm içinde olduğunu, tüm faaliyet alanlarında inovasyona büyük bir ağırlık verdiklerini, yeni alanlara ve yenilikçi ürünlere yöneldiklerini anlatan Kocabıyık, küreselleşme yolunda önemli yatırımlar yaptıklarını, bu yıl toplam ihracat ve yurt dışındaki faaliyetlerinden oluşan satışlarının toplam ciroları içindeki payı yüzde 30'a ulaştığını belirtti.
 
Balnak'ın Borusan Lojistik bünyesine katılmasıyla hem sektörde lider konuma geçtiklerini hem de uluslararası etkinliklerini artırdıklarını dile getiren Kocabıyık, ''Borusan Mannesmann'ın ABD'de yatırım yapan ilk çelik şirketi olması da iki önemli özellik taşıyor. Hem kaya gazı sondajına yönelik çok yenilikçi bir ürün için yatırım yapıyoruz. Hem de çelikte küresel pazardaki rekabetçi konumumuzu güçlendirmiş olduk. Sonuçta 2012 yılı, yaptığımız satın almalar ve büyüme yatırımları ile 2015 stratejik plan hedeflerimize ulaşmak için önemli bir sene oldu'' diye konuştu.
 
Kocabıyık, Borusan Grubu olarak, son 5 yılda 1,2 milyar doların üzerinde yatırım gerçekleştirdiklerinin bilgisini vererek, 2012 yılında yaptıkları yatırım tutarının 352 milyon dolar olduğunu, toplam istihdam sayısının ise 7 bini kişiyi aştığını söyledi.
 
-Yenilenebilir enerjiye 410 milyon dolar yatırım-
 
Borusan Holding CEO'su Agah Uğur ise Türkiye'nin bu sene yüzde 4 büyüyeceğini düşündüklerini ve bütçelerimizi bu şekilde yaptıklarını ifade etti.
 
Geçen yıl yüzde 30 olan ciroları içindeki yurtdışı payının 5-6 yıl sonra yüzde 50'nin altında olmayacağını dile getiren Uğur, yurtdışı ağırlıklı işlerinde lokal oyuncu olma yönünde bir anlayış ve planları olduğunu söyledi.
 
Geçen yıl Gemlik'te petrol ve gaz hat borusuna yönelik yeni tesis için 110 milyon dolar harcadıklarını ve tam kapasite ile çalıştığı zaman 200 milyon doların üzerinde katma değer yaratan bir tesis kurduklarını belirten Uğur, bu tesisteki teknolojinin Avrupa ve Hindistan'a kadarki bölgede 2 tesiste daha bulunduğunu, gelecek sene NABUCCO ve TANAP projeleri düşünüldüğünde bu tesisin zamanlamasının ve önündeki fırsatların ne anlama geleceğinin görüleceğini kaydetti.
 
Amerika'ya petrol ve gaz sondaj borusu ihracatında 3 yılda 310 milyon dolara ulaştıklarını kaydeden Uğur, şöyle konuştu:
 
''Amerika'da kaya gazına yönelik yatırım yaptık. CAT satış sonrası hizmetlerde sıçrama yaşadık. Grubun distrübütörlük işlerinde 320 milyon dolar satış sonrası hizmeti var. Bunu 2015 yılında 500 milyon dolara çıkarmaya çalışıyoruz. CAT distribütörlüğü altındaki güç sistemlerinde anahtar teslimi mühendislik çözümleri sunuyoruz. Distribütörlük işlerinde kiralama yatırımlarında hem otomotivde hem de iş makinelerinde 3 yıl içince 90 milyon dolarlık bir filo oluşturduk. Lojistikte liman yatırımımızda Borusan Gemlik Limanı'nın 3. fazını tamamladık. Balnak ile uluslararası taşımacılıkta büyük bir adım attık. ETA ile lojistikte geliştirdiğimiz yeni iş modeliyle kara nakliyesinde orta ve küçük ölçekli şirketler ile kamyon esnafını elektronik ortamda bir araya getirdik. Yenilenebilir enerjiye 410 milyon dolar yatırım yaptık ve bu rakam 10 yılda 2 bin megavat hedefine çıktığımız zaman 2 milyar doları geçecek.''
 
-2013'te ciro hedefi 4,3 milyar dolar-
 
Grup olarak içinde oldukları ana iş kollarından iş makineleri, otomotiv, yassı çelik ve çelik boruda büyümenin bu yıl Türkiye pazar büyümesi olan 4'ün altında olmasını beklediklerini belirten Uğur, 2013 yılında dünya konjonktüründeki problemlerden dolayı çelik fiyatlarında yaşanacak yüzde 8'lik küçülmeye rağmen kendilerinin yüzde 8'lik bir büyüme hedeflediklerini söyledi.
 
2012 yılında 4 milyar dolar olan cirolarını 2013 yılında 4,3 milyar dolara, 286 milyon dolar olan Faiz Amortisman ve Vergi Öncesi Kar'ını (FAVÖK) ise 366 milyon dolara çıkarmayı amaçladıklarını ifade eden Uğur, ''Geçen yıl 352 milyon dolar olan yatırım tutarı, bu yıl 400 milyon dolara çıkacak. Bu hedefi tutturursak Borusan olarak bu yıl her iş günü ortalama 1,5 milyon dolar yatırım yapmış olacağız'' dedi.
 
Bu yılki 2 satın alma planının çelik ve iş makineleri sektöründe olacağını belirten Uğur, 400 milyon dolarlık yatırım bütçesinin içine satın almaların dahil olmadığını, satın almaların gerçekleşmesi halinde toplam yatırımın 600 milyon dolara çıkma ihtimalinin bulunduğunu da ifade etti.
 
Bu yıl yatırımlarda en büyük payı enerji projelerinin alacağına işaret eden Uğur, bu yılda, 2 milyon ton yassı çelik satışı, 720 bin ton çelik boru satışı, 20 bin lüks otomobil satışı, 2 bin 300 iş makinası satışı ve 180 megavatlık 4 Rüzgar Enerjisi Santrali yatırımın başlangıcını gerçekleştireceklerini söyledi.
 
Uğur, Borusan Holding'in ''Mikrofinans'' ve ''Annemin İşi Benim Geleceğim'' adlı topluma katkı projeleri hakkında da bilgi verdi.
 
'(Yerli otomobil) Böyle bir şeyin içerisinde biz olmayacağız''
 
Uğur, yerli otomobile ilişkin bir soruya, ''Türkiye'nin yerli otomobil markasının olması ve üretiminin burada yapılması vizyonu güçlü ve iyi bir vizyon. Otomotiv gibi markanın çok zor yaratıldığı bir sektörde bu bizim desteklediğimiz bir anlayış. Yerli otomobil biraz zaman alacak ama hakikaten zor bir şey. Dünyada ciddi bir marka konsolidasyonu varken bugün her anlamda yeni bir markanın dünya pazarlarında kabul görmesi çok kolay olmayan bir şey. Onun için bu işe yatırım yapacak Türk işadamları kolay karar alamıyor. Mesajı aldılar, niyet var ama bunu uygulamaya geçirmek kolay değil. Böyle bir şeyin içerinde ana oyuncu olarak boyutumuz, şu anki imkanlarımız ve yolculuğumuz açısından biz olmayacağız'' yanıtını verdi.
 
Ahmet Kocabıyık da ''Biz lüks arabayı satmayı biliyoruz, araba üretimini bilmiyoruz. Rekabetin çok olduğu sektörde böyle bir mecraya girmemiz düşünülemez'' dedi.
 
Kocabıyık, bir soru üzerine, ''TÜSİAD konusunda babam çok ilgiliydi ama benim çok ilgim yok. Ama asla zenginler kulübü olarak değil vergi verenler kulübü olarak görüyorum'' ifadelerini kullandı.
 
''Doğuya yatırım yaparız''
 
Uğur, distribütörü oldukları BMW ve Caterpillar için Türkiye'nin hemen olmasa bile yatırım yapılabilir bir ülke haline geldiğini ifade etti.
 
Yeni yatırımları planlarının yerleri arasında Türkiye'nin doğusu olup olmadığına yönelik bir soruyu Uğur, şu şekilde yanıtladı:
 
''Yatırımı en ekonomik neresi ise orada yapmak lazım. Geçmişe dönüp baktığımız zaman 'Borusan doğuya yatırım yapmadı, çünkü terör vardı' diye kestirip atmak gerçekçi değil. Terörden bağımsız olarak çelik işlerimiz ihracat ağırlıklı olduğu, gemi ile gitmesi gerektiği ve Gemlik bu konuda lojistik avantaj sağladığı için sanayi işlerimiz burada toparladık. Türkiye'de de otomotiv ve beyaz eşyaya yakın olmak önemliydi. Ama son dönemde farklı iş kollarına giriyoruz. Enerji ve lojistikte büyümeye çalışıyoruz. Lojistikte o bölgenin kalkınmasıyla beraber iş hacminde bir artış olacak. Hidroelektrik santralleri açısından o bölgede ciddi fırsatlar var. Lisansa satın almada tereddütsüz yatırımımızı yaparız.''
 
Yatırımların finansmanında eurobond ihraç etmeye gerek görmediklerini ama gelecek yıllar için düşünebileceklerini ifade eden Uğur, İran'daki yatırımlarına yönelik bir soru üzerine ise ''İran iyi değil. Orada iş yapan bir kuruluş olarak gördük ki 2012 yılındaki ambargo etkisi İran için dramatik oldu. İran'ın ekonomisi gerçek anlamda durma noktasına geliyor. Sistemin içinde para işlemi dönmüyor ve küçülme var. Biz orada iş makinelerinde Caterpillar'ı temsil ediyorduk. 2011 yılında Caterpillar durdurdu o faaliyeti. Lojistik işimizde çok zorlandık. Lojistikte büyük fırsatlar orada ve erken giren kazanacak çünkü hiç sofistike bir lojistik anlayışı yok. Orada 90'ın üzerinde kamyon almış, 20 milyon dolara yakın yatırım yapmıştık. Şimdi Umman'a çalışıyor kamyonlar. Yani, İran'da bekle gör durumundayız'' yorumunu yaptı.

Kaynak:  http://haber.rotahaber.com/borusan-holdingten-2013te-400-milyon-dolar-yatirim_355488.html

Yılda 500 megawatt civarında bir rüzgar enerjisi devrede

"Yılda 500 megawatt civarında bir rüzgar enerjisi devrede"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Türkiye'de şu anda yılda 500 megawatt civarında rüzgar enerjisinin devreye girdiğini, bu rakamın daha da artırılması gerektiğini söyledi.

Yıldız, Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği tarafından, Congresium Ankara Ticaret Odası Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen Rüzgar Enerjisi Çalıştayı'nda yaptığı konuşmada, bu tür toplantılarla yenilenebilir enerji kaynaklarının daha fazla gündemde tutulmasının önemli olduğunu vurguladı

İnsanlık tarihin en eski enerji kaynaklarından biri olan rüzgarın daha profesyonel bir şekilde kullanılmasının önemine işaret eden Yıldız, Türkiye'nin ürettiği enerjinin dörtte birinin yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlandığı dile getirdi.

''Yenilenebilir enerji kaynaklarının oranını Türkiye'nin büyüme hızıyla aynı oranda artırmak istiyoruz'' diyen Yıldız, Türkiye'deki büyüme hızının kurulu güçte 2012'de yüzde 8,1 gibi yüksek bir noktada gerçekleştiğini, bazı ülkelerde bunun sabit kaldığı düşünüldüğünde 1 yıl için bu rakamın çok değerli ve önemli olduğunu kaydetti. Yıldız, kurulu güçte 4 bin 150 megawattlar civarında artış olduğunu kaydetti.

Rüzgar enerjisi kullanımında iki önemli nokta olduğuna dikkati çeken Yıldız, bunların, sektörün nasıl sübvanse edileceği ve kendi ayakları üzerinde durup duramayacağı ile rüzgar enerjisinden sağlanan kaynağı kimlerin kullanılacağı olduğunu belirtti. Yıldız, Türkiye'de konunun tüm taraflarının faydasına olan bir yapı oluşturduklarını ifade etti.

Avrupa'da bazı ülkelerin verdiği sübvansiyonlardan geri dönüş hazırlıklarını tamamladığını, bazılarının verdiği fiyatları indirmeye başladığını ifade eden Yıldız, çünkü işin başında ortaya konulan sistemin sürdürülebilir olmadığına dikkati çekti. Yıldız, şöyle konuştu:

''Öyle ülkeler var ki 50 milyar avro civarında yenilenebilir enerji kaynaklarının sübvansiyonu için fon ayırabiliyorlar. Şu anda global krizin tehdidi altındaki bu ekonomiler enerjide aldıkları bu ulusal kararları tekrar gözden geçirmeye başladılar. Türkiye bu manada aldığı kararın arkasında ve uluslararası sermayeye, yatırımcıya da bu mesajını sürekli ve sürdürülebilir halde vermeye davam ediyor. Türkiye'de şu anda yılda 500 megawatt civarında bir rüzgar enerjisi devreye giriyor. Bu rakam daha da artırılamaz mı? Daha da artırılmalıdır.''

Bu alanda yapılan düzenlemelere ilişkin bilgiler veren Yıldız, 1 ay içerisinde ister tarifelerini yüksek tutmaktan kaynaklanan sebeplerle ister başka gerekçelerle olsun o projelerin devredilebileceğini, böylece gerçek yatırımcılar ortaya çıkacağını, lisans ticaretinin engelleneceğini ve gerçekleşmelerin artacağını söyledi. Yıldız, ön lisans kavramının da bu yönde etkisi olacağını belirterek, ''Eğer bu işin ticareti yapılacaksa kamu tarafından yapılır'' dedi.

Bakan Yıldız, rüzgar enerjisiyle ilgili 180 civarında sektör oyuncusu olduğunu, bu kuruluşlarla rüzgar enerjisinin 2023 yılında kadar 20 bin megawattlarlar seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini bildirdi.

Bunların çevreye rağmen değil çevreyle gerçekleşecek projeler olduğunu vurgulayan Yıldız, ''Ancak öyle ikazlarla karşılaşıyoruz ki rüzgarın kuşlara zarar verdiğine dair. Bizler 4 ana göç yolu üzerinde rüzgar enerjisiyle alakalı çalışma yapıyoruz. Çevre de bizim. Göç yollarındaki kuşların hayat hakkını korumamız lazım. Bütün faktörleri dikkate alan bir yapıyı kurguladığımızı belirtmem gerekiyor'' diye konuştu.

Taner Yıldız, sektöre destek olma açısından 10 yıl alım garantisinin devam ettiğini, yerli yatırımcılar için ayrıca teşvikler bulunduğunu belirtti.

Kaynak: http://www.yirmidorthaber.com/ekonomi/yilda-500-megawatt-civarinda-bir-ruzgar-enerjisi-devrede-h35454.html

STFA ve RES Anatolia, Evrencik projesi icin anlasti

Yeni rüzgar santrali
Lider yenilenebilir enerji şirketi RES Anatolia ve Türkiye’nin önde gelen holdinglerinden STFA Yatırım Holding, Marmara Bölgesi - Kırklareli’nde kurulacak 120 MW’lık Evrencik Rüzgâr Santrali’nin son aşama geliştirme ve inşaatı için ortaklık anlaşması imzaladıklarını duyurdu

Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya Pasifik’de 7.000 MW’ın üzerinde rüzgâr enerjisi projesinin geliştirme ve inşaatını gerçekleştirmiş olan RES Grubu’nun bir iştiraki olan RES Anatolia, projenin lisansını 2012’de aldı. 2014’de devreye girmesi ön görülen santralin inşaatı için STFA ile ortak çalışma kararı alındı.

RES Anatolia Ülke Müdürü Ayhan Gök, konuyla ilgili olarak, “Bu santral, kapasitesiyle geçtiğimiz sene tamamlanmış olan 148 rüzgâr enerjisi ihalesi arasında ilk 4 içerisinde yer almaktadır. Yüzde elli-elli kurduğumuz bu ortaklığı STFA ile gerçekleştiriyor olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Yenilenebilir enerji alanındaki deneyimimiz, STFA’nın inşaat deneyimi ve Türkiye enerji piyasasındaki varlığıyla birleştiğinde ortaya başarılı bir işbirliği çıkıyor” ifadesini kullandı.

STFA CEO’su Mehmet Ali Neyzi, “Enerji sektöründe büyüme, bizim 2013’deki ana stratejilerimizden biri. RES ile kurduğumuz bu ortaklığın hedefimize doğru ilerlememize ve aynı zamanda da Türkiye’nin enerji arzına katkıda bulunmamıza yardımcı olacağına inanıyoruz” açıklamasını yaptı. İnşaat, doğalgaz dağıtımı, inşaat ekipmanları ve kimyasalları sektörlerinde hizmetler sunan Türkiye’nin en köklü ve saygın holdinglerinden STFA, bu yıl 75. yıldönümünü kutluyor.

Proje, hükümetin 2023 yılına kadar Türkiye’de 20.000 MW Kurulu rüzgâr enerjisi kapasitesine ulaşılmasını ön gören uzun vadeli stratejik planının da bir parçasını oluşturuyor.

Kaynak: http://www.haberortak.com/Haber/Enerji/27032013/Yeni-ruzgar-santrali.php

Ege ve Marmara'nın rüzgarı elektrik oluyor

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği Raporu'na göre, Türkiye'de rüzgar enerjisi yatırımları son yıllarda önemli ölçüde arttı ve bu yatırımların sürdürülebilirliği sağlandı.

Rüzgar enerji santrallerinin kurulu gücüne 2007'de 95,30 megavat eklenirken, bu rakam 2008'de 217,40, 2009'da 427,90, 2010'da 537,55, 2011'de 476,70, 2012'de 506,30 megavatlık büyüklüklere ulaştı.

Kurulu güce yapılan bu eklemelerle Türkiye'deki rüzgar enerji santrallerinin toplam kurulu gücü 2007'de 146,3, 2008'de 363,7, 2009'da 791,6, 2010'da 1.329,15, 2011'de 1.805,85, 2012'de 2 bin 312,15 megavata çıktı.

Türkiye'de halen işletmede 61 rüzgar enerji santrali bulunuyor.

Denizlerin rüzgarı boşa esmiyor

Rüzgar santrallerinin dağılımına bakıldığında tamamına yakınının kıyı bölgelerde yer aldığı görülüyor. Santrallerin yüzde 93,43'ü Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde bulunuyor. Santrallerin 4'te 3'ü Marmara ve Ege bölgelerinde toplanıyor.

İşletmede olan rüzgar enerji santrallerinin kurulu güç bakımından dağılımında Marmara Bölgesi yüzde 39,95'lik oranla ilk sırada geliyor. Marmara'yı sırasıyla yüzde 36,85'le Ege, yüzde 16,63'le Akdeniz, yüzde 3,46'yla Karadeniz, yüzde 3,11'le İç Anadolu bölgeleri izliyor.

Marmara Bölgesi'ndeki rüzgar enerji santralleri 923,65, Ege Bölgesi'ndekiler 852, Akdeniz Bölgesi'ndekiler 384,50, Karadeniz Bölgesi'ndekiler 80, İç Anadolu Bölgesi'ndekiler 72 megavatlık kurulu güce sahip bulunuyor.

İzmir sayıda, Balıkesir güçte lider

İl bazında yapılan değerlendirmeye göre, en fazla rüzgar enerji santrali İzmir'de yer alıyor. İzmir, 14 rüzgar enerji santrali ile bu alanda ilk sırada geliyor. İzmir'i Balıkesir takip ediyor. Balıkesir'deki rüzgar enerji santrali sayısı 11'i buluyor. Sıralamanın üçüncü sırasında ise Çanakkale yer alıyor. Çanakkale, 7 rüzgar enerji santrali ile elektrik üretimine katkıda bulunuyor.

Kurulu gücün en fazla olduğu il ise Balıkesir. Balıkesir'deki rüzgar enerji santrallerinin kurulu gücü 616,10 megavatlık büyüklüğe ulaşıyor. Balıkesir'i 390,90 megavatlık büyüklükle İzmir izliyor. Daha sonra 346 megavatlık büyüklükle Manisa, 177,50 megavatlık büyüklükle Hatay, 135 megavatlık büyüklükle Osmaniye sıralanıyor.


Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/22916159.asp

Yatırımcılar Genelkurmay ve Bakanlık arasında sıkıştı

Yenilenebilir enerji yatırımcıları Genelkurmay Başkanlığı ve Enerji Bakanlığı arasında sıkışıp yok oluyorlar.


Yenilenebilir enerji yatırımcıları, “mevzuat hazretleri” yüzünden Genelkurmay Başkanlığı ve Enerji Bakanlığı arasında sıkışıp yok oluyorlar.

Yenilenebilir enerji alanında yatırım yapmak isteyenler Enerji Bakanlığı’yla Genelkurmay arasında sıkışmış durumda. Gerek bakanlık, gerek Genelkurmay’ın “olur”u olmadan yatırımcılar faaliyete geçemiyor. Son yasa değişikliğiyle MİT de işin içine dahil edildi. Yalnızca İzmir’de 781.45 megavatlık rüzgâr santralı yapım izni bekliyor.

“Bürokrasi bu kafayla giderse Türkiye enerjide dışa bağımlı olmaktan sonsuza kadar kurtulamaz.” Bu sözleri söyleyen enerji sektöründe önde gelen yetkin kişilerden birisi. Olayı deştikçe altından ilginç bazı bilgiler çıkıyor. Örneğin yenilenebilir enerjinin bilerek ya da bilmeyerek önünün kesildiği. Daha açık söylemek gerekirse mevzuat hazretleri gereği yenilenebilir enerji alanında yatırım yapmak isteyenler Enerji Bakanlığı’yla Genelkurmay arasında sıkışmış durumdalar. Yani gerek bakanlık, gerek Genelkurmay’ın “olur”u olmadan yatırımcılar teminat bedellerini ödemiş olsalar bile faaliyete geçmekten engellenebiliyorlar. Bir de üstelik yatırdıkları teminat bedeli devlete “irat” kaydediliyor. Son bir yasa değişikliğiyle MİT de işin içine dahil edildi.

Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği’nin (TÜREB) Şubat 2012’de yayımladığı sektör raporuna göre İzmir ili sınırları içinde toplam 781.45 MW yatırım bekleyen rüzgâr enerjisi santralı (RES) bulunuyor. Bölgedeki yatırımcılar bunların faaliyete geçebilmeleri için Genelkurmay Başkanlığı’nın değerlendirmelerini bekliyorlar. Genelkurmay Başkanlığı’nın değerlendirmeleri olmadan yatırım için gerekli imar izinleri alınamıyor. Dolayısıyla da bankalarla kredi, türbin üreticileriyle de türbin tedarik sözleşmeleri yapılamıyor.

Çeşme havzasında bulunan toplam 459 MW kurulu güce sahip 17 proje 2008’den bu yana yatırım için bekliyor. 49 yıllık lisans sürelerinin beş yılı ilk olarak Çeşme bölgesindeki RES’lerin bağlanabileceği trafo merkezlerinin mevcut olmaması, sonraki süreçteyse Genelkurmay’ın radar değerlendirmelerinin bir türlü sonuçlandırılamaması nedeniyle deyim yerindeyse havaya uçmuş durumda. Bu da yetmiyor. 5 yıl mücadele etmelerine rağmen yatırımcıların lisansı yatırıma dönüştürememe riski de var. Bu nedenle Türkiye’de lisans almış, ama bunu hayata geçiremediği için batmış ciddi sayıda yatırımcı bulunuyor. Daha açık söylemek gerekirse yatırımcı devlete güvenerek devletin verdiği lisansı almasına karşın ağır bürokrasi içinde yok olup gidiyor. 5 yıllık elektrik üretim kaybının parasal değeri 520 milyon Avro düzeyinde. Buna ek olarak 17 proje içinden orta gerilimden bağlantı kuracak 10 proje henüz bağlantısını yapabilecekleri santralları olmamasına karşın trafo merkezlerinin inşaatı için proje sahiplerinin TEİAŞ’a 22 milyon lira ödeme yaptığı belirtiliyor.

Adım atılmadı

Özellikle Çeşme havzasındaki yatırımlarının zora girmesinin nedeni olarak bunların bölgedeki radar sistemlerinde olumsuz etkiler yapmaları gösteriliyor. Oysa dünyada havacılık sektörünün RES projeleri için kullandığı “Eurocontrol Guide 130” yönergelerinde de belirtildiği gibi rüzgâr türbinlerinin radar sistemleri üzerindeki etkileri ortadan kaldırılabiliyor. Uzun dönem bu sorun beklemeye alınmış, 2012’de TÜBİTAK devreye girerek bu boşluğu doldurmaya çalışmıştı. Ancak, somut adımlar bir türlü atılamadı. Hatta bazı bölgelerde hemen 1 km. yakınındaki komşu projeye izin verilirken bir diğerine izin verilmediği de biliniyor.

TBMM’ye sunulan yeni Elektrik Piyasası Kanunu Tasarısı 6. maddesi kapsamında yeni projelerde benzer sorunların oluşmasına engellemek için ön lisans uygulamasının öngörüldüğü belirtiliyor. Ancak alınan bilgilere göre özellikle Çeşme havzasındaki halihazırda lisans sahibi olan yatırımcıların mağduriyetleri sürüyor. Enerji piyasasındaki yetkili ağızlar biraz da sarakaya alarak “Kuvvetler ayrılığını tartışıyoruz. Ama ortaya çıktı ki her bakanlık ayrı bir kuvvetmiş. O yüzden yatırımcı muhatap bulamıyor; iflaslar artıyor” diyor.

Leyla Tavşanoğlu/Cumhuriyet

Kaynak: http://www.ekoayrinti.com/news_detail.php?id=117705

Sunday, March 17, 2013

10 milyar dolarlık 'rüzgar'!

Güney Marmara'ya, rüzgar enerjisinde büyük yatırım

Türkiye'nin rüzgar enerjisinde kurulu 2 bin 260 megavat (MW) gücün yüzde 26'sının bulunduğu Balıkesir'de rüzgardan 595 megavat elektrik üretiliyor. Gelecek 10 yıl içinde, Balıkesir ve Çanakkale'nin de içinde bulunduğu Güney Marmara'ya, rüzgar enerjisi konusunda 10 milyar dolarlık yatırım yapılması öngörülüyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'ndan aldığı bilgiye göre, Türkiye'nin kurulu rüzgar enerjisi kapasitesi 31 Aralık 2012 tarihi itibarıyla 2 bin 260,5 megavata ulaştı.

Kurulu gücün yüzde 4'ünü rüzgar enerji santralleri (RES) oluştururken bunun yüzde 26'sını da "rüzgarın başkenti" olarak nitelendirilen Balıkesir karşılıyor. Balıkesir'in mevcut kurulu gücü son yıllarda artan yatırımlarla 595 megavata ulaştı.

HANGİ İLLERDE VAR?

Balıkesir'i 364 MW ile İzmir, 254 MW ile Manisa, 165 MW ile Hatay, 135 MW ile Osmaniye ve 134 MW ile Çanakkale izliyor. Balıkesir ve Çanakkale'yi içine alan Güney Marmara olarak düşünüldüğünde ise Türkiye'nin rüzgarda kurulu gücünün yüzde 32'sini bu bölge karşılıyor.

EPDK tarafından şu anda 8954 MW gücünde rüzgar enerjisi lisansı verilmiş durumda ve bunun 1737 MW'lık kısmına uygunluk verildi, 409 MW'lık kısım ise inceleme ve değerlendirme aşamasında bulunuyor.

Bakanlığın 2010-2014 yılları arası stratejik planına göre, 2015'e kadar rüzgar enerjisi kurulu gücünün 10 bin MW'a çıkarılması hedefleniyor. 2023 hedefi ise 20 bin MW'a ulaşmak.

HEDEF YÜZDE 40

Güney Marmara Kalkınma Ajansı (GMKA) Genel Sekreteri Mustafa Gündoğan, gelecek 10 yıl içinde ulaşılması planlanan 20 bin MW kurulu gücün yüzde 40'ının Güney Marmara'da esen rüzgar aracılığıyla üretileceğini söyledi.

Bunun 8 bin MW güç anlamına geldiğini belirten Gündoğan, 2023'e kadar bölgede 10 milyar dolarlık yatırımla yeni türbinlerin kurulmasının öngörüldüğünü bildirdi.

Gündoğan, Güney Marmara'nın rüzgar enerjisi konusunda Türkiye'nin lider bölgesi olduğunu ve önemli bir potansiyeli barındırdığını kaydetti.

Kaynak : http://ekonomi.haberturk.com/enerji/haber/827828-10-milyar-dolarlik-ruzgar

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği yönetimi yenilendi

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TUREB), gelecek 3 yıl için yeni yönetimini seçti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nda yapılan 10. Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda Mustafa Serdar Ataseven ve ekibi yeni idari kadro olarak belirlendi.

Açılış konuşmasını Enerji Komisyonu Başkanı Mahmut Mücahit Fındıklı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Murat Mercan'ın yaptığı genel kurula Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) Genel Müdürü Kemal Yıldır, Enerji İşleri Genel Müdürü Zafer Demircan, Dış İlişkiler ve AB Genel Müdürü Murat Karapınar ile Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü'nden temsilciler katıldı.

Sektör paydaşlarının de ilgi gösterdiği seçimlerde aynı zamanda TÜREB'in ilk başkanı olan Süheyl Elbir ile önceki başkanlardan Mustafa Mendilcioğlu'na Enerji Bakan Yardımcısı ve Enerji Komisyonu Başkanı tarafından plaket verildi.
Önceki başkanların onursal üye olması hususunda verilen önerge oy birliği ile kabul edildi. Tüzük değişikliğinin de gündeme geldiği toplantıda, genel kurulunda yeni bir yapılanmaya gidildiği de vurgulandı. Geçmiş dönemdeki başarılı çalışmaların bir sunumla tanıtıldığı faaliyet raporunun ardından gelecekle ilgili projeler ve planlar tartışıldı.

YENİ YÖNETİM KADROSU

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği'nin (TUREB) yeni yönetim kadrosu şu isimlerden oluştu:

Ataseven Enerji Üretim AŞ'den Mustafa Serdar Ataseven, Siemens Sanayi Tic. AŞ'den Hakan Yıldırım, Bolakar Enerji Dan. Ltd. Şti'den Ünal Terzi, Enerji Bakanlığı Dış İlişkiler AB Genel Müdürlüğü'nden Murat Karapınar, Enerji Bakanlığı Enerji İşleri Genel Müdürlüğü'nden Zafer Demircan, Türkiye Elektrik İletim AŞ'den İbrahim Balanuye, Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü'nden Mustafa Çalışkan, Özgül Grup'tan Ömer Faruk Özgül, Enerjisa'dan İbrahim Erden, Boydak Enerji Üretim ve Tic. AŞ'den Gültekin Eranıl, GNY Elektromekanik Taah.İnş.Tur.Tic Ltd.Şti'den Hüsnü Alpkan Günay.


Kaynak : http://www.timeturk.com/tr/2013/03/12/turkiye-ruzgar-enerjisi-birligi-yonetimi-yenilendi.html

Türk girişimçiden rüzgar enerjisinde önemli başarı

Rüzgar enerjisi santralleri artık yüzde 100 yerli teknolojiyle yapılıyor.


Rüzgar enerjisi santralleri artık yüzde 100 yerli teknolojiyle yapılıyor. Balıkesir'deki fabrikada üretilen rüzgar türbinleri Amerika Birleşik Devletleri'ne ihraç ediliyor.

Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde bulunan fabrikada 500 kilovata kadar rüzgar enerjisi santralleri yapılabiliyor. Fabrikada temel, kule, gövde ve kanatlar yüzde 100 yerli teknolojiyle üretiliyor.

Söz konusu üretimle ilgili bilgi veren İşletme müdürü Cem Yalçın, "Tamamıyla yüzde 100 yerli tasarım olan tribünler 52 kişilik bir kadroyla yapılmaktadır" dedi.

Girişimciler, ilk ihracatı Amerika Birleşik Devletleri'ne yaptı. İşletme müdürü Yalçın bu konuda,  "Şu anda sertifikasyon sürecimiz devam ediyor. Orada da alt yapı ve servis çalışmalarımızı devam ettiriyoruz" diye konuştu.

Fabrika, kullandığı enerjiyi de rüzgardan elde ediyor.

Yürürlüğe giren yenilenebilir enerji yasası ise sektöre hareketlilik kazandırdı. Yasa, kendi elektriğini üretmek isteyen firmalara önemli fırsatlar sunuyor.

Bu konuda bilgi veren Ege Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Numan Sabit Çetin, "Yatırımcılar veya yerli imalat sektöründeki yatırımcılar bir şeyler yapmak istiyorlar, ciddi anlamda bir şeyler yapmak istiyorlar. Paralarını ve emeklerini bu işe yatırmak istiyorlar. Devletin burada kırsal kalkınma dediğimiz bir desteklemesi var. Bunda da yüzde 50'sini devlet karşıladı. Yarısını da biz kendimiz karşılamış olduk" dedi.

Türkiye'nin yıllık elektrik enerjisi ihtiyacının yüzde 2 buçuğu rüzgardan karşılanıyor. Türkiye'nin 2023 hedeflerinden biri de rüzgardan yılda 20 bin megavat enerji üretebilmek. Türkiye bu enerjiyi ürettiğinde yıllık elektrik ihtiyacının yaklaşık 10 ila 12'sini rüzgardan elde etmiş olacak.


Kaynak : http://www.trthaber.com/haber/ekonomi/turk-girisimciden-ruzgar-enerjisinde-onemli-basari-78396.html

Güriş İnşaat ve Mühendislik A.Ş Iberdrolanin projelerini satin aldi.

Güriş İnşaat ve Mühendislik A.Ş Iberdrolanin projelerini satin aldi.


Güriş İnşaat ve Mühendislik A.Ş İspanyol Iberdrola’nın Türkiye iştiraki Iberdrola Yenilenebilir Enerji Üretimi Tic. ve San. Ltd. Şti. şirketinin %100 hissessini satın aldı.

Güriş’den yapılan açıklamada Edirne’deki 48 MW’lık Subaşı RES, Kırklareli’deki 15 MW’lık Yaprak RES ve Muğla Bölgesi’ndeki 70 MW’lık Muğla RES projelerini portöyüne eklediği belirtildi.

Yatırımların 2013 senesi içinde başlaması planlanıyor.

İspanyol Iberdrola’nın  dünya çapında toplam 14.034 MW’lık kurucu gücü bulunuyor.

Kaynak: http://enerjienstitusu.com/2013/03/14/guris-ispanyol-iberdrolanin-yenilenebilir-enerji-projelerini-satin-aldi/

Sunday, February 24, 2013

Türkiye enerjisiyle diz çöktürecek

Türkiye enerjisiyle diz çöktürecek

AB enerji komiserine "Türkiye'ye diz çökeceğiz" dedirten kehanet gerçekleşiyor. Geleceğe damga vuracak dev enerji projeleri İstanbul'da masaya yatırılıyor. Dünya enerji devleri küresel stratejileri belirleyecek 4 büyük zirveyi Boğaz'da yapma kararı aldı. Zirvelerin başrol oyuncusu Türkiye

Hazar ve Ortadoğu'nun zengin gaz ve petrol rezervine Boğaz'dan ulaşabilen Avrupalıların enerji patronu Günther Oettinger'in "Üye olsun diye Türkiye'ye yalvaracağız" kehaneti gerçekleşiyor. Rüzgârdan nükleere, petrolden doğalgaza kadar pek çok dev enerji projesi hayata geçmeden İstanbul'da masaya yatırılıyor. Önümüzdeki dönemde İstanbul 4 büyük zirveye ev sahipliği yapacak. Ortadoğu'nun enerjide söz sahibi olan ülkeleri haziran ve eylülde Türkiye'de bir araya gelecek. Bu yıl düzenlenecek iki toplantıdan en önemlisi Ortadoğu ve Kuzey Afrika Yenilenebilir Enerji Kongresi. 25-26 Eylül'de yapılacak toplantıda petrol kaynaklarını hızla tüketen Ortadoğu ülkeleri yenilenebilir enerjiyi masaya yatıracak. Toplantının ana gündemini güneş ve rüzgâr projeleri belirleyecek. Arap ülkeleri içinde güneş enerjisine en fazla bütçeyi Suudi Arabistan ayırıyor. Ülke önümüzdeki dönemde güneş enerjisine 108 milyar dolarlık yatırım yapmayı planlıyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ise güneş enerjisinin hakim olduğu 100 milyar dolarlık Masdar adlı bir kent kuruyor.

NÜKLEERE 400 MİLYAR DOLAR

İkinci büyük toplantı ise nükleer enerjiyle ilgili olacak. Ortadoğu ve Kuzey Afrika Nükleer Endüstri Kongresi 18-19 Haziran'da İstanbul'da gerçekleşecek. Petrol zengini Arap ülkeleri nükleer açılımı yapan Türkiye'de geleceğini tartışacak. Nükleere yaklaşık 400 milyar dolarlık bütçe ayıran Körfez ülkeleri arasında Suudi Arabistan 100 milyar ile ilk sırada.
  İKİ BÜYÜK KONGRE SIRADA

Önümüzdeki dönemde de Boğaz'da enerji fırtınası devam edecek. Avrupa Rüzgâr Enerjisi Kongresi (EWEA) aralıkta yaptığı toplantıda 2015'te İstanbul'da buluşmaya karar verdi. Öte yandan 3 yılda bir yapılan Dünya Enerji Konseyi'nin düzenlediği Dünya Enerji Kongresi de 2016 yılında İstanbul'da gerçekleşecek.


BAŞBAKANLARIMIZ YALVARACAK

AB Enerjiden Sorumlu Komiseri Günther Oettinger önceki gün Türkiye'nin gelecekte ekonomiye yön veren ülkeler arasında olacağını belirterek, "Yakında AB'ye ihtiyaçları kalmayacak. İddiaya girerim ki, 10-20 yıl içinde Almanya Başbakanı, yanına Fransız mevkidaşını alıp dizlerinin üstünde Türklere, 'bize katılın' teklifinde bulunacak" demişti.


GE dünyanın ilk akıllı rüzgar türbinini üretti

Rüzgar hızının düşük olduğu bölgelerde birinci sınıf verimlilik ve güç üretimini birleştiren türbin, daha düşük maliyetli elektrik sağlıyor.

Enerji depolama, gelişmiş kontroller ve tahmin algoritmalarının entegre edildiği 2.5-120, GE’nin ilk akıllı rüzgar türbini olma özelliğini taşıyor.

Saniyede on binlerce veri noktasıyla iletişim kurup verileri analiz edebilen 2.5-120, daha yüksek rüzgar santrali enerjisi üretimi, hizmet verimliliği ve yeni gelir kaynakları sunuyor.

GE (NYSE: GE), dünyanın en verimli yüksek çıkışlı ve aynı zamanda da ilk akıllı rüzgâr türbini olan 2.5-120’yi tanıttı. 2.5-120, GE’nin mevcut modeline göre yüzde 25 verimlilik ve yüzde 15 üretim artışı sağlıyor. Rüzgâr hızının düşük olduğu bölgelerde birinci sınıf verimlilik ve güç üretimini bir araya getiren ilk rüzgâr türbini olma özelliği de taşıyor. GE'nin gelişmiş denetimleri, tahmin algoritmaları ve enerji depolama üniteleri olan ilk rüzgar türbini olan 2.5-120’nin ilk prototipi önümüzdeki ay Hollanda'da kurulacak.

Türbinin sağladığı yüksek verimlilik düzeyi ve çıkış, rüzgâr hızının düşük olduğu bölgelerdeki santral işletmecilerine daha yüksek kazanç sağlıyor. Türbinin gelişmiş kontrolleri, 120 metrelik kanadı kontrol ederek, düşük rüzgarlı bölgelerde daha fazla enerji toplanmasını ve daha yüksek güç çıkışı sağlanmasını mümkün kılıyor. Yüksekliği 139 metre olan kule ise türbini Avrupa ve Kanada gibi bölgelerdeki yoğun orman alanları için ideal bir çözüm haline getiriyor.

GE’nin Yenilenebilir Enerjiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Vic Abate, “2.5-120 modelimiz, rüzgarın kesintili esişini kontrol altına almak için Endüstriyel Internet’ten yararlanarak, doğa ne şekilde davranırsa davransın, tüm dünyaya sorunsuz ve öngörülebilir enerji sağlayan ilk rüzgâr türbini konumundadır. Saniyede on binlerce veri noktasıyla iletişim kurup verileri analiz edebilen 2.5-120, aynı adada çevredeki diğer türbinler, servis teknisyenleri ve müşterilerle sürekli iletişim halinde kalabiliyor” ifadesini kullandı. Bu gelişmiş teknoloji, rüzgâr santrallerinde GE’nin mevcut modellerine göre daha fazla üretim sağlıyor, hizmet verimliliğini arttırıyor ve müşteriler için yeni gelir kaynakları yaratıyor.

GE, geçtiğimiz yıl içerisinde, California’daki tesisinde rüzgar enerjisi ve enerji depolamayı başarılı bir şekilde entegre edebildiğini göstermiş ve şebekeye öngörülebilir miktarda enerji sağlamıştı. 2.5-120, aynı zamanda gelişmiş kontrol teknolojisi sayesinde gürültü emisyonunu en aza indirerek en katı gürültü gereksinimlerini de karşılıyor. Bunun yanısıra yeni rüzgâr türbini IEC Wind Class III ve DIBT WZ2 standartlarına göre de optimize edilmiş durumda. 2.5-120, 50 ve 60 Hz uygulamalar için kullanılabiliyor.
 

Sanko 2013'te Bursa'ya rüzgar enerjisi santrali kuracak

Sanko 2013'te Bursa'ya rüzgar enerjisi santrali kuracak

Temiz enerjiye yoğunlaşan Sanko 2013’te Bursa RES yatırımı ile 1.7 milyar kWh'lık gücünü 2.7milyar kWh'a çıkaracak.
BURSA - Sanko Holding bünyesinde 2006 yılında kurulan Sanko Enerji, 2013 yılında Bursa'da gerçekleştireceği rüzgar enerjisi santrali yatırımı ile 1.7 milyar kWh'lık enerji gücünü 2.7 milyar kWh'a çıkarmayı hedefliyor. Sanko Enerji, tamamen yenilenebilir kaynakları kullanan ve temiz enerji üreten yatırımlara yoğunlaşacak. Rüzgar ve hidroelektrik enerji santrallerinin yanı sıra jeotermal ve diğer alternatif kaynaklar kullanan santralleri de planlarına ekleyen Holding, enerji yatırımlarına 2013'te de devam edecek.
Sanko Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Sanko Enerji Satış ve Pazarlama Grup Başkanı Turgut Konukoğlu, 2013 yılında yapılması planlanan 7 rüzgar santrali ile yıllık elektrik üretimini 950 GWh mertebesine ulaştırmayı hedeflediklerini açıkladı. Konukoğlu, "Sanko Enerji'nin sahip olduğu 4 hidroelektrik ve 1 rüzgar santrali ile 512 MW kurulu gücüyle tamamı yenilenebilir kaynaklardan yılda 1.7 milyar kWh temiz enerji üretiyoruz. 2011 yılı içerisinde toplam gücü 313 MW olan 7 rüzgar santrali ihalesi kazanıldı. 2013 yılı için öngördüğümüz 313 MW  kurulu güce sahip olacak 7 adet santralin yapılması ile yıllık elektrik üretiminin 2650 GWh mertebesinde olması hedefleniyor. Amaçladığımız bu yatırımlar Karaman, Bursa, İzmir, Çanakkale ve Kırklareli'de olacak" dedi.

"Tekstildeki ağırlığımızı koruyoruz"
Sanko Holding'in son yıllardaki yatırımlarının ağırlıklı enerji ve çimento sektörlerinde olduğunu anlatan Turgut Konukoğlu, "Ancak tekstildeki ağırlığımızı da koruyoruz. Bizim kuruluşumuz 1904 ve o günden beri en iyi bildiğimiz iş tekstil olmuştur. Bunu hiçbir zaman göz ardı edemeyiz" ifadelerini kullandı. Konukoğlu, "Halihazırdaki tesislerimizin büyümesi öncelikli hedeflerimiz. Enerjide Bursa ve civarında yatırımlarımız söz konusu. Öncelikli yatırım planlarımız enerji sektörüne olacak" şeklinde konuştu.

Kriz dönemlerinde büyüdük"

Sanko Holding'in kriz dönemlerinde yaptığı yatırımlarla büyüdüğünü anlatan Turgut Konukoğlu, "Kriz dönemleri hem tehdit hem de fırsat doğurur. Doğru stratejiler, mevcudu doğru değerlendirme ile gerek krizlerde gerekse pazarların durgun olduğu dönemlerde tehdit olarak ifade edilen süreçler fırsat ve faydaya çevrilebilir. Sanko olarak bu dönemlerde büyümeye devam ediyoruz" dedi. 12 sektörde yaklaşık 14 bin çalışanıyla, daha çok yatırım, daha çok üretim ve daha çok istihdam sağlamayı hedefleyen Sanko Holding, enerji, çimento ve tekstil yatırımlarının yanı sıra Vicem Yat Sanayi, Nestle Su ile gıda; Başak Traktör ile de tarım sektöründe adını duyuruyor.

Kaynak: http://www.dunya.com/sanko-2013te-bursaya-ruzgar-enerjisi-santrali-kuracak-176164h.htm

Limak Enerji, ABK Enerji ile rüzgar enerjisi alanında işbirliğine gitti.

 Limak Enerji, ABK Enerji ile rüzgar enerjisi alanında işbirliğine gitti.

ABK Enerji'nin Aydın'da bulunan 30 MW gücündeki Söke-Çatalbük Rüzgar Enerjisi Üretim Santrali'nin, 2013 yılı boyunca üreteceği tüm enerjinin Limak Enerji'ye satışı için bir anlaşma imzalandı.

Limak Enerji Ticareti A.Ş. CEO'su Birol Ergüven "Anlaşma ile birlikte santralin tüm dengesizliklerini de biz yöneteceğiz. Böylece hem tüm sistemin daha iyi işlemesine katkıda bulunacağız hem de rüzgar belirsizliğinden doğan maliyetleri düşüreceğiz" dedi.

Ergüven, hidroelektrik santrallerinin yanı sıra rüzgar enerjisinde de büyük bir portföy sahibi olduklarını, tüm yenilenebilir enerji kaynaklarına büyük önem verdiklerini söyledi. ABK Enerji ile yapılan anlaşma sonrasında portföyü bir üst seviyeye taşıdıklarını söyleyen Ergüven, elektrik enerjisi sektöründe birçok değişikliğin olduğu bu dönemde, uzun vadeli tedarik anlaşmalarının enerji ticareti şirketlerinin risklerini yönetmesi için çok önemli olduğunu ve örnek teşkil ettiğini belirtti.

Limak Enerji, ABK Enerji ile yaptığı anlaşma çerçevesinde sadece Söke-Çatalbük RES'in ürettiği enerjiyi değil, aynı zamanda dengesizliklerini de yönetecek. Özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı santrallerin üretebilecekleri net enerji miktarının hatasız olarak tahmin edilmesinin mümkün olmadığını söyleyen Birol Ergüven, yapılan pozitif ya da negatif tahmin hatalarının da enerji sisteminde dengesizlik yarattığını iletti. Ergüven "Sahip olduğumuz 'Dengeden Sorumlu Grubumuz', birçok farklı tipteki santralin dengesizliklerini tek bir çatı altında topluyor. Farklı portföyleri yöneterek toplamda daha az dengesizlik yaratan bir grup oluşturuyoruz. Bu sayede sistemin daha düzgün işlemesine katkı sağladığımız gibi grup içindeki dengesizliklerden doğan maliyetleri de düşürmeyi hedefliyoruz" dedi.

"DENGESİZLİK MALİYETLERİNİ EN AZA İNDİRECEĞİZ"

Rüzgar enerjisi alanında 2000 yılından beri çalışmalarını sürdüren ABK Enerji sahip olduğu 30MW gücündeki Söke-Çatalbük RES'in yanısıra 25 MW kapasiteye sahip Çatalbük RES projesini de 2014 yılında devreye almayı amaçlıyor. Çalışmalarına hızla devam eden ABK Enerji'nin Yönetim Kurulu Başkanı Ünal Kabaca Limak Enerji ile yaptıkları anlaşmadan dolayı mutlu olduklarını, anlaşma ile birlikte PMUM'da (Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezi) oluşan yüksek dengesizlik maliyetlerini de en aza indireceklerini söyledi.

Wednesday, January 30, 2013

Star speakers to shine at EWEA 2013

What do energy ministers, the vice-president of the European Parliament, chief economists, heads of international renewable energy agencies and renewable company CEO’s have in common? They are all speaking at the Opening Session at EWEA 2013.

Speakers on Monday 4 February include Fatih Birol (IEA), Anni Podimata (European Parliament), Arthuros Zervos (EWEA), Francesco Starace (Enel Green Power), Pat Rabbitte (Irish Min. for Energy), Hasan Murat Mercan (Deputy Turkish Min. for Energy), Adnan Amin (IRENA) and Christian Kjaer (EWEA).

This is only one of the high-level sessions at the EWEA Annual Event. At the “High Level Panel: Boom and Bust” on Tuesday at 9.00, Artur Rozycki, CEO, ENEA, Thomas Torda, CEO, Energie Burgenland Green Power, Rasmus Vinge, Head of Renewables, Danske Commodities, Gernot Blanke CEO, WPD, Artur Trindade, Secretary of State of Energy, Portugal and Christian Egal, CEO, EDF Energy Renewables will address the critical issues in wind energy markets across the continent. “How are support mechanisms in different markets changing in the face of economic crisis, budget deficits and electricity demand?”, “How do these developments play out at a regional level?”, “Will the booming North, and in particular offshore wind, help offset the loss of ground in southern Europe?”, “Will Eastern Europe fulfil its potential in wind energy, or do developers need to look even further afield?” are all topics up for discussion.

On Wednesday 6 February, the CEO Panel “Tough Times” features Stephan Ritter, General Manager, GE Renewable Energy Europe: Jukka-Pekka Mäkinen, President & CEO The Switch; Lars Bondo Krogsgaard, Chief Customer Officer, Nordex; Jean Huby, CEO, Areva Wind; Alfonso Faubel, CEO, Alstom Wind Energy and Jan Kjaersgaard, CEO (EMEA), Wind Power Division, Siemens Energy. The CEO’s will discuss questions like “What does the future hold for wind turbine manufacturers in Europe?”, “With the financial crisis still impacting the wind industry, are we likely to see further consolidation among European manufacturers?” “Or do niche markets still exist, and are they enough to sustain smaller manufacturers?”.

Beyond Europe, at 11.00 on the final day of the event, will explore the various challenges and opportunities available in wind energy development outside of Europe, through a wide range of speakers bringing a global perspective. Presenters will examine markets at both regional and national level, and look at the diverse stages of development that wind power is experiencing on a global basis. Participants will be offered an insight into the risks and rewards from operating outside of Europe at a personal, company and national level. Speakers include David Williams, GL Garrad Hassan, United Kingdom, Steen Broust Nielsen, MAKE Consulting, Denmark, Yoshinori Ueda, Japan Wind Energy Association, Steve Sawyer, Secretary General, Global Wind Energy Council, Belgium and Chris Forres, Canadian Wind Energy Association.


Ref: http://www.ewea.org/news/detail/?tx_ttnews[tt_news]=2020&cHash=8d23d024961c32da239827c079051808

Söke"de Rüzgar Enerji Tribünleri Üreticinin Başına Dert Oldu

Söke"de Rüzgar Enerji Tribünleri Üreticinin Başına Dert Oldu

Söke’ye bağlı Yenidoğan beldesine kurulan rüzgar enerjisi tribünleri, aşırı yağışların etkisi ile birleşerek üreticilerin başına dert oldu.

Suyu taşımada yetersiz kalan büzlerin baraj oluşturmasıyla meydana gelen taşkın, yaklaşık bin dönüm araziyi tehdit ediyor.

Tribünlere geçiş için tahliye kanalı üzerine yapılan yolların altına suyun geçişi için döşenen büzler yetersiz kalınca yaklaşık 150 dönüm arazi sular altında kaldı.

Yıllarca daha kuvvetli yağışlar olmasına rağmen böylesi bir durumla karşılaşmadıklarını, rüzgar enerjisi tribünlerine yol açmak için D-19 tahliye kanalının üzerine yapılan geçişlerin altına monte edilen büzlerin yetersiz kalarak baraj oluşturduğunu belirten üreticiler; bu durumun yaklaşık bin dönümlük ekilen araziyi tehdit ettiğini savunuyor.

Söke'de dün gece saatlerinden meydana gelen aşırı yağışlar sonrasında D-19 tahliye kanalı üzerindeki büzler yetersiz kaldı. Suyu taşıyamayan kanal taşarken, çevresindeki arazileri sular altında bıraktı. Gece saatlerinde Söke Ovası Sulama Birliği ekiplerince yapılan çalışmada tahliye kanalının büzlerin bulunduğu noktası iş makineleriyle temizlenerek, suyun geçişi hızlandırıldı.

Yenidoğan beldesi, beldenin Özbey mahallesi, Savuca beldesi ve Söke’nin Sanayi bölgesinin yağmur suyunun da bu tahliye kanalına deşarj edildiğini belirten Söke Ziraat Odası Meclis Başkanı Kemal Göven; rüzgar enerjisi üretimi yapan şirket ABK enerji yetkilileri ile görüştüklerini ve sorunun bir köprü inşası ile çözülebileceğini dile getirdiklerini söyledi. Yetkililerden sorunun çözümü için ilgi isteyen Kemal Göven; “Son birkaç yıldır bu alanda pamuk ekimi yapmaya bile korkar olduk. Kanal üzerine yapılan büzler yetersiz kalıyor. Akşamki yağış sonrası verimli ve ekili araziler sular altında kaldı” dedi.

“YOĞUN YAĞIŞ ETKİLİ”

Söke ve çevresi dün akşam saatlerinde devam eden ve bir süre dolu ile karışık olarak sabah saatlerine kadar süren sağanak yağışın etkisi altındaydı. Edinilen bilgiye göre metrekareye 93 metreküp su düştüğü öğrenildi.


Kaynak: http://www.haberyurdum.com/haber/347088-sokede-ruzgar-enerji-tribunleri-ureticinin-basina-dert-oldu.html

Friday, December 28, 2012

EWEA 2015 İstanbul’da Yapılacak

EWEA 2015 İstanbul’da Yapılacak

Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği’nin her yıl farklı bir ülkede yaptığı Avrupa Rüzgar Enerjisi Kongresi (EWEA 2015) 2015 yılı mart ayında İstanbul’da yapılacak.

Uzun zamandır uğraş verilen Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği Kongresi adaylık süreci ile ilgili çalışmalar sonuç verdi. Brüksel Belçika’da 12.12.2012 yapılan, EWEA Yönetim Kurulu toplantısında EWEA 2015’ in İstanbul, Türkiye de yapılması yönünde karar çıktı.
Önümüzdeki yıl 4-7 Şubat 2013’te Avusturya’da gerçekleşecek kongre, 2014 yılında İspanya’da ve 2015 yılında ülkemizde gerçekleşecek.

Rüzgar enerjisi sektörü ve ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacak bu kararın sektöre hız katacağını vurgulayan TÜREB Başkanı Mustafa Serdar Ataseven, başvuru sürecinden sonra tüm yönetim kurulu üyeleriyle birlikte süreci takip altına alarak her fırsatta Türkiye’nin rüzgar potansiyelini anlatmaya çalıştıklarını belirtti. TÜREB Başkanı Ataseven, Kasım ayındaki TÜREK 2012 kongresinin başarılı geçmesinin de sürece katkısı olduğuna dikkat çekerek, başta Bakanlığımız olmak üzere emeği geçen herkese ve tüm üyelerimize teşekkür ediyoruz şeklinde konuştu.
Bu kararın yanında sevindirici başka bir gelişmenin de olduğunu sözlerine ekleyen Ataseven, İlk defa başka bir ülkenin Bakanı kendi ülkesinin dışındaki bir kongrede açılış konuşmalarında yer alacak. Enerji Bakanımız 2013 yılındaki Avusturya kongresinde açılış konuşması yaparak, bir ilke imza atmış olacak” dedi.

Rüzgar ile 500 milyon euro büyüme

Rüzgar ile 500 milyon euro büyüme

Artan enerji yatırımları, özellikle de rüzgar enerji santrallerine yönelik yatırımlar, enerjide proje taşımacılığının her geçen daha da büyümesini sağlıyor.

Türkiye’de rüzgar enerjisinde mevcut kurulu gücün 2 bin MW, lisans verilen gücün ise 8 bin MW civarında olduğuna değinen Hareket Proje Taşımacılığı ve Yük Mühendisliği Genel Müdürü Engin Kuzucu, bu rakamın 2015`te 15 bin MW`a; 2020`de ise 20 bin MW`a yükselmesi beklendiğinin altını çiziyor. Kuzucu, özellikle rüzgar enerjisi santrallerine yapılacak yatırımların taşımacılık sektöründe en az 500 milyon Euro büyüme yaratacağının altını çiziyor.
Enerji lojistiği alanında Türkiye’deki Pazar payının büyük bir kısmına sahip olan ve 2012 yılında taşımacılık sektörünün Oscar’ı sayılan ESTA 2012 Mükemmeliyet Ödülü`nü alan Hareket’in bugüne kadar Türkiye`de taşıma ve montajını gerçekleştirdiği rüzgar enerjisi yatırımları 947 MW`a ulaşıyor. Yüzde 45 pazar payına sahip Hareket, rüzgar enerjisi projelerinin büyük çoğunluğunu Ege, Akdeniz ve Marmara bölgelerinde gerçekleştiriyor. Son 3 yıl içinde ekipman ve çalışan kadrosuna 25 milyon euroluk yatırım yapan Hareket, mevcut projelerinin de tamamlanmasıyla bu rakamı 1000 MW’ ın üzerine a çıkartacak.

Rüzgâr enerjisiyle mayını imha ediyor

Rüzgâr enerjisiyle mayını imha ediyor

Afganistan’dan 14 yaşındayken ailesi ile Hollanda’ya göç eden 29 yaşındaki Mesut Hassani, her yıl binlerce kişinin ölümüne veya sakat kalmasına neden olan kara mayınlarını etkisiz hale getirmek için rüzgâr enerjisi ile hareket edebilen, her tarafında zemini kapsayan yuvarlak bir cisim geliştirdi.

Tasarım Akademisi’nde hazırladığı projesinin kara mayınları ile mücadelede önemli sonuç vereceğini belirten Mesut Hassani, bugüne kadar yapılan denemelerden olumlu sonuç alınan, her bir yuvarlak cismin 4 mayına kadar etkili olduğu bu tasarımın önümüzdeki şubat ve mart ayında Avrupa ve Amerika’da tanıtılarak uluslararası destek isteneceği ifade edildi. İnsan ağırlığında olan ve döndükçe zemine ayak ile basılmış gibi toprak altındaki mayını patlatan bu çalışmanın kısa sürede olumlu sonuçlar verebileceği kaydedildi.

Limak Enerji ve Karesi Enerji Elektrik Satış Anlaşması İmzaladı

Limak Enerji ve Karesi Enerji Elektrik Satış Anlaşması İmzaladı

Limak Enerji ile Yırcalı Grubuna ait Karesi Enerji, Manisa'da kurulu olan 45MW gücündeki Akhisar Rüzgar Enerjisi Santrali'nin 2013 yılı boyunca üreteceği tüm elektriğin satışına ilişkin anlaşma imzaladı Limak Enerji ile Yırcalı Grubuna ait...

Limak Enerji ile Yırcalı Grubuna ait Karesi Enerji, Manisa'da kurulu olan 45MW gücündeki Akhisar Rüzgar Enerjisi Santrali'nin 2013 yılı boyunca üreteceği tüm elektriğin satışına ilişkin anlaşma imzaladı Limak Enerji ile Yırcalı Grubuna ait Karesi Enerji, Manisa'da kurulu olan 45MW gücündeki Akhisar Rüzgar Enerjisi Santrali'nin 2013 yılı boyunca üreteceği tüm elektriğin satışına ilişkin anlaşma imzaladı. Bu anlaşmayla birlikte rüzgar enerjisi tedarik portföyünü 96 MW'a çıkardıklarını belirten Limak Enerji Ticareti A.Ş. CEO'su Birol Ergüven, elektrik enerji piyasasında bu tarz anlaşmaların önemine dikkat çekerek, "Enerji piyasasının serbestleşmesi ile toptan satış şirketlerinin devreye girmesi tüketicilere daha ucuz enerji temini fırsatı olarak yansıyor" dedi.

Limak Enerji, Karesi Enerji ile Akhisar Rüzgar Enerjisi Santrali için elektrik satış anlaşması imzaladı. Limak Enerji, Manisa'da kurulu olan 45 MW gücündeki santralin yıl boyunca üreteceği tüm elektriğin satışını yapacak. Limak Enerji'nin Karesi Enerji ile yapmış olduğu bu anlaşma sayesinde rüzgar enerjisi tedarik portföyünü 96 MW'a çıkartarak, 100 MW seviyesine yaklaştığını belirten Limak Enerji Ticareti A.Ş. CEO'su Birol Ergüven, elektrik enerji piyasasında, istikrarlı büyüme ve kaynak çeşitliliği sağlamak için yaptıkları bu anlaşmanın sadece Limak Enerji için değil sektör için de büyük önem taşıdığını söyledi. Enerji piyasasının serbestleşmesinin tüketicilere daha ucuz tedarik fırsatı olarak yansıdığını kaydeden Ergüven, bu imkanın toptan satış şirketleri sayesinde nihai tüketiciye ulaştığını belirtti. Ergüven, "Toptan satış şirketleri ne kadar çok ve çeşitli alım anlaşmaları yapabilirse, bu anlaşmaları serbest tüketicilere daha uygun koşullarda daha fazla enerji sağlamak için kullanabileceklerdir" dedi.

Sektörün daha sağlıklı ve hızlı gelişebilmesi için, farklı kaynaklara yatırım yapmış enerji üreticileri ile toptan satış şirketleri arasında çok daha fazla sayıda ve uzun vadeli elektrik alım anlaşmalarının yapılmasının bir zorunluluk olduğunu belirten Ergüven, şöyle devam etti:
"Toptan satış şirketleri çok farklı üretim kaynaklarını ve tüketicileri tek portföy altında toplayarak, genel anlamda sistemin dengelenmesine ve maliyetlerin düşürülmesine katkı sağlamaktadır. Üreticiler son derece değişken ve öngörüsü zor olan bir alanda, maliyet açısından dengesizliklere maruz kalmadan uzun vadeli ve öngörülebilir gelir imkanına kavuşmaktadır. Yatırımcılar da daha kolay ve avantajlı şekilde finansman bulmaktadır."
-"YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARINDAN ELEKTRİK ÜRETİMİ, TÜRKİYE'NİN ENERJİ İTHALATINDA OLUŞAN CARİ AÇIĞININ AZALMASI YÖNÜNDE KATKI SAĞLIYOR"

Karesi Enerji Genel Müdürü Orhan Kurt ise "Rüzgar santrallerinin değişken bir üretim profiline sahip olması nedeniyle, son tüketiciye elektrik satışı yapmak yerine santralimizin bir yıllık elektrik üretimini ikili anlaşma ile bir toptan satış şirketine satarak, üretim ve gelir tarafındaki risklerimizi yönetmeyi tercih ettik. İkili anlaşmaların, sektörün üretim ve ticaret tarafında yer alan şirketlerin ortak çıkarlarının buluştuğu bir piyasa aracı olduğunu düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. Yenilenebilir enerji kaynaklarına da değinen Orhan Kurt, "Yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi, karbon salınımlarını azaltması yanında ülkemizin enerji ithalatında oluşan cari açığının azalması yönünde de katkı sağlamaktadır. Grubumuz, yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı projeler geliştirerek bu yönde katkı koymaya çalışmaktadır. Her biri tek başına küçük kapasiteli olarak görünen bu santrallerin, bir araya geldiğinde ülkemize büyük katkı oluşturduğu gözardı edilmeyerek her birine destek olunması gereklidir. Bu alanda faaliyet gösteren yatırımcılarımız, özellikle çevre konusunda hassasiyeti yüksek vatandaşlarımızdan ve çevre konularında faaliyet gösteren derneklerimizden destek beklemektedir" şeklindeki görüşlerini ekledi. - Ankara

AB yerli enerjiden rahatsız

AB yerli enerjiden rahatsız

Avrupa Birliği, rüzgar ve güneş enerjisinde yerli üretimi geliştirmeyi amaçlayan yeni teşvik sisteminin Gümrük Birliğine aykırı olduğu gerekçesiyle Türkiye’den savunma istedi. Türkiye verilen teşviklerin AB bütçesinden gelmediğini belirterek, soruşturmanın kapsam dışına çıkarılması gerektiğini savundu.

Türkiye'deki elektrik santrallerinin toplam kurulu gücü 56 bin MW seviyesinde. Bu santrallerin 2000 MW'lık bölümü rüzgâr santrallerinden oluşuyor. Yani Türkiye'de üretilen her 100 birim elektriğin yüzde 4'ü rüzgâr santrallerinden geliyor. Önümüzdeki on yıl içinde rüzgâr santrallerinin toplam büyüklüğünün 20 bin MW'e çıkarılması planlanıyor. Yani Türkiye'de üretilen her 100 birim elektriğin 20 birimi rüzgâr enerjisinden karşılanacak. Uzmanların verdiği bilgilere göre sadece rüzgar santralleri için 30 milyar dolarlık ekipman ihtiyacı söz konusu. Buna güneş ve jeotermal de eklendiğinde ortaya 50 milyar dolarlık büyük bir pasta çıkıyor.

Vatan gazetesinden Ufuk Şanlı'nın haberine göre; Enerji Bakanlığı, cari açığın büyümemesi ve Türkiye'de yenilenebilir enerji alanında güçlü bir endüstriyel altyapı oluşması için yerli üretimi öne çıkaran bir teşvik sistemi hazırladı. Buna göre rüzgar enerjisinde kilowatt başına 7.3 dolar/cent olan alım garantisi yerli ekipmana dayalı üretim sistemleri kullanılması halinde yüzde 50 artışla 11 cente kadar çıkıyor. Aynı şekilde güneş enerjisinde 13.3 dolar/cent olan tarife fiyatı yüzde 45 artışla 19.2 cente yükseliyor.
İşte bu adım Avrupa Birliği'nde (AB) büyük bir rahatsızlığa neden oldu. AB, Türk hükümetinin uygulamaya koyduğu yeni teşvik paketinin yatırımcılar arasında ayrıma neden olduğu ve bu durumun Gümrük Birliği Anlaşmasına aykırı olduğunu savunarak, Türkiye'den savunma istedi. Bu gelişmeler üzerine Ankara harekete geçti ve Türkiye'nin gerekçelerini anlatmak üzere Brüksel'e bir heyet gönderdi.

Gelişmeleri doğrulayan Enerji Bakanlığı kaynakları, "Türkiye, Dünya Ticaret Örgütü ve AB gibi kuruluşlarla bugüne kadar son derece uyumlu hareket etti. Yatırımcılar arasında ayrıma neden olduğu gerekçesiyle açılan bu soruşturmanın ana gerekçesi yerli üretime olduğundan daha fazla teşvik verilmesi. Türkiye'nin bu konuda attığı adımların tek bir amacı var; o da yenilenebilir enerji alanında güçlü bir endüstri kurulması. Rüzgar türbini veya güneş paneli üretmeyen bir ülke bu alanda nasıl iddialı olabilir ki?" bilgisini verdi.

ORTAK ÜRETİM OLABİLİR
Lisanssız Elektrik Üreticileri Derneği (LİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Kıroğlu, sorunun çözümü için AB ve Türk şirketlerinin işbirliğine gitmesi gerektiğini söyledi. Kıroğlu, "Avrupalı üreticilerin üretimlerini burada hayata geçirebilmeleri için bu destekler büyük bir fırsattır. Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığını azaltması için de, yerli üretimin gelişmesi şarttır. Kendi enerji üretim sistemlerimizi, kendi maliyetlerimiz ile ülkemizde üreterek, bu konuda ciddi ve kalıcı çözümlere ulaşabiliriz" diye konuştu